Tiyatronun Evrensel Dili; Daha Çok Tolerans.

Ferman Karayiğit ve Tiyatro Asmin  

Zeka ile düşünmek.
sevgiyle inanmak
cesaretle sorgulamak
bilinçle hesap sormak
ve karanlıklar içinde aydınlık gülücükler yaratmak için TİYATROYA ÇAĞIRIYORUZ…

Yönetmen/ Senarist/ OyuncuFerman Karayiğit, seyircilere oyunlarını böyle duyuruyor. Onunla ilk kez 2014’te Hamburg‘da Mig Zentrum’un düzenlediği Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Günlerinde karşılaştım. Kitap masamı düzenlerken, koltuğunun altına sıkştırdığı beş-altı kitabı tutmaya çalışarak tek tek masaları dolaşıp kitapları, dergileri inceliyor, çokça kitap satın alıyor, herkesle gülerek konuşuyordu. Ama kimdir, ne yapar hiç bir fikrim yoktu. Dostlar sayesinde Hamburgluların 2006 yılından beri dayanışmacı kimliğiyle de yakından tanıdığı, Tiyatro Asmin’in kurucusu Ferman Karayiğit‘le o gün çok kısa tanıştırıldım. Ardından romanım İçsel Yol‘un bir okuma, tanıtım akşamında tekrar karşılaştık. Romanımı alıp imzalattı. Üçüncü karşılaşmamızda ise bana romanımdan esinlenerek yazdığı ‚Suzan’ın Sızısı‘ kısa tek kişilik oyunu sundu ve bunu benim oynamamı önerdi. İki senedir hem bu oyunda hem de rol aldığım Tiyatro Asmin oyunlarında yönetmenim, arkadaşım ve de tiyatro yoldaşım oldu. Geç tanıdığım yönetmen, senarist ve oyuncu Ferman Karayiğit‘i ve Tiyatro Asmin’i Realite Haber okurlarına da tanıştırmak istedim.

Ferman Karayiğit Kimdir?

1966 yılında Adıyaman’a bağlı Olbis köyünde doğan Karayiğit, ilkokulu Siverek Temel Eğitim Yatılı Okulu’nda, ortaokulu Adana‘da, lise öğrenimini ise Antakya F Tipi cezaevinde tamamlar. 1983’de, on yedi yaşındayken ilk kez politik sebeblerden tutuklanır. Yaşı daha on sekiz olmadığı için Adana kapalı cezaevinde çocuk bölümünde kalır. Hayatının  en kötü beş ayını orada geçirir. Yirmili yaşlarda tekrar politik sebeblerle tutuklanır ve üç yıl ceza alır. Ama bu sefer cezaevinde politik yetişkinlerin koğuşundadır.

„O koğuşta benden yaşça büyük akademisyen, sendikacı, gazeteci, entellektüel, sanatçı, devrimci insanlarla tanıştım, beraber hapis yattım. Bu insanlardan çok şey öğrendim, sayelerinde çok okudum. Mesela kanserden kaybettiğimiz „Hasretim Sana ve Ülkeme Gelsin Bahar“ı yazıp besteleyen Abuzer Karakoç’u da orada tanıdım. Ben koğuşa geldiğimde o sanatçı olduğunu söylüyordu ama çok sessiz, mütevazi ve gariban bir duruşu olduğundan kimse ona inanmıyordu. Yasak kalkıpta koğuşa bir saz girince o adam gidip yerine türküler çalıp söyleyen bir Abuzer Karakoç gelmişti. Koğuşumuz onun sazıyla, sözüyle müziğiyle umut doldu. Bulunduğumuz koşullara, her şeye rağmen orası benim için çok güzeldi çünkü bu insanlarla cezaevi bile bir okul gibiydi.“

Bildergebnis für tiyatro asmin hamburg

Yaşasın tiyatronun yüceliği...

