گیاهی ترین گیاهی ترین AnzanDigital فروشگاه
Herkes kendi talebi için yürüyor

Herkes kendi talebi için yürüyor

994

CHP’nin başlattığı Adalet Yürüyüşü, 6’ncı gününde herkesin kendi talebiyle katıldığı bir eyleme dönüşmeye başladı.

ANKARA – CHP’nin Enis Berberoğlu’nun tutuklanmasından sonra başlattığı Adalet Yürüyüşü genişleyerek devam ediyor. 6’ncı gününe giren yürüyüşte 100 kilometrelik etap geride bırakıldı. Bir kişinin kalp krizi geçirerek hayatını kaybettiği yürüyüş farklı kesimlerin verdiği destekle gittikçe sadece “CHP eylemi” olmaktan çıkıyor.

HERKES KENDİ TALEBİYLE KATILIYOR

Herkesin öncelikle kendi talebiyle katıldığı yürüyüşe, “adalet” talebi ön plana çıkmasına rağmen kimi insanlar bölgede yürütülen haksızlıkları dile getiriyor, kimileri 104 gündür açlık grevinde olan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın durumuna dikkat çekiyor, kimileri ise Hrant Dink davasında adalet talebinde bulunuyor.

‘GİZLİ’ DESTEK 

Yürüyüş aynı zamanda güzergah boyunca da ilgi uyandırmış durumda. Yürüyüşün 5’inci gün geçtiği Ankara’nın turizm merkezlerinden biri olan Kızılcahamam’da muhafazakar eğilimlere rağmen eyleme destek verenler de var. Kızılcahamam’da isminin açıklanmasını istemeyen ve Saadet Partili olduğunu belirten bir esnaf, “Adalet aynı zamanda dini bir emirdir. Hepimizin bu ülkede adalete ihtiyacı var. Bu yürüyüşü destekliyorum” diyor. İsminin neden açıklanmasını istemediği sorulduğunda ise, “Burası küçük bir yer ben işimi kaybetmek istemiyorum” şeklinde cevap veriyor.

RIFAT AMCAYA GELEN SUUDİ ARABİSTAN KRALI!

Yürüyüşçülerin 5’inci gün konakladığı Kızılcahamam’a bağlı Buldak köyü misafirperverliğiyle dikkat çekiyor. Alana gelen köy kadınları, “Biz de adalet istiyoruz, yürüyüşe destek veriyoruz” diyor. Kendilerine uzatılan kameralara kimileri konuşmak istemezken, bazıları da “Niye konuşmayalım, korkacak ne kaldı artık” diyerek düşüncelerini dile getiriyor. Yürüyüş sürdüğü sıralarda, yol kenarındaki tarlarında yörenin en meşhur fasulye ve marulları için çit hazırlayan 80 yaşındaki Rıfat Tüfekçioğlu, “Yürüyüşten haberiniz var mı” sorusuna, “Evet duydum” sözleriyle cevap veriyor. Yürüyüş hakkında yorum yapmadan, “Ben siyasetten anlamam” sözleriyle cevap veren Rıfat amca, daha çok ürünlerinin ününü anlatmaya çalışıyor. Kızılcahamam’da 4 dairesi ve arabaları olan Rıfat amca, bize ikram ettiği marullarının ününün sınırları aştığını belirterek, “Bunları başka yerde bulamazsınız. İki sene önce buraya Suudi Arabistan kralı helikopter ile gelip bizden marul aldı” diyor. Kendisine inanmayan gözlerle baktığımızı fark ettiğinde ise Rıfat amca, gerçeği anlattığına bizi ikna etmeye çalışıyor.

CHP’Yİ BİLİYORUZ AMA…

Dinlenme yerine ulaşan insanlar ise soğuk ve yağmurlu havaya rağmen bulabildiği her yerde kendi imkanlarıyla dinlenmek için yer yatakları yapmaya çalışıyor. Yürüyüşe Ankara’dan katılan ve ilk günden beri yer alan ve Semih Özakça ile Nuriye Gülmen’in fotoğraflarının basılı olan tişörtle katılan Hıdır Ayder, eski Dev-Genç’li. “CHP’nin ne olduğunu biliyoruz ama bu yürüyüş sokakları yeniden özgürleştirmek için bir fırsat” diyerek yürüyüşe yüklediği anlamı anlatan Ayder, yürüyüşün büyümesi ve HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın bulunduğu Edirne’ye kadar sürmesi gerektiğini belirtiyor.

