ANKARA – HDP Ankara Milletvekili Sırrı Süreya Önder, bugün basına yansıyan, “siyaseti bırakıyor” sözlerini tekzip ederek, “Ben HDP fikriyatının kurucularındanım ve HDP’li olmayı şerefle sürdürüyorum” dedi. Önder, Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın başına gelecek her türlü gelişmeden hükümetin sorumlu olduğunu söyledi.

Bugün siyaseti bırakacağı basına yansıyan HDP Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, HDP’nin duyarlılığını dün akşam saatlerinde açlık grevlerinin 75’inci gününde gözaltına alınan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça gösterdi. Gözaltı kararını saat 03.00’te öğrenen Önder, sabaha kadar eylemcilerin gözaltına alındığı evde ve Yüksel Caddesi’ndeydi.

Gözaltı kararına sert tepki gösteren Önder, Özakça ve Gülmen’in eyleminin önemine, “Şu an bu ülkede en yaygın hukuksuzluklardan birini yani KHK ile aşından, ekmeğinden edilen yüzbinlerce mağdurun durumunu görünür kıldıkları için üstelik bunu da en demokratik bir şekilde ve sadece kendi canlarını ortaya koymak pahasına yaptıkları için ülkede büyük bir farkındalık ve sahiplenme dalgası yarattı” sözleriyle işaret etti.

DİNİMİZDE İNSANLARI RISKINDAN ETMEK VAR MI?

Önder, AKP’nin şimdiye kadar açlık grevine ilişkin herhangi bir açıklama yapmadığını, ancak “demokratikleşme beklentisi” yaratılan kongresinden sonra, Gülmen ve Özakça’ya operasyon çekildiğine işaret ederek şöyle konuştu:

“Bir iktidar vekili açlık grevi için, ‘dinimizde böyle bir şey yoktur’ dedi. Bu vekil insan hakları komisyonu üyesi bir vekil. Şimdiye kadar AKP cephesinden söz olarak beyan edilen tek yaklaşım budur. Kimse de bu AKP sözcüsüne sormadı: ‘Peki dinimizde Allah’ın verdiği rızkı gasp etmek var mıdır’ diye. Onun dışında genel yaklaşımı aynı gerekçelerle, aynı tutuklanma gerekçeleriyle bu akşamı da sayarsak 3’üncü kez gözaltına alıp savcının karşısına çıkarmak oldu.”

AKP KENDİLİĞİNDEN DEMOKRATLAŞMAZ

Özakça ve Gülmen’in durumuna ilişkin, “bugünden itibaren her saniyeleri bilimsel verilerle biliyoruz ki riskli olan günler ve zamanlardır” değerlendirmesini yapan Önder, operasyonun AKP kongresinden sonraya denk gelmesini de, “AKP’den kongrede demokratlık bekleyenler şunu gözden kaçırmaktadır. Bu saatten sonra barış ve demokratikleşme ancak geniş bir toplumsal talep ve itirazla mümkündür. AKP’nin kendiliğinden demokratlaşacağını düşünmek safdillik olur” şeklinde değerlendirdi.

SİYASETİ SİNEMA İLE SÜRDÜRECEĞİM

Gülmen’lerin durumuna ilişkin gösterdiği hassasiyet kadar, Önder’in “siyaseti bırakıyorum” şeklinde basına yansıyan sözleri de merak uyandırdı. Mesajlar arasında “bir kırgınlık” sezinlenen Önder, konuya ilişkin soruları da şöyle yanıtladı: “O röportajda siyaseti bırakıyorum diye bir tek kelime yok. Ama tabii bu benim eksikliğim. Ben orada siyaseti sinema ile sürdüreceğim dedim. Ama nedense manşet ‘siyaseti bırakacağım’ şeklinde atılmış. (Gülerek) Buradan edindiğim izlenim siyaseti bırakmamı meğer ne kadar çok çevre ve kişi istiyormuş!

‘PARLAMENTER SİYASET İÇİN YETER DEDİM’

Bir de sanki HDP’yi bırakıyormuşum gibi bir hava doğmuş. HDP’nin bütün politikalarının karar süreçlerinde yer alan biriyim. Birinci derece sorumlusu ve mutfağındayım. Hepsinin siyasi ve hukuki bütün sorumluluğunu büyük bir şerefle taşıyorum. Bu partinin ilk kurucularındanım. HDP’yi HDP fikriyatını bırakmam söz konusu değil. Artık 3 dönem oldu. Parlamenter siyaset alanından başka bir yerde siyasete devam etmek istiyorum. Sanırım parlamenter siyaset alanında çok rastlanan bir şey değil o yüzden anlamlandırmaktan güçlük çekiyorlar.”

kaynak:dihaber