F. Karayiğit cezaevinden çıkar çıkmaz Kütahya’ya askerlik görevi için çağrılır. Üç yıl süren tutukluluğunun ardından askere gitmemek için tek çareyi yurtdışına kaçmakta bulur. Ve 1989 yılında Hamburg’a yerleşir. 90’lı yılların başından bu yana tiyatro çalışmalarını sürdüren F. Karayiğit, ilk Küçük Sahne‘de tiyatroya başlar. Başlarda sahne arkasında, dekor ve teknik işlerde görev alsada uzun sürmez kendini tiyatro sahnesinde bulur. Küçük Sahne‘den ayrılırken Mavi Sahne grubunu kurarlar. Ölüm oruçlarında annelerin çığlığını irdeleyen ‚Anaların Öfkesi‘ ve ‚Töre‘ oyunlarını o dönemde yazar. Beş yıl sahne aldığı Mavi Sahne’de Töre‘yi kesmeden, değiştirmeden sahnelemek ister fakat bazı grup elemanları bu oyunu sahnelemek istemezler. O da gruptan ayrılırarak 2006’dan bugünlere kadar gelen kendi tiyatrosunu; Tiyatro Asmin’i kurar. İlk olarak yazdığı ‚Töre’ oyununu orjinal haliyle sahneler. Yönetmenliğini de yaptığı oyun Hamburglu seyircilerin büyük ilgi ve beğenisini toplarken Ferman Karayiğit’i de tiyatroya bitmez, tükenmez bir sevdayla bağlar. Yaşasın tiyatronun yüceliği…

F. Karayiğit‘in kendini anlatığı Anekdotlar…

„Anamın bir tanesi, devletin zırdelisi, sevdanın züğürt valisiyim. Hayat felsefem üç sözcükle; kavga, sevda, tiyatro ile tanımlanabilir. Elimde büyük bir güç olsa sınırları olmayan bir dünya kurar, sevdiklerimle yaşamak isterim. Heyecanımı doğal olmayan şeyler öldürür. Iki yüzlü insanları affetmem. Cennet/Cehenem bir yalan.

Bence; aydınlık/karanlık insanın içsel dünyasındaki durumla bağlantılı bir mesele. Geçmiş ve gelecek yitirilen her şeyden bir şey kazanmaktır. Sanki savaş, barışın kıymetini bilmek için gerekli. En büyük korkum bir gün koşamamak. benim için yaşamak sahne ve tiyatrodur, mutluluğumsa yazdığım oyunun seyirciye sahnelenmesidir. Kariyerim kendim gibi yaşamak, maceram ise dünyayı dolaşmak. Adana’da bir oyun sahnelemek en büyük hayalim. Dünya Allah’ın doyumsuz bir armağanı, Tanrı şimdilik gerekli ve insanın da hayvanlaşması şart. Ayrılıklar yanıbaşımızdan hiç eksilmedi. Kitap sığındıkça güzelleştirir. Aşk yaratıcılığın temel dermanıdır. Aile mutluluğun ve mutsuzluğun nedenidir. Dost başarınla övünendir. Dayanışma vijdanla yoğrulmuş bilinçtir. Güç seni değil, sen onu kullanmalısın. Bilgi ögrendikçe daha çok istenilir. Risk başarıya gütürür. Müzik yalnızlığıma gülümseyen bir çocuk. Dans en iyi terapi şekli. Umut‘la iyi geçiniyoruz. Kader yoksulu susturmanın en masrafsız yalanı. İyi-Kötü: Sabah her şey iyi, akşam ise her şey kötü. Elimde olsa zamanı geri getirirdim. “

Tiyatrodan önce ve sonra ki hayatı…

“Ben bir eşkiyanın oğluyum. Aşiret kültürüyle yetişmiş bir insanım. On yedi  yaşıma kadar bir yanım sol diğer yanım aşiret hayatı etkisinde yetiştim. Cezaevi sürecim tamamen bir kendimi arayış dönemiydi. Okuma, araştırma, anlama, dünyayı, insanı kavrama cezaevinde başladı. Ama tiyatroyla tamamen kendimi buldum, kendi içimde bir devrim yaşadım. Önündeki yemek tabağıyla bile kavga eden hırçın, kavgacı, insan gitti yerine daha uysal, sakin ve farklı düşünen, toleranslı, farklı birey ve kültürlere saygılı bir insan geldi. Kısacası tiyatronun evrensel dili sayesinde toleransı öğrendim. Tiyatro ve Sinema´da seyirciyi güldürmek için bir ırkı, bireyi ve azınlığı küçük düşürmek sanatın evrensel rengine tacizdir. Biz bu yola dışlanan, yok sayılan, saldırıya uğrayan halkların ve bireylerin sesi olmak için çıktık.”

Oyunları artık Kürtçe, Türkçe ve Almanca sahneleniyor. Karayiğit’e göre tiyatro ekmek ve su gibi bir ihtiyaç. “Bu işe kutsal bir bakışla bakıyorum. Benim için tiyatro bir ibadet yeri, oyun sahnelemekse bir ibadet anı gibi. Herkesi için kutsal olan şeyler vardır, ben tiyatroyu bu ciddiyetle yaşıyorum.”

