Erdoğan’ın ‘Allah’ın lütfu olarak değerlendirdiği 15 Temmuz Darbe Girişimi’nin en belirgin sonucu, OHAL şartlarını değerlendirirek, 16 Nisan Referandumu ile ‘tek adam’ rejimine geçmek oldu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Allah’ın lütfü” olarak değerlendirdiği 15 Temmuz Darbe Girişimi bir yılı geride bırakırken, yarattığı sonuçlar, toplumun en sıcak gündemi olmaya devam ediyor. Saray/AKP iktidarı, 15 Temmuz gecesi yaşananları ‘destan’ söylemiyle tek adam rejiminin kurumsallaştırılması için kullanırken, demokrasi, insan hakları, ifade, inanç ve basın özgürlüğü alanlarında ise, ardında adeta bir enkaz bıraktı. 15 Temmuz’un ardından, darbe girişimi bahane edilerek kurumsallaştırılmak istenen ‘tek adam’ rejimine gidilen yolun temel silahı ise, OHAL oldu. Bir yılın en belirleyici gelişmesi ise, sivil darbe sürecini hukuksal zemine kavuşturmak olarak değerlendirilen 16 Nisan Referandumu’nun OHAL şartlarında devletin tüm olanaklarını seferber edilerek geçirilmesi oldu.

OHAL toplum kıyımına dönüştü

Saray/AKP iktidarı tarafından ilk başta 3 ay için ilan edilen ve kısa süre sonra kaldırılacağı iddia edilen OHAL ilanı, kısa sürede 15 Temmuz Darbe Girişimi ve o gece yaşananları geride bıraktı. Askeri darbe girişimi sırasında resmi makamların verilerine göre; 62’si polis, 5’i asker, 173’ü olmak üzere, 240 kişi yaşamını yitirirken, Saray/AKP iktidarı tarafından uygulanan sivil darbe sürecinde bilanço ağırlaştırılarak, sürekli hale getirildi. OHAL ile yaklaşık 115 bin kamu görevlisi ihraç edilirken, 71 binin üzerinde gözaltı, 50 binden fazla tutuklama yapıldı. 162 bin kişi hakkında işlem yapılırken, 47 bin küsür kişi adli kontrol şartıyla serbest kaldı, 7 bin 605 kişi hakkında yakalama kararı çıkartıldı. 140 bin pasaport iptal edilirken, işsiz kalan 124 bin kişi ile Türkiye, dışarı çıkılması yasak yarı açık bir cezaevine dönüştürüldü.

İlk hedef medya oldu

Tek adam rejiminin inşa süreçlerinin tümünde olduğu gibi, Saray/AKP iktidarının da ilk hedefi medya oldu. OHAL boyunca 16 TV kanalı, 24 radyo, 63 gazete, 20 dergiyle birlikte toplam 178 medya kuruluşu kapatıldı. 167 gazeteci cezaevine konuldu. Yaklaşık 2 bin 500 gazeteci işsiz kaldı. Kapatılan yayınevi sayısı ise, 30’u buldu. Yayıncılar Birliği’nin 2016-2017 Yayınlama Özgürlüğü Raporu’na göre, hapishanelerde Kürtçe kitaplar yasaklandı. Raporda ayrıca, 1656 kişinin sosyal medya paylaşımlarından dolayı tutuklu olduğu belirtiliyor. Kurumlara ve gazetecilere çok sayıda soruşturma ve davalar açıldı, tazminat cezaları verildi. DİSK Basın İş’in araştırmasına göre, Basın Yayın ve Gazetecilik işkolunda gözüken şirketlerde sigortalı 2 bin 308 işçi işsiz kaldı.

Yargı ‘tek adama’ bağlandı

Saray/AKP iktidarının odaklandığı ve denetimine aldığı diğer bir alan ise, yargı oldu. Adalet Bakanlığı bünyesinde toplam 5330 memur ihraç edildi. Adalet Bakanlığı verilerine göre, bir yıl içerisinde 2 bin 431 adli ve idari yargı personeli olmak üzere, 2 Anayasa Mahkemesi üyesi, 41 Danıştay üyesi, 3 HSYK üyesi, 105 Yargıtay üyesi ile toplam 2 bin 431 kişi tutuklandı.

Soruşturmada 29 kişi öldü

Türkiye İnsan Hakları Vakfı verilerine göre, cezaevlerinde yaygın ve sistematik işkence sıradanlaştı. 15 Temmuz’dan sonra gelen işkence ihbarlarının ürkütücü derecede çoğaldığına dikkat çekilirken, soruşturmalar sırasında 29 kişinin yaşamını yitirdiği kayıtlara geçti. KHK ile ihraç edilen 5 bin kişinin katıldığı bir ankette, 101’i kadın, 314 kişinin intihar eğiliminde olduğu ortaya çıktı.

Sivil toplum saldırı altında

Saray/AKP darbesinde şimdiye kadar bin 61 öğretim kuruluşu, 223 kurs ve etüt merkezi, 1125 dernek, 129 vakıf, 19 sendika kapatıldı. FETÖ ile mücadele adı altında çıkartılan KHK’lerle kapatılan sivil toplum kuruluşları arasında onlarca kültür merkezi, insan hakları için mücadele eden, çocuk hakları alanında çalışan, cinsiyet eşitliğini inşa etmeye çalışan kadın kurumları da vardı. STK’lerin kapatılması ve kalanların yoğun baskı altına alınmasıyla AKP’nin politikaları toplumdan kaçırılmaya çalışıldı.

HDP’den 7 Haziran intikamı

Saray/AKP’nin kurumsallaştırmak istediği ‘tek adam’ rejimi, önünde engel olarak gördüğü HDP’ye yönelik de saldırılarını aralıksız sürdürdü. Sürekli ‘milli iradeden’ bahseden Saray/AKP iktidarı, kontrol altına aldığı yargı yoluyla 11 HDP’li, 1’CHP’li 12 vekil tutuklandı. 28 HDP’li il başkanı, 89 ilçe eş başkanı cezaevine konuldu. 780 il ve ilçe yöneticisi ise, an itibariyle cezaevinde.

Eğitim’de yoğun tasfiye

Bugüne kadar toplam 24 OHAL KHK’si çıkarıldı. Bu kararnamelerin sadece 5’i TBMM’de görüşülerek kanunlaştı. Söz konusu kararnamelerle, en fazla ihraç 34 bin ile Milli Eğitim Bakanlığı’nda yapıldı. Toplam 6 farklı KHK ile 117 farklı üniversiteden 5 bin 247 akademisyen işinden edildi. “Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirisine imza atan yüzlerce akademisyen de listeye eklenerek hedef alındı.  (demokrasi33)

HABER MERKEZİ