En güzel zenginlik en büyük dostluktur. Tabi ki bunu yaşayarak hissetmek ve hissettirmek en büyük farkındalıktır.

Her daim yoldaşlıklar, arkadaşlıklar ve dostluklar diye bir ilkenin savunulduğunu duyarız sıkca. Gerçekten de, bu ilkeye uyulmazsa, bu yoldaşlıklar, dostluklar ve arkadaşlıklar kalır mı? Arkadaşların dostlukların yozlaştığı, yabancılaştığı bir hayatın inişli çıkışlı yolunda yoldaşlıkların azaldığı, kırılmaların çoğaldığı bir durumla karşı karşıya kaldık.
Düşünsel ve duygusal alanlarda kendimizle barışık olmayı bir türlü beceremedik. Dostlarımızın arkadaşlarımızın yoldaşlarımızın arasında sıcak bir iletişim kuramadığımız gibi hep birbirimizle uğraşmayı bir yaşam saydık.
Sitem bizi tanır… Uzat yüreğini…
Ahmet Kaya’nın hani dostlarına, arkadaşlarına (yalnız bırakanlara) ince bir sitemi vardı ya onun gibi bir şeydir. İnsanın dostları iyi günde ya da kötü günde  yanında olmuyorsa; ihtiyacı olduğu bir an da yanında değilse, bir selamını, bir telefonunu esirgiyorsa bu dostluk olur mu? hasta ise bir geçmiş olsun sözünü esirgiyorsa, hastahanede ziyaretine gitmiyorsa bu arkadaşlık mı?
Etrafımızı yabancılaşmanın ve kırılmanın kültürü sarmış ama büyük sözlere sığınanlar ortalık da dolaşmaya devam ediyor.
O büyük sözler kendi gettolaştırdığı alanların kulvarında dolaşmaya devam ediyor.
Bu sitemim hatıraların hatır istediği bir yaşamın yaşatılmasıdır. Bu sitemim küçümsenen değerlerimizin yıpratılmasınadır.
Yaşanan o güzel hatıralar ; Tabi ki yaşayarak hissetmek, hissettirmek en insani ve en samimi davranış olmalıdır. Hastahane köşelerine ölümcül hastalalığa yakalandıktan  ya da öldükten sonra sahiplenmek değil yaşarken; yaşanan güzellikleri ve hatıraları paylaşmaktır. Öldükten ya da ölümcül hastalığa yakalındıktan sonra iyi şey söylesen ne olur söylemesen ne fark eder.
Bizler hatırı olmayan, tüm hatıraların dışında yaşayan bir insanlık düşünmüyorsak, dostluk kapılarında insani ilişkilerimizi aramalıyız. dostluğumuzu çoğaltmalıyız. sevgiyle saygıyla birbirimizi kucaklamalıyız, lafta değil öz de bunu yaşamalıyız, bilgiyle çoğalmalıyız, doğru bulmadıklarımıza şirin gözükmemeliyiz. Düşündüğümüz gibi yaşamalıyız. Yaşamın içinde  zaman gelecek kalabalıklar arasında yalnızlaşacağız. Zaman gelecek evde, zaman gelecek hastahanede, zaman gelecek cezaevinde, zaman gelecek okulda,zaman gelecek fabrikada yalnızlığımızı hissettirecek anlar olacak, isteklerimiz olacak, sözcüklerimizi söyleyemediğimiz anlar olacak. Kimi zaman düşlediklerimiz kendimize sus dedirtecek. Ama „Her şeyin ölçütü insanlık“ olacak. “Güneşin altına olan hiç bir şey insana yabancı değil” diyen filozofun söylemi ışığında aynada kimi görüyorsak biz de bu yaşamın içindeyiz.
Yürekten söylenmiş bilge sevgi sözcükleri yaşama dair mirastır, yaşama dair öğütlerdir. unutmayalım ki, en büyük yoldaş güneştir. Çünkü güneş herkesi eşit aydınlatıyor.

Kendi adıma yazarak, anlatarak, sokaklarda sloganlar atarak , haksızlığa tepki gösterek ezilen halkların yanında durarak, siyasal bilincimle, yaşam tarzımla emekten yana olmanın güzelliğinde buluyorum. Felsefeyi seven dostlarım var. Farklılığımızla tartışıyoruz, bilgi alış verişi yapıyoruz Yaşananlar yakmıyor mu canımı elbette ki çok yakıyor. Düşündüğü gibi yaşayan insanların ilişkileri, dostlukları  ayaklar altına alınıyor ya da  alınmasına seyirci kalınıyor.

Uğruna fedakarlıklar yaptığımız dostlarımız, arkadaşlarımız var. Ama yaşamın içinde  tahammülsüzlükler,  tutarsızlıklar vefasızlıklarla karşı karşıyayız..

Kendi adıma söylecek olursam, dostlukta ve yoldaşlıkta nerede yanlış yapıyoruz sorusuyla yüzleşmeliyiz. Bilgi ile kendimizi, dostluk ile paylaşmayı sınamalıyız. Yanlızlıkları paylaşmalıyız. Dayanışmanın zerafetini çoğaltmalıyız. Doğa ile barışık olmanın tadını yaşamalıyız.
O güzel dostlukları ve arkadaşlıkları yaşatan, koruyan,hissettiren; O güzel insanlara kocaman pırıl pırıl saygılarımızı sevgilerimizi göstermeliyiz. O güzel hatırlamaları, hatıraları yaşayalım yaşatalım, Hatıraları insanlık adına, yaşamın tadında tattıranlara ve o güzel günleri yaşatanlara sevgi ve dostlukla sarılmalıyız….

İnsan toplumsal yanıyla ilişkilidir. Yaşamın bir yönünü hatıralar yaşatır. Çünkü yaşam hatıralarla sonuçlanır. Bilgi ve anı  üreten  hatıralar insana dair her şeyi ortaya çıkartır. Adına ister dostluk, arkadaşlık, yoldaşlık diyelim, isterse bilgeleşmek diyelim. Söz konusu farklılığı davranışlardan ayırt etmek gerekir. Yaşarken insan ilişkilerini saran ilgisizlik, saygısızlık, dedikodu, iki yüzlülük,samimiyetsizlik ne kadar kötüyse, bilgisizlik de bir o kadar kötüdür.

Hatıraların hatırtlatmaların aşkına, dostlukların arkadaşların yoldaşlıkların aşkına bir kadeh kırmızı kaldırıyorum…

Kendini bilen, düşlerine saygı duyar ve güzel davranışlar geliştirir.

Kendini bilmek, kamil olmak sonuç verir.

Author: Erdal Boyoğlu