Sezai TEMELLİSezai TEMELLİ

Kaosun sonlanması ile siyasetin ve ekonominin istikrara kavuşacağı söylemi üzerinden seçim veya referandum stratejisini var edegelen Erdoğan-AKP iktidarı, her seferinde ülkeyi daha kapsamlı bir kaosa sürüklemiştir. Kaos biçimsizlik, düzene girememe hali olarak tanımlanırsa, istikrar da bir biçim verme veya düzene girme hali olarak karşılığını buluyor. Düzensizliği giderme amacında olan siyasetin bizzat kendisi düzensizliğin kaynağı ise, bu durumda kaosun sürekliliği kaçınılmazdır.

AKP, son on beş yıl boyunca yaşadığı coğrafyanın dinamikleriyle çatışan bir siyaseti var etme çabası içinde oldu. Jeopolitiğin değişimini bir türlü anlayamadı. Jeostratejinin avantajlarıyla kendisini var eden ceberrut devletle barışıklığının kaynağı da bu olsa gerek! AKP’nin tüm gelgitlerini bu çerçeveden de okumamız sanırım gerekiyor. Bugün ekonomi ve dış politika başta olmak üzere tüm alanlarda kaosun istisnai bir durum olmaktan çıkması, AKP siyasetinin iç çelişkisiyle alakalı. Devlet sermaye hattında kendisini konumlandırma konusunda yaşadığı tüm meseleleri daha fazla devletin zor gücüne dayanarak aşma derdi, AKP’yi tek adama indirgenmiş bir siyasi forma sürüklemiştir. Parti faşist bir parti biçimine dönüşürken, bu partinin iktidarı da diktatoryal bir hal almaktadır. İstikrar söylemi şimdi post-Nazizm’in kulvarında anlam buluyor…

Her diktatoryal yönetim şeklinde olduğu gibi, baskı ve şiddetin biricik araç haline gelmesi iktidarın kendisini yeniden üretmesi için kaçınılmazdır. Bu kaçınılmazlığın sürdürülebilmesi de kaosun, gerilimin sürdürülmesine bağlı. Erdoğan-AKP iktidarının özellikle son on yıl boyunca, belirgin biçimde de Gezi sonrası düşmanlıkları, karşıtlıkları yaratan, bu söylemi sürekli kullanan hali düzensizlikten yaralanma çabasıdır. Bu gidişatın durdurulamaması halinde, toplumsal yaşamın çok daha çatışmalı, şiddetin ve savaşın yaygınlaştığı bir yere sürüklenebileceğini artık görmeliyiz. Evet kampanyasında kullanılan dil, gelecekle ilgili tahayyüller bize kaosun karanlığını bu anlamıyla, fazlasıyla gösteriyor.

Kaosun karanlığını referandumda Hayır ile yırtmak mümkün. Bir referandum sonucunun büyülü bir gerçekliğe vesile olamayacağını düşünenler, karanlığın tablosuna rıza gösterenlerdir. Referandum sonucunda Hayır’ın çıkması, aritmetiksel bir sonucun çok ötesinde, niteliksel bir sıçrayışa karşılık gelecektir. Statükocu devletin, rantçı sermayenin ve tek’in siyasi ikbaline indirgenmiş yönetsel ittifakın dağıtılması için önemli bir ilk adım olacaktır. Tüm küresel konjonktür, bölgesel gelişmeler ve iç dinamikler bu sıçrayışa uygun bir pozisyondadır. İttifakın sona yaklaşırken ömrünü sürdürme çabasıyla denemek zorunda olduğu bu referandumu, tersi bir sürece dönüştürebiliriz.

Demokratik siyaseti yok eden, barış sözcüğünü bile suç sayan bu zihniyete karşı demokratik bir cumhuriyet için bu önemli adımın atılma zamanı gelmiştir. Hayır’dan sonra tek adamın parlamento üzerinde kurduğu vesayetin dağılması, tutsak vekillerin parlamentoya dönmesi, halkın iradesinin yeniden görünür olması hiç umulmayacak kadar büyük ve olumlu gelişmelere neden olacaktır. Biçimsizliğin yeni dinamiklerin belirleyiciliğinde son bulacağı bir başlangıç Hayır ile mümkün. Havada Hayır kokusu var, özgürlük mücadelemiz bize bunu müjdeliyor…
kaynak:demokrasi4.