Image result for Ahmet Doğançayır

Ahmet Doğançayır

Kapitalizmin kendini yenileme yeteneksizliğinin giderek artması, üretici güçlerin yıkıcı güçlere dönüştüğü, ölümcül felaketlerin sadece uygarlığın yaşamasını değil, fiziksel düzeyde insanlığı tehdit ettiği görülüyor. Bugün savaş ile tehdit eden yok olma tehlikesi, insan yaşamını tehdit eden doğal çevrenin yıkımı, açlık tehlikesi, emperyalist merkezlerde yoksulluğun tekrar ortaya çıkması ve demokratik özgürlüklerin kısıtlanması, Avrupa’nın birçok ülkesinde hiçbir sosyal güvence olmadan bekleyen, bir feshedilebilir iş ile yetinmek zorunda olan yabancı işçilerin durumu bu gerçeğin göstergeleridir.
Bu gelişmelerin bizi yok edeceğini, bundan kaçış olmadığını belirtenler çalışan insanlığın uçuruma gidişi durdurma yeteneğinin var olduğunu göremiyorlar. İnsanlık da bu yetenek mevcut önemli olan uygulamaya geçmek, eylem bilincini ve planını gerçekleştirmek ve gerçek politik ve ekonomik iktidarı almaktır. Olası gelişmeleri belirtmeyi felaket tellallığı olarak niteleyenler tehlikeleri reddetmiyorlar ama bunların çok önemli olmadığını, hükümet ve uzmanların yetenekleri ile aşılabilecek şeyler olduğunu, artmayacaklarını aksine azalacaklarını ve her şeyin düzeleceğini iddia ediyorlar. Bu bir yüzyıldan bu yana işçi hareketi ile süren ‘’reformcu’’ ve ‘’ devrimciler’’ tartışmasının temelini oluşturur. Günümüz gelişmelerinin değerlendirilmesinde devrimlerin gerçek, uzlaşıcı reformcuların düşüncelerinin ise hayalci olarak kaldıkları görülür. Çünkü hiçbir işaret son dönem kapitalizmin iç çelişkilerinin şiddetlenmesinde bu eğilimin ani değişimini göstermiyor.
Bu düşüncelere benzer bir şekilde bazıları da şu iddiada bulunuyorlar: Tehdit eden ölümcül felaketler nedeniyle kendi ölümünü istemeyen egemen sınıflar sonuçta aklın yolunu seçecek ve çok büyük çelişki ve krizlerin çözümünü kabul edecektir. Kuşkusuz emperyalist sermaye bir dünya savaşının kendisi içinde bir intihar olacağını çok iyi biliyor. Kapitalistler mevcut mallarını nükleer silah ölüsü müşterilere satamayacaklarını ve bu şekilde ekonomik krizi aşamayacaklarını biliyorlar. Bunun için emperyalizm nükleer intiharı engelleme ve hatta silah yarışını biraz sınırlandırmaya ilgi gösteriyor. Fakat bunun silahlanma yarışını tamamen ya da geniş boyutta durdurmayla ilgisi yok. Bunu Askeri Endüstriyel Kompleksin çıkarları engelliyor. Öncelikle uzun dönemde ekonomik kriz ikame piyasasının silahlanmaya yönelik üretimini sağlıyor.
Emperyalizm, dünyadaki her devrimci ilerlemeye karşı karşıdevrimci şiddetini kullanmaya her zamandan daha çok kararlıdır. Bu kimi zaman bir iç savaşta taraflardan birini destekleme biçiminde kendini gizlerken, kimi zamanda açık ve güçlü bir yabancı müdahale şeklinde olan sistematik silahlı mücadele biçimini almaktadır.
Savaşa karşı mücadele ile sosyalizm mücadelesi aynı davanın parçalarıdır. Biz emperyalizmin silahlanma yarışını sürdürmesine ve saldırganlığına karşı her mücadeleyi, her somut acil seferberliği destekleriz. Ancak biz nükleer silahlanmaya, savaş tehlikesine, çevrenin yıkımına, işsizliğe ve ırkçılığa karşı mücadelenin şirket merkezlerinde veya diplomatik konferans masalarında değil; Sokaklarda, fabrikalarda çözüleceğine inanıyoruz.

Author: Merkez