Sevda KARACA

Sevda KARACA

Referanduma günler kaldı. Oylayacağımız, nasıl bir ülkede yaşamak istediğimiz olacak. Oylayacağımız, bizi nasıl bir hayat beklediği olacak.

Çok basit bir özet geçelim. Bu anayasa referandumundan evet çıkarsa, aslında mayıs 2016’da karşımıza çıkarılan ve AKP Hükümetinin 15 yıllık kadın politikalarının belgesi niteliğinde olan Boşanmaların Önlenmesi Komisyonunun önerilerinin hayata geçmesi onaylanmış olacak.

Yani evet çıkarsa, tek adam yönetimiyle güçlendirilmiş ve yetkisi sınırsızlandırılmış yeni dönem iktidarın kadınlar açısından yol haritası şimdiden belli.

Ne diyordu bu Boşanmaların Önlenmesi Komisyonunun raporu, hatırlayalım:

– Rapor, çocuk istismarcısının tecavüz ettiği çocukla 5 yıl boyunca “sorunsuz” ve “başarılı” bir evlilik sürdürmesi halinde denetimli serbestlikten yararlanmasını öneriyor.

– Rapor cinsel saldırı, cinsel istismar ve reşit olmayanla cinsel ilişki suçlarında hadım uygulanmasını öneriyor.

– Rapor, yasada kesin olarak yasak olmasına rağmen, boşanma davalarında ve şiddet durumunda uzlaşma ve arabuluculuk yöntemi kullanılmasını öneriyor.

– Rapor, karakolların kapılarının mesai saatleri içerisinde şiddete maruz kalan kadınlara kapatılmasını öneriyor.

– Rapor, şiddet durumunda kadına verilecek tedbir sürelerinin “Kadınlar tarafından kötü kullanıldığı” ve “Erkeklerin mağdur edildiği” iddiasına dayanarak, en fazla 15 gün olarak kısaltılmasını öneriyor. Üstelik, bu karar, kadının “belge ve delil sunması” koşuluna bağlanıyor.

– “Aile mahremiyetinin korunması” bahanesiyle, aile hukukuna ilişkin tüm davalarda duruşmaların gizli yapılmasını öneriyor. Esas olarak kadın örgütlerini sürecin dışında bırakmak, kadınları yalnızlaştırmak ve zorunlu ara buluculuğa giden yolu açmak için bu öneriyi yapıyor.

– Rapor, kadınların nafaka hakkını evlilik süresi ile bağlantılandırarak kısıtlıyor. “Boşanırsam nasıl yaşayacağım” diye düşünecek kadınları boşanmadan caydırmaya çalışıyor.

– Nafaka kısıtlamasıyla yetinmeyen Komisyon, kadınların, 1-2 yıl içerisinde mal paylaşımı davası açmazlarsa eğer, haklarını tümüyle kaybedecekleri yeni bir düzenleme öneriyor.

– Rapor ilahiyatçıların aile danışmanı olarak görevlendirilmesini öneriyor.

Bu yol haritasına göre “tek adam/tek parti” rejiminin onaylanması demek kadınların ve çocukların haklarının sıfırlanması demek…

Anayasa değişikliğine ilişkin referandumun en belirleyici kesimlerinin kadınlar olduğu çok yazıldı çizildi. Bu referandumun sonuçlarından hayatı en çok etkilenecek kesimlerin başında da kadınlar geliyor.

Türkiye’de kadınlar lehine yasalar kadınların büyük mücadeleleri sayesinde çıkarıldı. Son 10 yıldır ise kadınların hem kağıt üzerindeki kazanımlarına hem de yaşamlarına çok fazla müdahale gördük. Bu müdahaleler kadınların en temel haklarını “sorgulamaya açık”, en geri değerleri “makbul” hale getirirken; daha iyi bir yaşam, eşit bir varoluş, herkes için güvenli bir gelecek talepleri “meşru olmayan talepler” olarak imlendi. Bugün hâlâ “tek adam/ tek parti rejimi” ile tümden kaldırılacak hak kırıntılarından bahsedebiliyorsak bu, kadınların bu zamana kadar yükselttikleri “hayır” sayesinde oldu.

Eğer bu referandumdan evet çıkarsa, her koşul altında haklarının geriye götürülmesine itiraz eden kadınlar ‘hayır’larını söylemeye, haklarının sıfırlanmasına karşı itiraz yükseltmeye devam edecekler elbette. Ama biliyoruz ki işimiz daha zorlaşacak…

Eğer bu referandumdan hayır çıkarsa, iktidarın kutuplaştırma ve ayrıştırma politikası üzerine kurulu siyaseti karşısında kadınların “En temel yaşamsal haklarımıza dokunamazsınız” sözünde geniş bir kesim olarak birleştiği tescillenecek.

Ve hak kırıntılarıyla değil, gerçek haklarla yaşamak için ortak bir hareket, yeni bir gelecek inşası için farklı kesimlerden kadınların ortak mücadele alanı genişleyecek. Hak ettiğimizi kazanmak için daha fazla olanağımız olacak.

Yani seçim zor değil. Çünkü “hayır” bizim için tek seçenek.
kaynak:evrensel.