Candan Yıldız

Yaşadıklarına “dur” deme iradesini gösteren kadınların yazdığı bu tarih hukuku da zorluyor aslında. Onun erkek işbirlikçisi ikiyüzlü işleyişini deşifre ediyor.

Ne vakit devlet vari şiddet tekelini elinde bulunduran bir kocayı, bir sevgiliyi öldüren bir kadının öyküsünü duysam, kadınların başka türlü sevdiği Edith Piaf’ın o çok meşhur “Non Je Ne Regrette Rien/ Hayır, hiçbir şeyden pişman değilim” şarkısı düşer aklıma.

Şiddet, işkence, cinsel saldırı, baskı gören kadınların “Artık yeter” çizgisidir bu öldürmeler.  Binlerce yıllık alacağın kefaretidir.  Bu yüzden “cinayet” değildir adı, hayatını savunmaktır, hayatına sahip çıkmaktır. Gülnur Acar Savran’ın dediği gibi “Kadınları mağdurlar olarak sabitleyen bir anlayıştan onları ‘hayatlarına sahip çıkan’ failler olarak konumlandıran bir anlayışa ve pratiğe geçişin örneklerini izliyoruz burada.” İşkenceci kocayı  öldüren Çilem Doğan ne demişti; “Şiddete boyun eğmedik”.

Yaşadıklarına “dur” deme iradesini gösteren kadınların yazdığı bu tarih hukuku da zorluyor aslında. Onun erkek işbirlikçisi ikiyüzlü işleyişini deşifre ediyor. Şimdi Nevin Yıldırım dosyasını bir kez daha hatırlama zamanı.

Nevin, 5 yıl önce 28 Ağustos 2012’de kendisine tecavüz eden Nurettin Gider’in bir çuvala koyduğu başını köy kahvesindeki erkeklerin önüne fırlatıp, “İşte namusuma uzananın kellesi, benim arkamdan konuşmayın!” demişti. Nevin’in Isparta’nın Yalvaç İlçesi Korukaya köyünün ikiyüzlülüğünü açık eden güçlü sert eylemini yargılayan yargı, başından beri Nevin’in rıza ile ilişki yaşadığı ve  Nurettin Gider’i tasarlayarak öldürdüğü kanaatine sahipti. Davayı başından sonuna yakından takip eden feminist avukatların izlenimleri en azından bu yöndeydi. Nitekim mahkeme Nevin’e müebbet hapis cezası verdi.  Kadınları öldüren erkeklerin yargılandığı dosyalarda “iyi hal indirimi”ni, “haksız tahrik indirimi”ni bol kepçe dağıtan yargı şaşırılmayacağı üzere Nevin dosyasında cimri davrandı.  Nevin’e yaşatılanları yok saydı.

Nevin’in eylemini farklı kılan yaşadıklarına boyun eğmemesi değildi sadece. Güçlünün çıkarları etrafında kümelenmiş topluma da meydan okudu. Dosyanın adının bile “Kesik Baş” davası olarak mimlenmesi çıkar birliğinin bir göstergesiydi. Kendi savunmasını, toplumsal işbirliğini teşhir ederek yapan Nevin’in temyiz duruşmasında kadınlar yine yan yana olacaklar. Davanın takipçisi kadın avukatlar temyiz duruşması öncesi bir çağrı yayımladılar: “Nevin gibi erkek şiddetinden kurtulma yollarının kapatıldığı, tecavüzcüyü engellemek yerine kadınların suçlandığı, kadının toplumsal cendere içine itilerek, yaşayan bir ölü haline getirildiği  “haksız” süreci görüyoruz. Erkek şiddetine ve erkek adalete karşı Nevin’i yalnız bırakmadık, bırakmayacağız. 14 Eylül 2017’de saat 10.00’da Yargıtay’da görülecek temyiz duruşmasında da yanında olacağız. Üstelik yerel mahkemenin kararından sonra aldığımız/alabildiğimiz vekaletnamelerimizle bu kez avukatı olarak da görev yapacağız.”

Sadece geçen ay 28 kadın öldürüldü ve öldürülmeye devam edeceğiz. Herkes, devlet, yargı, aile, komşu yine izleyecek.  Kadınlar da celladını beklemeyecek. Çünkü artık kadınlar korkmuyorlar.  Ölümden öte bir yaşam olduğunu biliyorlar. Kendisini korumanın, hayatına sahip çıkmanın yollarını arıyorlar. Nevin gibi, Yasemin gibi, Çilem gibi.

Bu vesile ile“Sadece ölmemek için öldürmeyi tercih eden kadınlar da değil, mini etekten çalışma hakkına hayatlarını farklı biçimlerde savunan kadınların mücadeleleri” ni anlatan “Kirpiğiniz Yere Düşmesin”(Güldünya Yayınları) kitabını bir kez daha hatırlatmak isterim.

(artigercek)

Author: Merkez