Kurucusu olduğu Tiyatro Asmin’le on bir yılda sahnelenen on altı oyunun hepsini yönetir, bir çoğunu da kendi yazar F. Karayiğit. Tabii ki bu başarının arkasında tiyatroya ve Tiyatro Asmin’e gönül veren kollektif çalışmanın en güzel örneğini sunan grubun vazgeçilmez güçlü oyuncularının da emekleri çoktur. Seyircilerin beğenisini, bol alkışını alan Haydar Bakay, Nurcan Keskin, Sevgi Polat bunların başında yer alıyor. Ve ardından gruba son yıllarda katılan; Mehmet Koca, Canan Yılmaz, Nuhmettin Karagül, Kara Sibel, Kasım Palabıyık, Handan Yılmaz geliyor.

Tiyatro Asmin ayrıca her oyununda tiyatroyla amatörce ilgilenen her yaştan insana rol vererek onları destekliyor. Hayatlarında ilk defa sahneye çıkan, tiyatro dünyasına yeni kattığı, yetiştirdiği birçok insana her sezon sahne deneyimi kazandırmaya devam ediyor. Ferman Karayiğit’e oyuncuların senin için ne anlam ifade ediyor diye sorduğumda hiç düşünmeden:

“Onlar benim hem çocuklarım hem de yol arkadaşlarım. Tiyatro Asmin’de kollektif bir çalışmanın ürünüdür. Oyunlarımıza hep birlikte karar veriyor, her şeyi paylaşarak sahneliyoruz. Yazarken tiplemelerle ilgili tüm ekiple hep diyalog hâlindeyim. Kollektif çalışmada her şeyi daha detaylı gözden geçiriyoruz.”

Hamburg sanat camiasının tanıdık ve sevilen yüzleri, Tiyatro Asmin’in demirbaş elemanları, emektarları, üç oyuncusuna da Tiyatro Asmin senin için ne anlam ifade ediyor? diye sordum.

Haydar Bakay(Oyuncu- Müzisyen):

Üç senedir Tiyaro Asmin’deyim. Daha önce de oyun sahnelememe rağmen ilk provada sanki üstümde bir utanma zarı vardı. Çok güvensizdim, kimseyi de tanımıyordum. Ferman o gün arkamdan “bu arkadaşın tiyatro ile ne alakası var?” demiş. Tiyatro Asmin’le emek verince nelerin değişebileceğini yaşadım. Hem geliştim, hem de özgüven kazandım, oyun sırasında seyirciyle iletişim kurmayı geliştirdim. Beni tiyatroya daha çok motive eden bu gelişimim sahnedeki başarılı oyunlara da yansıdı. Artık potansiyel bir izleyici kitlem oluştu. Ve bu da hem iş, hem de özel hayatıma pozitif yansıdı.

Tiyatromuzla toplumsal en zor zamanlarda bile seyirciyi hem güldürdük hem de düşündürdük. Hiçbir yardım almadan, herkes kendinden ödün vererek, kendi çabalarımızla, cebimizden ödediğimiz desteklerle, fedakarlıkla, gönülden, beklentisiz tiyatro aşkını yaşıyor yaşatıyoruz.”

Haydar Bakay kendine has mimik ve beden diliyle oynadığı her rolle beğeni topluyor. Sadece   onu   izlemeye gelen seyirciler günden güne artmakta.

Sevgi Polat(Oyuncu-Solist):

“Tiyatro Asmin benim için hayatımın değiştiği bir dönüm noktasıdır. Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için duygusunu en iyi yaşadığım yer. Tiyatro çalışmalarında kendimi buldum, özgüvenim arttı. Ferman hocayı düşününce her zaman aklıma disiplin, üretkenlik geliyor. Yıllardır büyük aile hayatı, iki yetişkin çocuğum, iş yerim ve yeni doğan ikiz torunlarımın yanısıra hafta da iki gün tiyatro çalışmalarına katılıyorum. Hele oyunlar yaklaşınca sıklaşan provalarla sormayın gitsin. Ama karşılığını seyircilerin alkışlarıyla kat kat alıyorum. Var olduğum sürece de tiyatroya, müziğe devam.”