BU YÜRÜYÜŞ SEFERBERLİĞE DÖNMELİ

Yürüyüşe dün katılan Halkevleri’nin eski Genel Başkanı Oya Ersoy, bunun CHP yürüyüşü olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, 16 Nisan tarihindeki “Hayır” cephesine dikkat çekiyor. İnsanların 16 Nisan tarihindeki “Hayır” gerekçelerine vurgu yapan Ersoy, “Şu an fiilen yürütülen bütün diktatörlük eğilimlerine hayır dedik. Yürüyüşü de ilk günden itibaren Halkevleri olarak bir seferberliğe dönüştürmek istiyoruz” diyor. Adaletin aynı zamanda bir toplumsal adalet isteme ve barış içinde yaşama isteğinden kaynaklandığını belirterek, Türkiye’nin dört bir tarafında bu seferberliği büyütmeye çalıştıklarını belirten Ersoy, dokunulmazlıkların kaldırılması konusunda CHP’ye yönelik eleştirinin olduğunu dile getiriyor ve ekliyor: “Bunları bugün bir kenara bırakıp, bu işi CHP’nin yürüyüşü olmaktan çıkarmalıyız. Gün diktatörlük sistemine karşı hep birlikte mücadele etme günüdür.” Yürüyüşün sadece cezaevleriyle sınırlı kalmaması, kazanıncaya kadar sürdürülmesi gerektiğini söyleyen Ersoy, yürüyüşü sadece Ankara-İstanbul arasıyla sınırlı bir yürüyüş olarak görmemek gerektiğini ifade ediyor.

MUSA ÇAM: BÜYÜK HATAYDI

Ayrıca CHP içinde dokunulmazlıklar konusunda da farklı yaklaşımlar var. Kimi isimler mahçup bir şekilde vekillerin tutuklanmasının, dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla ilgisi olmadığını belirtirken, Mahmut Tanal gibi CHP Genel Başkan Yardımcısı Erdal Aksünger de CHP’nin bu konudaki sorumluluğunu kabul etmesi gerektiğini belirtiyor. CHP Milletvekili Musa Çam ise bu özeleştiriyi çok daha açık bir yere götürüyor.

Daha önce sendikaların başlattığı yürüyüşlere dikkat çeken ve bunlara katıldığını belirten Çam, “70 yıllık çok partili siyasi hayatta ilk kez bir parti 450 kilometrelik alanı yürüyerek hiç araç kullanmadan geçiyor. Bu önemli bir mücadeledir” diyor. Adalet, barış ve özgürlüklere sahip çıkmanın herkesin işi olduğunu belirten Çam, dokunulmazlıklar konusunda CHP’ye yönelik eleştirilere de hak veriyor. “Bu karar son derece yanlış bir karardı” diyen Çam, şöyle devam ediyor: “Dokunulmazlığım kaldırıldı ve yargılanıyorum şimdi. Anayasaya aykırı ama evet diyeceğiz söylemi yanlış bir söylemdir. Bu nedenle evet oyu veren arkadaşlarımız da tarih itibariyle bu işin sorumluluğu altındadır. O dokunulmazlığın kaldırılması nedeniyle birçok milletvekili yargılandı ve tutuklandı. En son bizim milletvekilimiz tutuklandı. O dokunulmazlığın kaldırılmasına evet oyu vermek ve parmak kaldırmak tarihi bir hata ve yanlıştır. Bunu kabul etmemiz ve bir özeleşti yapmamız gerekiyor. Bu yürüyüş bu özeleştiriyi de kapsayabilir.”

Çam, sadece Enis Berberoğlu için yürümediklerinin altını da çizerek, yürüyüşün Maltepe ile sınırlandırılmaması gerektiğini belirterek, “Silivri’den Edirne’ye, Kocaeli’ndeki F Tipi’ne kadar tutuklu bulunan hangi partiden olursa olsun insanların yargısız infaz ile tutuklanmasına karşı gerekirse oralara gidilmelidir” diyor. Çam, HDP’nin de yürüyüşe katılarak destek vermesi gerektiğini söylüyor.

BRÜKSEL’E KADAR GİTMEK LAZIM

CHP eski İstanbul Milletvekili ve Parti Meclis Üyesi Çetin Soysal, yürüyüşün demokrasi, barış ve özgürlük yürüyüşü olduğunu belirterek, toplumsal reflekslere öncülük etmek gerektiğini söylüyor. Soysal, İstanbul’a vardıklarında 1 milyon kişi ile kente gireceklerini belirterek, Edirne’ye gidilmesi gerektiği yönündeki talepleri de, “Belki Edirne ile de kalmamalı bu yürüyüş, Brüksel’e kadar sürmesi gerekiyor. Edirne ötesi Brüksel’dir. Berberoğlu olayı işin son damlası idi” diyor. CHP’li vekil Soysal, siyasetin yargıyı vesayet altına aldığını ve her kesimin haksızlığa uğradığını söyleyerek, herkese “demokrasi ortak paydasında buluşması” çağrısında bulunuyor. (Kenan Kırkaya – dihaber)