Barış Araştırmaları Enstitüsü’nden Susan Jackson’a göre, ’‘silah sanayii yaşanan küresel mali krizden zerre kadar etkilenmemiş görünüyor. Zira silahlara olan ilgi hiçbir zaman eksilmiyor. Dünya çapında silahlara her yıl yaklaşık 1 buçuk trilyon dolar harcanıyor‘‘
Kendini Bilmek; Bilgidir, Öğrenmektir ve Sorgulamaktır!
Silahlar-savaşlar , dünyanın başka yerlerinde bazı insanlar(devletler) bilerek ve isteyerek, binlerce , yüzbinlerce, milyonlarca insanı öldürüyor. Birileri emir veriyor. Birileri uçağa binip, insanların, evlerin, ormanların üzerine bombalar yağdırıyor. Birileri ellerinde ağır otamatik silahlarla insan öldürüyor. Birileri tarafından buldozerlerle tanklarla evler yıkılıyor. Bir başka güçler tarafından, bombayla, nükleer  kimyasal bombalarla insanlar öldürülüyor. Afrika’da  açlıktan ölende insan. Kürdistan’da, Filistin’de, Suriye’de, Ruanda’da öldürülende insan.
Füzelerden, Uçaklardan, helikopterlerden atılan bombalarla, roketlerle, sokaklarda makineli tüfeklerle öldürülenlerin sayısını kim merak ediyor? İnsansız savaş uçaklarının öldürdüklerini kim merak ediyor? Ekmek parası kazanmak için çırpınan gencecik bedenleri  Roboski‘ de bombalayanları kim sorguluyor? Kim merak ediyor? Savaşta ölenlere, açlıktan ölenlere neden kimse üzülmüyor, evleri Wan depreminde yıkılanlara, Wan depreminde ölenlere neden birileri özülmüyor? Nükleer silahları üretenler kimlerdir? Neden, Emperyalistlerin ürettiği   ağır nükleer silahlar ve Napalm  gaz bombaları merak edilmiyor? Neden hep mazlumlar ve yoksullar suçlu görülmek istenmektedir.?Neden yoksullar seslerini çıkarmıyor?Neden, insanlık, silahlanmaya ve savaş araçlarına karşı çıkmıyor? Neden, ABD’nin yalan ürettiği medyaya  inanıyorlar? Neden uluslararası savaş tacirlerinin sattığı ağır silahları kimse merak etmiyor? Niçin, kimyasal silahlar üretilmektedir?Neden, teknolijik üstünlüğü elinde bulunduran emperyalist devletler  ayrıcaklı oluyorlar? Neden onların yalanlarıyla ülkeler işgal ediliyor? Neden savaş tacirlerine karşı insanlık suskun kalıyor?
Türkiye’de, Kürdistan’da, Suriye‘de,Filistin’de, Afganistan’da buldozerler, tanklar yoksul evleri yıkıyor. Yoksul yerleşim alanlarını yerle bir ediyor. Yoksulların evsiz kalması kimseleri neden üzmüyor? Afrika’da aç kalan kadınları, çocuklarına bir şey yediremeyen anneleri, açlıktan  ölen bebeleri neden kimse merak etmiyor? Şeriat hukukunu Allah’ın edebi yerinin, değiştirilemez ve vazgeçilemez düzeni olarak algılayanlar, eşitsizlik ve haksızlık olduğunda niye kadere sığınıyorlar?Din adına sığınan insanların günlük yaşamında haksız, saygısız, kindar ve hoşgörüsüz olmasını, kim ne kadar merak ediyor? Şeriat adına insanın kafasını Allahu ekber nidalarıyla kesenler, allahın anlamını yitirenleri kim ne kadar  merak ediyor. Tecavüze uğrayan kadınların taşlanarak öldürüldüğü bir yerde kim  ne kadar Allah’a sığınabilir?  Allahın verdiği canı Allah alır diyen güzelliği, cennet kadınların ayağı altındadır diyen kutsallığı kim ne kadar merak ediyor? Halep’de 13 yaşında ki kızın kafasını, allah adına kesen caniliği kim ne kadar sorguluyor?
Fakir olan, çaresiz olan, yardım bekleyen,aç olan, elini açan yoksulların  çoğunun geri bıraktırılmış ülkelerden olması takdiri ilahimidir? Müslüman ülkeler arasında savaşları çıkaran kimlerdir. Her iki tarafında birbirlerine Allah Allah diye saldırmalarının nedenini kim ne kadar merak ediyor? Müslüman iki ülkenin savaşı takdiri ilahimidir? Ortadoğu’da, camilerin bombalanması, sokaklara, parklara, pazarlara yapılan bombalı saldırıları kim ne kadar merak ediyor? Canlı bombanın yada intihar eylemcilerinin Müslüman ülkelerde yaygın olması bir tasadüfmüdür? Yoksa müslümanların birbirine düşmanlığımıdır? Müslüman ülkelerinde çok lüks yaşamdan kaçınmayan, her türlü zevki alem içinde yaşayanların bu ayrıcalıklı yaşamı caizmidir?  Günde 110 bin insan açlıktan ölüyor bunun 30 bini çocuk. Bu vahşeti kim sorgulamaktadır!.. Kimin yüreği yanmaktadır!…