Beş yıldır da Tiyatro Asmin’de her oyunda oyunculuğu ve sesiyle önemli rollerde sahne alıyor. Oyun sırasında sesini bazen bir ağıt, bazen bir türküyle duymanız mümkün. Hamburgluların Alevi derneklerinde, korolarda, kültür etkinliklerinde söylediği klamlar, deyişler, türkülerle tanıdıkları Sevgi Polat’ın güçlü sesi artık Almanya genelinde duyulmakta, tanınmakta…

Nurcan Keskin(Oyuncu/Tiyatro-Sanat İşçisi):

“2009 yılında Hamburg’da bulduğum yeni bir dünya. Tiyatro Asmin ikinci evim oldu. 2010 yılında Ferman Karayiğit ile birlikte yazdığımız ve sahnelediğimiz “İki Kişilik Kalabalıklar” oyunuyla Hamburg’lu seyirciye merhaba dedim. Biz günceli yakalamak istiyoruz, hayatın içinden, yaşanmışlıklardan insana dairliği sahneye geciktirmeden taşıyoruz. Güncelliğe, yaşanmışlığa dair oyunlar yazdığı için de sevgili Ferman Karayiğit’le zevkle çalışıyorum. Nerdeyse yaptığı her çalışmada onu desteklerim. Çünkü Tiyatro Asmin kuruluşundan bu yana hiç bir derneğe, kuruma ve ideolojik bir düşünceye bağlı olmadan sadece kendi ürettiklerini kendi bildiği doğrultuda sergilemekte. Ayrıca Hamburg’daki tiyatro izlecilerinin her gün artmasına özel çaba sarfedip, seyirciyi oyunlarla buluşturmak için her türlü desteği sunmaktayız. Mesela engelli seyircilerimiz oyunlarımızı ücretsiz seyrediyorlar, ve en ön sıraları onlara ayırıyoruz.”

Reji asistanlığı, kostüm, dekor, tanıtım, basın danışmanlığı ve oyunculuğa kadar her yerde görev alan Nurcan Keskin Tiyatro Asmin ile bir bütün hâlindedir. Öyleki oyun çıkacağı zaman Ferman K. kadar onu da uyku tutmaz. Oyun sırasında her şeyin yolunda gitmesi için önceden her oyuncu arkadaşı için iğneden ipliğe her şeyi defalarca gözden geçirir. İhtiyaçları tedarik eder. O her yerdedir.

  1. Oyun “Cüppeli Mahmudoski”

“16. oyunumuz “Cüppeli Mahmudoski“ oyunuyla Romanların Cüpeli´ye hazırladıkları yaman ve adaletli tuzaklarla yepyeni bir konuyu sahneye taşımayı başardık. Adana‘da birlikte büyüdüğümüz Roman komşularımıza bir borcum vardı. Bu oyunu bu sebeble yazdım.”, diyor F. Karayiğit.

O sıradan bir ‘Cüppeli’ değil. Ülkesinin geleceği ile ilgili söz sahibi biridir. Çocuk sahibi olamayan, hastalanan herkesin yardımına koşan bir zampara. Popüler bir politikacıdır. Cüppeli ve yaveri Hamza eve aldıkları sözde temizlikçi olan Roman, Rus ve Arap kadınların bir soygun çetesine bağlı olduklarının farkında değildir. Günahlardan arındırılmış bir gece geçirmek isterken beklenmedik olaylarla karşılaşırlar. Kaldıkları evde canlı bomba olduğu ihbarını alan polis harekete geçmiştir…

Galası 25 Şubat’ta Hamburg’da yapılan oyun iki gün arka arkaya salonu dolduran seyircilerin büyük beğeni ve ilgisiyle sahnelendi. Oyuncular uzun süre ayakta alkışlandılar. Tiyatro Asmin sezonun yeni oyunu “Cüppeli Mahmudoski”yi yoğun ilgiden dolayı önümüzdeki aylarda Hamburg’da tekrar sahneleyecek. Ayrıca Almanya ve Avrupa genelinde oyuna ilgi gösteren kurum, kuruluş ve derneklerin davetlerini değerlendirmekte.

Tiyatro Asmin / Mobil: 0049 172 5847183

Sahnenizin ışığı, seyircinizin alkışı daim olsun…

Sevgilerimle…

GÜLSEN GÜLBEYAZ

(GÜNEY Kültür-Edebiyat-Sanat Dergisi 80. sayıda yayınlandı.)

 

 

 

Author: Gülsen Gülbeyaz