HDP Milletvekili ve İmralı Heyeti Üyesi Baluken’in duruşması devam etti. Baluken’in tutukluluk halinin devamına karar verildi.

Tutuklu HDP Amed Milletvekili ve İmralı Heyeti Üyesi İdris Baluken’in yargılamasına devam edildi. Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya Baluken Sincan 1 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nden SEGBİS üzerinden katılırken, avukatları da duruşmada hazır bulundu. HDP milletvekillileri Feleknas Uca, Mahmut Toğrul, Dilek Öcalan, Meral Danış Beştaş, DTK Eşbaşkanı Leyla Güven, eski DEP Milletvekili Selim Sadak, HDP il yöneticileri ve Baluken’in yakınları da duruşmaya izledi.

Savcı, delillerinin toplanmaması ve kuvvetli suç şüphesini gerekçe göstererek Baluken’in tutukluluk halinin devamına karar verilmesini istedi.

‘TEDAVİ SÜRECİM BİLİNÇLİ OLARAK AKSATILDI’

Mütalaanın ardından Baluken’in savunmasına geçildi. Daha önce yaptığı savunmaları tekrar eden ve üzerine atılı suçlamaları reddeden Baluken, cezaevi koşullarından kaynaklı sağ ayağında oluşan geçici felç nedeniyle ameliyat olduktan sonra daha tedavisi bitmeden tutuklandığını hatırlattı. Baluken, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın damadının hastalık nedeniyle tahliye edilmesine değinerek, “Bir tarafta hasta yatağından çıkan milletvekilinin tutuklanması, diğer tarafta da kamuoyunda infial yaratan tahliyeleri mahkeme heyetinin takdirine bırakıyorum. Ben doktorum, kimsenin hastalığından dolayı tahliye edilmesine karşı çıkmam. Ancak içerde durumu çok ağır olan hastalar var. Bir doktor milletvekili hasta tutukluların yaşadığı sorunları bilen bir milletvekili olarak bu durumu özetlemeye çalıştım. Tutuklandığım günden beri Sincan Cezaevi’nde tecrit koşullarında kalmaktayım. Bilinçli bir şekilde 3 aydır tedavi sürecim aksatılmış oldu. Şu anda dokunulmazlığa sahip bir milletvekili olarak sağlık ve yaşam hakkım ihlal edilmiş. Bunların kabul edilebilir bir yönü yok. Bunların hukuk platformunda sonuna kadar takipçisi olacağım” dedi.

‘HALKIMIZ 16 NİSAN’DA MESAJ VERDİ’

Dava dosyasında suçlamaya konu olan çalışmalarının HDP’nin parti tüzüğü, Anayasa Uzlaşma Komisyonu’na sunduğu çözüm metni, parti programı ve seçim bildirgesi kapsamında olduğuna dikkat çeken Baluken, şöyle devam etti:

“Bunlar dışındaki hiçbir suçlamayı kabul etmiyorum. HDP parti programı dışında herhangi bir örgüt hakkında propaganda yaptığımdan bahsedilemez. Bu programın hukuka uygunluğu noktasında bir sorun olsaydı, bu konuda Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi farklı bir süreç işletirdi. Dolayısıyla demokratik özerklik ile ilgili farklı bir karar alınmadığı sürece benim HDP milletvekili olarak bu program doğrultusunda daha doğal bir şey olamaz. Bu demokratik siyaset yapma hakkıdır. Dosyada isnat edilen suçlamaların tamamı bu yöndeki konuşmalara dayanıyor.

Ben iddianameye konu olan konuşma ve çalışmaların tamamı konusunda Meclis’te konuşma yapmışım. Benim meclis kürsüsünde ifade ettiğim ile meclis dışında söylediklerimden dolayı suçlanmam anayasa aykırıdır. Bana yargılama karar verebilecek tek merci TBMM’dir. Ancak bırakın en temel yasama çalışmalarına katılmayı, ülkenin demokratik geleceğini doğrudan ilgilendiren referandum çalışmalarına katılma hakkım elimden alındı. Referandumda ortaya çıkan sonuçların bu günkü yargılamamıza doğrudan ilişkili olduğu kanaatindeyim. Referandumda halkımız çok önemli bir mesaj verdi. Kutuplaştıran, çatıştıran ve toplum karşı karşıya getiren siyasetin kabul edilmediğini, bunun yerine çözümü esas alan yeni bir sürecin başlaması gerektiğini kanaatindeyim.”

‘DEMOKRATİK ÖZERKLİĞİ ÖNERİYORUZ’

Baluken, “Biz HDP olarak demokratik özerklik çözüm modelinin Türkiye’nin birliği ve bütünlüğü çerçevesinde temel meselelerinin çözüm metni olarak bir siyasi programa kavuşturmuşuz. Bizim temel programımız demokratik cumhuriyet ve demokratik özerkliktir. Bir siyasi partinin bu teklifinin hiçbir şekilde yasadışı örgüt faaliyeti olarak göstermek doğru değildir. AKP’nin parlamenter sistem yerine nasıl başkanlık sistemini öneriyorsa biz de çözüm olarak demokratik özerkliği öneriyoruz” diye belirtti.

HDP’nin, DTK’nin en önemli bileşenlerinden biri olduğunu ifade eden Baluken, DTK’nin illegalize edilmesiyle, DTK’ye anayasa çalışmaları için yazı gönderen dönemin Meclis Başkanı Cemil Çiçek’in ve TBMM başkanlık divanının doğrudan suçlandığını söyledi. Çözüm süreci döneminde devletin en üst düzey yetkilileriyle görüştüğünü, dönemin başbakanları ve bakanlarına kadar en mahrem toplantılarına katıldığını hatırlatan Baluken, o dönemde kendisi hakkında fezleke hazırlayan “Paralel Devlet Yapılanması – PDY” üyesi savcıların kendisi üzerinden çözüm sürecini müdahale etmeyi, bu süreci bitirmeyi hedeflendiğine dikkat çekti. Baluken, savunmasının sonunda tahliyesine talep etti.

AVUKATLAR: DAVA DÜŞÜRÜLMELİ

Baluken’in ardından avukatların savunmasına geçildi. Avukat Reyhan Yalçındağ Baydemir, davanın özensiz hazırlandığını belirterek, bu iddianamenin hukuk fakültelerinden tez olabilecek nitelikte olduğunu söyledi. Müvekkilinin mecliste yaptığı konuşmalar nedeniyle yargılandığını ifade eden Yalçındağ, siyasi parti faaliyetleri nedeniyle yargılanamayacağını söyledi. Yalçındağ, “Bu dava dosyası için beraat kararı değil, hakkında düşme kararı verilmeli” dedi.

Avukat Mesut Beştaş ise, davanın iddianamesiyle HDP’nin tasfiye edilmek istendiğine işaret ederek, “Hukuk diz çökerse herkes diz çöker. Bunu durdurmak sizin elinizde” diye konuştu.

kaynak:firatnews