AKP hükümeti savaşı finanse edebilmek adına vergilere zam yaparken, dün ise Meclis’te gündem 2018 Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’ydı. Tasarıya ilişkin konuşan HDP İstanbul Milletvekili Paylan, ‘2018 yılı bütçesi vicdansız ve adaletsiz bir bütçedir’ dedi

AKP hükümetinin 15 Temmuz darbe girişimi sonrası ilan ettiği OHAL ile Kürdistan’da yürütülen savaş derinleşti. Emekçinin cebinden çıkan vergi ve her yıl düzenli olarak bu vergilere getirilen zamlar, savaş bütçesini finanse etmek için kullanılıyor. Ekim ayının başında ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, yaptığı vergi zammı açıklamasında, “2018’de Türkiye’nin etrafındaki tehditlerle baş edebilmesi, caydırıcı bir güce sahip olabilmesi için ilave silah sistemleri gündemde. Bunu karşılamak amacıyla borç yerine vergi artışlarını tercih ettik” demişti. Açık açık halkın cebindeki paranın savaşa yatırılacağı belirtilirken, bugünlerde ise gündemde Meclis Plan Bütçe Komisyonu’na sunulan 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı var.

‘Bütçe vicdandır’

Tasarıya ilişkin Meclis’te basın toplantısı düzenleyen HDP İstanbul Milletvekili Garo Paylan, bütçenin bir ülkenin vicdanı olduğunu belirterek, “Bütçelerde gelirin nasıl sağlandığı, devletin parayı nasıl topladığı ve nerelere harcadığı o devletin vicdanlı bir devlet mi olduğunu adaletli bir devlet mi olduğunu belirler. Maalesef 2018 yılı bütçemiz vicdansız ve adaletsiz bir bütçedir” dedi. AKP döneminde nüfusun yüzde 1’inin servetin yüzde 60’ına sahip olduğunu söyleyen Paylan, “Servet, AKP’nin zenginleştirdiği dar bir kesimde toplanıyor, geride kalanlara da maalesef borç düşüyor” diye konuştu.

Bütçede neler yok?

“En çok artan kalemler güvenlikçi politika harcamaları” diyen Paylan, arttırılan vergilerden gelen paraların S-400’lere gideceğini vurguladı. Paylan, güvenlikçi politikalar yerine barışçıl politikaların yürütülmesi gerektiğinin altını çizerek, “Savaşın maliyeti yoksullara çıkar! Oysa barışın hiçbir maliyeti yoktur. Bütçe kalemlerinde bu savaşçı politikaların ağır maliyetlerini görüyoruz” şeklinde konuştu. Bütçede nelerin olmadığına değinen Paylan, şunları söyledi: “Bütçede işçinin adı yok. Maliye Bakanı bütçe sunuşunda işçinin adını tek bir kez zikretmedi. Tek zikrettiği işveren ve finans kesimiydi. Bu şekilde tabii ki adaletsizlik işçi kesimleri aleyhinde büyümüş oluyor.”

Paylan, tarım destekleri konusunda da ciddi bir handikapın olduğunu belirterek, “Tarıma verilen destekler bütçede son derece düşük, bu yüzden de kır boşalıyor. Tarımla uğraşan kesim geçimini sağlayamıyor” dedi. Bütçenin tekçi bir bütçe olduğunun altını çizen Paylan, “Diğer inançları diğer mezhepleri yok sayan harcama kalemleri var. Bu adaletsizlik ve vicdansızlıktır” ifadelerini kullandı. Tüketici Güven Endeksi boyutunda düşüşe geçildiğini dile getiren Paylan, “Bu da 2018 bütçesinin ve Orta Vadeli Program’ın şimdiden çökmesi demektir. 2018 yılında hükümetin dolar kuru hedefi 3,73 TL. Şimdi dolar 3,80. Yani 2018 hedefi şimdiden çöktü” diye konuştu

Fatura emekçilere kesiliyor

2018 bütçesini değerlendiren DİSK Genel Başkanı Kani Beko, her yıl olduğu gibi bu yıl da hazırlanan bütçe çalışmalarında işçilerin yok sayıldığını belirterek, cari açığın emekçiler ve işçiler açısından sefalet, açlık, işsizlik olduğunu söyledi. 2018 yılı bütçesine bakıldığında Milli Savunma Bakanlığı ve Diyanet’e her zamanki gibi yüksek payın ayrıldığını vurgulayan Beko, “Cari açık kapatılması gerekiyor. Cari açık kapatılmadığı sürece işçiler açısından durum daha da kötü olacaktır” dedi. Savaş harcamalarının lüks olduğunu dile getiren Beko, iktidarın askeri ve siyasi olarak 52 ülke ile ilişkilerin kötü olduğunu ve politikanın değişmediği sürece de faturanın emekçilere çıkarılacağını ifade etti.

‘Savaş bütçesi’

Bütçenin genelinin güvenlikçi bir konsepte göre hazırlandığını belirten KESK Eşbaşkanı Mehmet Bozgeyik, 2018 bütçesinin “savaş bütçesi” olarak açığa çıktığını dile getirdi. Bozgeyik, emekçilerin 2018 bütçesinde yoksulluk ve sefaleti ortaya çıkardığını, cari açığın yükünün de vergiler ile emekçilerin sırtına yüklendiğini kaydetti. Bütçenin dikkat çekici yanlarından birinin de dış harcamalar ve örtülü ödenek adı altında devlet sırrı niteliğinde harcama kalemlerinin olduğunu ifade eden Bozgeyik, “OHAL koşullarında yaratılan güvenlikçi politikaların vergileri de emekçilere yükleniyor. Özellikle yağmanın ve savaşa hizmet veren bir bütçe yerine demokratik barışçıl bir bütçe talep ediyoruz” dedi.  (demokrasi44)

HABER MERKEZİ

Author: Merkez