Ah bir sorgulasan
Ah bir öğrensen,
İçinden geçecek
O zaman,
Ah insanlık diye

Dünya ABD’nin gaddar, zalim vahşetleriyle  sarsılmaya devam ediyor. Dünyayı sahiplenme duygusunun zevkini çıkarıyor. Bu vahşeti yaratan milyonlarca insanın ölümünden sorumlu olan ve kendini  ‘‘dünyanın tanrısı‘‘ilan eden ABD’nin yaptıklarını kim ne kadar sorguluyor? Yalanlarıyla ülkeler araşı savaş çıkartan, her iki pusuda bekleyen, kan döktürüp silah satan, sermayesine sermaye katan haksız kazançların muhatapları ne kadar merak ediliyor?

Tarih boyunca devletler iktidar alanının devamlı kontrolü adı altında, kendi içlerinde güvenlik veya istikrarlık adına, sınır boylarında veya ötelerinde savunma  adına  yapılan savaşlarda 3,5 milyar insanın ölümünü kim ne kadar merak ediyor?
Dünyada bir milyar insan açlıkla mücadele ederken, ülkelerin silahlanma yarışı ve savunma harcamaları milyar dolarlardan trilyon dolarlara varmasını kim ne kadar merak ediyor?
ABD, silah üretiminde dünyada ilk sırada olması bir tesadüfmüdür?
Silah endüstrisi  ve silah üreticilerinin amacı, insanları zulüm cenderesinde yaşatarak daha çok silah satmak ve daha çok kan ve gözyaşı döktürmektir. Silah endüstrisi sadece savaştır.
Sermaye, savaş ve iktidar gücüdür.  İkinci dünya savaşında Almanların geliştirdiği ve  mevzilerde kullandığı ilk kimyasal silahlar savaşı kazanmak içindi. İlk Atom bombasını Hiroşima ve Nagazaki’ye ABD’de tarafından kullanılması savaş ve iktidar gücünü göstermek içindi.  50 milyon insanın ölümüne neden olan savaşı kim ne kadar merak ediyor?

Kutsal kitaplar, halklar arasında geçen savaşları anlatmaktadır. Yeryüzüne dökülen ilk kitlesel katliamların iktidar mücadelesinden başladığını kim ne kadar sorguluyor? Egemenler arasında kazanmak ya da kaybetmek üzerine koparılan yaygaralar, insanın kaybettiği yaşam değil-midir. Egemenler, ülkeleri işgal ederken, bombalar yağdırırken, bunun nedenlerini kim ne kadar merak ediyor?

