O zamanlara ait münasebetler,dostluklar kıyafetler, gelenekler,
tekrar gözler önüne geldiğinde bir sürü güzel şey hatırlanır, hatırlatır
O zamanlar bir başkaydık daha dayanışmacıydık, düşlerin peşindeydik

O zamanlar, O hatıralar hatır istiyor, işte geçiyor bir bir
Okuldan arkadaşlarımızla birlikte çıkar, oynaya,zıplaya yürürdük.
O zamanlar Servis falan yoktu, okula servisle değil buluşarak giderdik.
Okul dönüşü çantalarımızı kaldırımlara koyar oyuna dalardık.
”Yerli malı-yurdun malı“ haftaları kutlardık
Bayram sabahları yeni elbiselerimizi giyerdik sevinçle.

Mahalle de gezen fotografcı amcadan siyah -beyaz fotoğraflar çektirirdik.

Yazlık sinemalarına gider Yılmaz Güney filmleri seyrederdik.

Akşamları dinlediğimiz Işık Yenersu, Orhan Boran ve Halit Kıvanç sanki evimizden biriydiler.

İspanyol paça pantalonlar, geniş yaka ceketler.

O yeni kumaşların enfes kokuları sarardı etrafı.

Oturma odasında Auer sobanın üzerinde ekmek kızartır, çay pişirirdik.

Akşamları keyifle kestaneleri soba üzerine dizer, küllerinin içine patates koyardık.

Elektrikler kesilince gaz lambası ve lüks yakardık.

Treleybüsler işlerdi İstanbul’da, elektrikler kesilince yolda kalırdı..

Sakızlarımızdan çıkan „artis“ resimlerini biriktirirdik..

Beyoğlu’na gider Artisleri gördüğümüzde sevinirdik

O zamanlar. Yılmaz Güney, Ayhan Işık, Fecri Ebcioğlu, Belgin Doruk, Türkan Şoray çok meşhurdu

Haşırtılı Plaklarda, Aşık Daimi, Aşık Mahzuni, Ali Kızıltuğ, Zeki Müren evlere konuk olurdu.

Kemalettin Tuğcu’nun öksüz’üne ağlardık.
Yasar Kemal’in İnce Mehmet’in de cesaretlenirdik.
Teksas, Tommiks, Zagor, Red kit okur okuduklarımızı birbirimizle değiştirirdik.
O zamanlar misket, tommik, yakar topu, körebeyi, ip atlamayı,
çivi çakmayı, uzun eşek, seksek oyunları vazgeçemediklerimizdi,
Uçurtmaları gazetelerden yapardık, hele birde renkli kağıt bulursak çok sevinirdik.
Bilyelerden kendimize göre araba üretirdik yollar bizim olurdu.
O zamanlar boş arazilerde iddalı futbol maçları oynardık.
O hatıralar da gazoz kapaklarında sevgilimizin ismini toplamak bir başka aşktı.
O zamanlar kış hazırlığında odun kömür alan komşularımızla birlikte taşırdık.
O zamanlar tornavidayla çubuklara sarılan rengarenk macunlar alır yerdik.
O zamanlar salepçi, bozacı, yogurtçu, sütçü, pamukcu, kalaycı mahallelerde dolaşırdı.

Çıngıraklı sesleriyle sokaklar şenlenirdi.
O zamanlar kahvehanelerde masa üstlerine konan sandalyelerde halk ozan’larının
atışmalarını dinlerdik.
O zamanlar sokaklarda okunan destanlara bazen güler bazen hüzünlenirdik.
O hatıralar da çimenlere uzanıp papatyadan seviyor sevmiyor diye kendimize pay çıkarırdık.
O zamanlar Rumeli havaların da, Horan ve Halay’da farklılığın zenginliğini yaşardık.

O zamanlar derneklerde çayı demler, zeytin-ekmek-peynir paylaşırdık.
O zamanlar grev çadırlarındaydık, 68 kusağının öğrencileriydik.
Demokratik lise ve özerk üniversite mücadelesinde ön saflardaydık.
O Zamanların, O hatıraların aşkı ve düşüyle…

Author: Erdal Boyoğlu