Sempozyumlar Devam ediyor  ÇAĞRISIonbahar’la beraber önemli kültürel etkinliklerin başında “Ekim” sempozyumları, panel ve konferansları geliyor. Aynı zamanda egemen sınıfların üzerini örtmeye çalıştığı etkinliklerin başında da yine Ekim faaliyetleri geliyor. Ne var ki Ekim Devrimi’nin, kapitalist-emperyalist sistem içinde açtığı gedik ha deyince kapanacak, gizlenecek türden değil. Zira 1917’de, Bolşevikler olarak bilinen Rus komünistlerinin önderlik ettiği; işçilerin, yoksul köylülerin ve savaşın asıl sıkıntısını, acısını ve zulmünü çekmiş askerlerin katıldığı bir ayaklanmanın 100. yılından söz ediliyor.

En sade ve herkesin anlayacağı sözcüklerle söylenirse ayakların baş olduğu, çapulcu ve lanetlenmişlerin ülke yönetimine geldiği ve tüm dünyanın yoksul halklarına örnek olduğu bir hareketten söz ediyoruz. Kuşkusuz ki insanlık, kendi tarihsel sürecinde pek çok ayaklanma, direniş, isyan ve devrim gördü. Bu ayaklanma ve devrimler sırasında nice yengiler ve yenilgiler de yaşadı. Yine de hiçbirinin Ekim Devrimi kadar dünyayı etkilediği söylenemez. Sanata da konu olduğu gibi (Dünyayı Sarsan On Gün) gerçek anlamda dünyayı silkelemiş, dünya proletaryası adına sarsmış bir şanlı devrimden söz ediyoruz.

Ekim Devrimi, ekonomik ve sosyal yaşamda pek çok ilke imzanın atıldığı hareketin adı oldu. Bilim ve felsefi düşüncede olduğu gibi siyaset ve estetik alanda da yeniliklere, zengin tartışmalara, zaman zaman karşıtlık ve gerilimlere de ortam hazırlayan gelişmelere imkan verdi bu devrim. Tüm bu sorunların ele alındığı sempozyumu kısa adı BEKSAV olan Bilim, Eğitim, Estetik, Kültür, Sanat Araştırmaları Vakfı’nın yapıyor olması anlamlıdır. Sanat ve Hayat dergisi de yine sempozyumu düzenleyen kurumlar arasında.

Sovyet sineması ve Sovyet edebiyatından bilhassa söz edilmesi tesadüfi değildir. Vertov, Eisenstein ve Pudovkin’den hareketle pek çok sinemacıyı anmak gerekiyor. Çernişevski’de kaynağını bulan ve Gorki ile Şolohov türünden romancılarla kendini gösteren edebiyatın özgünlüğü unutulabilir mi? Resim ve heykel gibi plastik sanatların da yeni biçim ve içeriklerle icra edildiğini bunlara eklemek gerekir. Maleviç’ten Tatlin’e; Chagal’dan Kandisky’e dek çok sayıda sanatçı devrimle sanatın bir potada buluşmasına olanak vermiştir. Keza müzikte de Çaykovsky’den Şostakoviç’e kadar özel sanatçılardan söz edilebilir. Nihayet sanatın yaşamla bütünleştiği, yaşamın kitlesel bir biçimde sanatsal inceliğe imkan verdiği devrim çağını anmak gerekiyor.

Sempozyum afişlerinden de görüldüğü üzere Ekim Devrimi’nin politik ve özellikle de sanat boyutu ortaya çıkarılmaya çalışılıyor. İçlerinde benim de bulunduğum yirmi civarında konuşmacının olduğunu ve çok sayıda sunumun yapılacağını şimdiden hatırlatmak isterim. Sempozyum 4-5 Kasım 2017 tarihinde Cezayir Toplantı Salonu – Taksim’de gerçekleştiriliyor.

Author: Mehmet Akkaya