İnsanlığa böylesi vahşeti sergileyen  ABD’yi kim sorguluyor? Kim tavır alıyor? Kim merak ediyor? Kitlesel ölümler için başvurulan silah kategorisinde olan kimyasal silahları üretenler  neden üretiyorlar diye kim merak ediyor? Neden  kimyasal silahların yasaklanması için dünya çapında adımlar atılmıyor? Bu silahları üreten emperyalist ülkeler neden ayrıcalıklı oluyor? Neden Amerika nükleer silahsızlanma için imza atmıyor?
Devletler, silah için büyük paralar ayırır, silahların ve savaş giderlerinin bedelini  halktan alınan vergilerle karşılanır.  Ödenen vergilerin bir bölümü ülkenin daha çok silahlanması için kullandığını kim ne kadar merak ediyor?

Amerika Bilim Adamları Federasyonu (FAS)’nun yaptığı açıklamaya göre, 2009 yılı itibariyle 14 ülkede, 111 ayrı bölgede toplam 23,300 nükleer başlık konuşlanmış durumdadır. kaynak.www.fas.org
Güney Lübnan’ın  İsrail tarafından işgali 1982, Falkland Adaları işgali 1982, Grenada’nın   İngiltere tarafından işgali 1983. Panmanın ABD tarafından işgali 1989,  Faransa’nın Çad’a müdahalesi 1988’de olduğunda kim ne kadar sorgulamıştı. Dünya medyası tam bir suskunluk içinde sessiz kalmıştı.
Fransa’nın Güney Pasifikte yapmak istediği atom denemelerini 1995 yılı Eylül-Mayıs arasında 8 yer altı atom denemesi yapacağını Cumhurbaşkanı  Jacgues Chirac açıkdı.
Almanya’nın Göttingen kentinde 500 bilim insanı Fransa‘nn atom denemelerini protesto etti. Avustur’ya medyası imza kampanyası başlatmıştı. (o zamanlar avusturya emekli sandığında çalışıyordum. İmza kampanyasını desteklemek için iş yerinde imza topluyordum, bir Avusturyalı ‘‘ imza toplama işi sana mı düştü‘‘ gibi bir ırkçı yaklaşımla imzasını vermemişti.)
Fransa’ya bağlı Tahiti’nin 1000 km doğusunda küçük bir ada olan Mururuo Güney Pasifik’te 1992 yılına kadar Fransa burada atom denemeleri alanı olarak kullanıyordu.Mururuo’nun yakınındaki Fangataufa’da yeraltı atom denemeleri yapmıştı.
Emperyalist  ülkelerden tutunda, dünyanın en yoksul ülkelerine kadar, silahlanma savunma gideridir.
Silahlar tüm canlıları yok ediyor. Savaş vahşettir savunulacak hiç bir yanı yoktur.
Savaş yeryüzünde insanlığın tarihi kadar eski bir olgudur. Barış ise savaş karşıtlığının değil, savaşmamanın koşullarından kaynaklıdır. Çünkü dünya da en zor şey barışı savunmaktır.
Yaşam ve insanlık için etik olan savaşa karşı olmaktır. aynı zamanda insani olan bir durumdur

Uluslar arası sermayeninin (Emperyalizm) ekonomide yaşanan krizlerin aşılması, çoğu zaman savaş ekonomisi, silah ticareti ve kimi zaman da açık savaş yoluyla gerçekleştirilmektedir. Savaş çözüm yolu olarak ortaya çıkartılmaktadır. 1929‘da Amerikan’ın içine girdiği kriz 1933 yılında Hitleri iktidara getirdi. 1939’da Polanya işgali ile had safaya çıkarıldı. Kapitalizm sürekli krizler yaratan bir sistem olduğu için, sürekli savaşlardan beslenme yoluna gitmektedir.

