İSTANBUL – İnsan hakları savunucularının Büyükada’da korsanvari şekilde gözaltına alınması ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından hedef gösterilmelerine tepki gösteren Yurttaşlık Derneği üyesi Emel Kurma, “Akıl almaz, utanılası yalanlara en ufak bir pirim verenlerin, kimlerin enerjilerini kaybettiklerini biran düşünmeleri lazım” dedi.

İstanbul Büyükada’da 5 Temmuz günü “Güvenlik ve Bilgi Yönetimi” toplantısı için bir araya gelen 10 insan hakları savunucusu gözaltına alınmıştı. 5 gündür gözaltında tutulan 4’ü kadın insan hakları savunucuları ile ilgili ‘kısıtlama’ olduğu gerekçesiyle avukatlarına dahi bilgi verilmezken Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, G20’den sonra Almanya’da yaptığı açıklamada, “15 Temmuz’un devamı niyetinde bir toplantı için bir araya gelmişlerdi” dedi. Yıllardır kadın örgütleri ve insan hakları örgütlerinde faaliyet yürüten hak savunucularının temelsiz iddialarla hedef gösterilmesine tepkiler devam ediyor.

Gözaltında bulunan Özlem Dalkıran, İlknur Üstün, Nalan Ekrem ve İdil Eser’i hak mücadelesinde yakından tanıyan Yurttaşlık Derneği’nden (Eski adıyla Helsenki Yurttaşlar Derneği) üyesi Emel Kurma uzun yıllar arkadaşlık ettiği, kimisiyle aynı dernekte çalışma yürüttüğü, kimiyle hak mücadelesinde yürüdüğü uzun zamandır tanıdığı bu dört kadını Gazete Şûjin’e değerlendirdi.

‘Bu dört kadın için sonsuza kadar kefilim’

Emel, “Özlem 11 buçuk yaşından beri arkadaşım benim, okul arkadaşım, hayat arkadaşım, gülme ağlama arkadaşım. Nalan herhalde bir 20 yıl olmuştur tanıyalı, İlknur keza 15 yıldır tanırım, İdil de benim okuldan arkadaşım, liseden sonra bütün bu örgütler içinde ve ya şahsi olarak hak hukuk onur haysiyet insanların hakça, barış içinde yaşayabilmesi için beraber çalıştığım arkadaşlarım. Dolayısıyla bu dört kadın için bildiğimiz her anlamda sonsuza kadar kefilim, onlarla çalışmaktan, arkadaş olmaktan her zaman onur duydum” dedi.

‘Onlar işin mutfağında olan kadınlardı’

Emel gözaltında tutulan kadınların Türkiye’de hak mücadelesindeki önemlerine işaret ederek “Bu insanlar hak mücadelesinin değişik boyutlarında sivil müdahalelerden, hukuk alanına, yazma çizmeye, dayanışmaya kadar pek çok yerde vardılar. Her şey sadece sokakta olmuyor, arkada mutfak işi yapan hiç görmediğiniz bir sürü insan vardı. Kimilerinin yüzü aşinadır kamuoyuna, kimileri gözükmezler. Ama az değil bu işlerle uğraşanlar. Özlem, İdil, Nalan ve İlknur da böyle insanlardır” diye konuştu.

‘Kimsenin hayrına olmaz’

İnsan hakları savunucularının olası tutuklanmalarının kimseye hayır getirmeyeceğini kaydeden Emel, “Türkiye’de birbirinden farklı düşünen ve hatta bugün bu insanlara bakıp da haklarında söylenen akıl almaz, utanılası yalanlara en ufak bir pirim veren insanlar, bu insanların yüzlerine baktıklarında kimlerin enerjilerini kaybettiklerini biran düşünmeleri lazım. Çünkü onlar için çalışan, onlar için mücadele eden insanlar bunlar. Dolayısıyla şöyle olur hak mücadelesi konusunda evet çok sarsılırız, hak çalışmasını yürüten insanlar eksilirler ama hırsımız inancımız arkadaşlarımızın da mücadelesini sırtlanarak devam eder” diye konuştu.

‘İnsan hakları savunucuları dün de terörist sayıldı’

Ezberletilen kavramlar üzerinden akıl almaz suçlamaların yöneltilmesinin kabul edilemez olduğuna işaret eden Emel son olarak şunları söyledi: “Bu iş sadece insan hakları savunucularının sırtına yığılamaz, evinizde, okulunuzda iş yerinizde her gün layık olduğunuzu düşündüğünüz muameleyi herkese reva görmektir ve bunu hep başkalarının yapması gereken bir şey değildir. Bizzat kendi tavrınızı değiştirmektir. Eğer böyleyse İlknur’la, Nalan’la, Özlem’le, İdil’le dayanışmayı seçin ya da seçmeyin onlara yapılan ve başka bir sürü insana yapılan bir sürü haksızlık karşısında çeşitli saiklerle eyvallahınızı bir sorgulayın. İnsan hakları için uğraşan insanlar sadece bugün değil dün de terörist sayıldı. Yani bütün bu ezberletilen kavaramlar terör ne, terörizm ne bunları insanların kendi hayatlarında tartmaları gerekiyor. Mutlu olmak, eşit olmak, özgür olmak huzur içinde yaşamak istiyorlar mı istemiyorlar mı bu bir seçim, yurttaşların bu şapkayı önlerine koymaları gerekiyor.”   (gazetesujin.)