Kapitalist üretim ilişkileri; silahlanma yarışını başlatmıştır. Ülkeler arasında savaşların artmasını buralarda aramak gerekir. Özellikle, Orta doğu‘daki çatışmaları kaşıyan emperyalist devletlerdir. Dolayısıyla kazanan hep, Silah ihracatı yapan ülkeler olmaktadır.
ABD Kongresi‘nin hazırladığı bir rapora göre, ”ABD 2011 yılında silah satışını bir önceki yıla göre üçe katladı.  ABD’nin en büyük müşterileri ise, Körfez ülkeleri başı çekmektedir. Suudi Arabistan, ABD ile 33.4 milyar dolar değerinde silah anlaşması yapıyor.  4.5 milyar dolarla Birleşik Arap Emirlikleri izliyor.
Körfez’in bir diğer ülkesi Umman’da ABD ile 1.4 milyar dolarlık silah anlaşması yapıyor. Aynı rapora göre, ABD’yi silah satışında son dönemde Suriye politikasıyla Rusya izliyor. Geçen yıl 4.8 milyar dolar değerinde silah satışı yapmış. Silah satan üçüncü ülke ise  Almanya olmuş.
Silahlanma yarışına katılan ülkelerden biri de Türkiye. Türkiye; Kürecik Üssüyle başlayan süreci devam ettiriyor.“NATO toprağı” olan Türkiye NATO tarafından hem korunuyor hemde kullanılıyor.  Almanya, ABD ve Hollanda’dan Patriotlar aldığını Türk medyayası yazdı. Patriot alımından sonra Türkiye; ABD’den 117 adet Sidewinder füzesi almak için 140 milyon dolarlık anlaşma imzalıyor.

Merkezi İsveç’in başkenti Stockolm’de bulunan  Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü(SIPRI); Yayınladığı silahlanma 2001 raporunda 722 milyar doların silahlanmaya harcandığını  açıklıyor. Ve böyle giderse silahlanma yarışının en yüksek boyutlara ulaşacağından söz ediyor.
Dünyada insanlar açlık ve kıtlıktan dolayı can verirken silahlanma için milyarlarca dolar para harcanıyor. SIPRI raporlarına göre, silahlanma yarışının ABD’nin 281 milyar, Rusya 43,9, Fransa 40, Japonya 38,5, İngiltere 37, Almanya 32,4, Çin 27, S.Arabistan 26,6, İtalya 24,7, Brezilya 14,1 Hindistan 12,9, G.Kore 10,2, İsrail 9,1, Türkiye 8,9, dolarla 14 sırada yer aldığı görülmektedir. Raporda, bu rakamların aslında düşük olduğu, çünkü 11 Eylül saldırılarından sonra hükümetlerin  savunma bütçelerine yaptıkları eklerin hesaba dahil edilmelmediği de belirtilmektedir.
Türkiye’nin silahlara aktardağı para, dünya harcamalarının yüzde 1’inin oluştuyor. 2001,BM, Tarım ve Gıda Örgütü (FAO) tarafından İtalya’nın başkenti Roma’da düzenlenen  Dünya Gıda Zirvesi  sonrasında basın toplantısın da  FAO, Genel  Direktörü Jacques  Diouf, ‘‘açlık sıkıntısı çeken insan sayısının 400 milyona indirilmesinin tarihini 2015 yılına bırakmamak gerektiğini söylemektedir. Devamla bakın ne diyor. Egoistlik ve şüpheciliğe karşı, fakirliğe ve açlığa karşı savaşı birlikte kazanacağımızı göstermek için şimdi zamana karşı yarış başlıyor.‘‘ basın toplantısında sorulan cevaplara  ise şöyle yanıt veriyor; Açlığı önleme hedefinde biyoteknolojinin öncelikle bir yer teşkil etmediğini, toprağın Afrika’da sadece yüzde 7’sinin, tüm Asya’da sadece 36’sının, Çin’de yüzde 50’sinin sulama olanağının bulunduğunu beyan ediyor.  Bu toplantıya karşı sivil toplum örgütleri ise FAO’nun zirvesini ‚‘bir hayal kırıklığı‘‘ olarak nitelendirdikten sonra yayınladıkları bildiride ‚‘‘ FAO’nun zirvesinde onaylanan bildiri, 6 yıl önceki hataları yineliyor. Tek çözüm gıdanın üstünlüğü olmalıdır, diye kamuoyunu bilgilendirmektedir.
Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü raporuna göre 2007-2011 döneminde dünyadaki silahlanma oranı 2002-2006 dönemine göre %24 artış kaydediyor. 2011 yılında dünya genelinde askerî harcamalarda yalnızca yüzde 0,3’lük bir artışla silahlanmaya toplam 1 trilyon 738 milyar dolar ayrıldığını açıkladı.
Dünyanın en çok silah satan ülkesi ABD’dir
2011’e ait istatistiklere göre, dünyada en fazla silah satan ülkelerin başında yüzde 30,49 ile ABD geliyor. RUSYA yüzde 23,7 ile ikinci sırada yer alırken, ALMANYA yüzde 9, FRANSA yüzde 7, İNGİLTERE yüzde 4, ÇİN yüzde 3, İtalya ve İsrail de yüzde 2 oranında silah satışı ile sıralamaya giriyor.
Emperyalistlerin pastadan pay kapma mücadelesi tüm hızıyla sürmektedir. Ülkelerin işgal edilme planları yapılmaktadır..
Barış Araştırmaları Enstitüsü’nden görevli olan  Susan Jackson’a  bakın ne diyor. ”silah sanayii yaşanan küresel mali krizden zerre kadar etkilenmemiş görünüyor. Zira silahlara olan ilgi hiçbir zaman eksilmiyor. Dünya çapında silahlara her yıl yaklaşık 1 buçuk trilyon dolar harcanıyor‘‘
Arap ülkelerinde yaşanan ve “Arap Baharı” olarak adlandırılan ayaklanmalardan sonra bu ülkelerin silah alma oranlarının artmasını kim ne kadar merak ediyor?
Avrupa ülkelerinin parlamentolarında orta doğu’ya silah satışı ile ilgili tartışmalar yaşanmasına rağmen herhangi bir engelle karşılaşmamasını kim  merak ediyor? Satışlara devam edilmesini kim sorguluyor?
Silahların yayılması önlenmiyor!
ABD’de bulunan nükleer silah depolama alanları ile  Avrupa’dakiler hemen hemen eşittir. Fransa’da 7, İngiltere’de ise 4 depolama alanı vardır.
ABD’nin, silah satışında ki en önemli müşterisi Suudi Arabistan’dır. Araştırmalara göre Suudi Arabistan her yıl silah için 40 ile 45 milyar Dolar harcama yapıyor.
ABD’nin en önemli silah müşterilerinden biri de Türkiye’dir. Türkiye ABD’nin dışında Avrupa ülkelerinden de ağır silahlar almaktadır.
Ortadoğu’da dinmeyen gerginlik, Ortadoğu projesi çabası içinde olan emperyalist devletler tarafından çıkarılmaktadır. Emperyalizmin hedefi, savaş ve talandır.

İlginç olan şudur ki silah ticaretini yapan ülkelerin Suriye iç savaşında etkili olan devletler başta İngiltere, Fransa Almanya ve ABD’dir. Fransa  cumhurbaşkanın, Suriye’deki ayrılıkçı terör gruplarına açıktan açığa destek çığlıkları kulakları sağır etmiştir.
Emperyalistler tarafından Dünya düzeni yeniden kurulmakla beraber bu kısır döngü  savaşlarla devam etmektedir.   Yeni bir düzen kurulacak diye ne kadar yoksul  halk ölecek bilinmez ama bu olaylar daha önceleri olduğu gibi tarihin kara sayfalarına zalimlerin yaptıkları vahşet diye yazılacaktır.

Silah ve savaş, halkı halka kırdıran, insanı insandan ayıran sorunların başıdır. Allah için savaş diyenler en vahşi yaratıklardır…

ERDAL BOYOGLU

Author: Erdal Boyoğlu