Antonio Gramsci, İtalyan sosyolog, ekonomist, yazar ve Neo-Marksist düşünür. İtalya’nın Sardunya Adası’ndaki Ales kasabasında, 22 Ocak 1891’de doğdu. Çocukluk dönemi oldukça zorlu geçen Antonio Gramsci aslen bir Arnavut kökenliydi. Soyadı ise yine Arnavut bir kasaba olan ”Gramsh”tan geliyordu. Düşük maaşla çalışan bir memur olan Antonio Gramsci’nin babası Francesco Gramsci’nin ”zimmete para geçirmek” yüzünden hapsedilmesi oğlu Antonio Gramsci’nin hayatının dönün noktalarından biriydi. Okulunu yarıda bırakmak zorunda kalan Gramsci 1898’ten 1904’e kadar çeşitli işlerde çalıştıştı. Daha sonra kendi imkanlarıyla bir burs bulan Antonio Gramsci, 1911 yılında Torino Üniversitesi‘nde okumaya başladı. Parlak bir öğrenci olan Gramsci, burada sosyalist düşünürlerle beraber çalışmalar yürüttü. İtalya’daki halkın fakirliği ve gerek bölgesinin gerekse de kendi ailesinin yoksulluğu Gramsci’yi sosyalist düşünceye iten sebeplerdi. Karl Marx’ın görüşlerinden oldukça etkilendi.

İlerleyen yıllarda tüm çalışmalarını sosyalizme ve sosyalizmin İtalya’da yaygınlık kazanmasına adayan Gramsci, 1922 yılına gelindiğinde ”İtalyan Komünist Partisi‘nin genel başkanı oldu. Venedik bölgesinden milletvekili seçildi. Rusya’ya İtalyan Komünist Partisi genel başkanı sıfatıyla giden Gramsci burada daha sonra evleneceği Giulia Schucht ile tanıştı.

Gramsci’nin İtalyan Komünist Partisi macerası uzun sürmedi. Rusya dönüşü İtalya’da faşizmin rüzgarları esmeye başlamıştı. Gramsci’nin partisi ana muhalefet konumunda, ilk hedef olarak görülüyordu. 9 Kasım 1926’da Mussolini’ye suikast düzenlenmesinden İtalyan Komünist Partisi sorumlu tutulmuş ve Gramsci milletvekili dokunulmazlığı olmasına rağmen tutuklanarak Roma hapishanesi ”Regina Coeli”ye götürüldü. 20 yıl hapis cezasına çarptırılan Gramsci’nin mahkumiyetinin 7. senesinden sağlığı iyice kötülenmişti. Şartlı tahliye ile hapisten çıkmıştı. Gramsci’nin sağlığı hapisten sonra düzelmedi ve çok genç sayılabilecek bir yaşta 27 Nisan 1937’de 46 yaşında Roma’da öldü. Protestan Mezarlığı’na gömüldü.

Onun ardından birçok eseri, düşüncesi ve başkalarının onun hakkında söylediği sözler kaldı. Çoğu eserini hapisteyken yazan Gramsci’nin eserleri çoğu zaman şifreli bir havadadır. Bunun sebebi ise Faşist Mussolini iktidarının kitaplarını tek tek, cümlesine kadar incelemesiydi.

Hapsedildiği davada savcı tarihe geçecek şu ifadeleri kullanmıştı: ”Yirmi yıl bu beynin işlemesini durdurmalıyız.” Gramsci ile özdeşleşen birkaç kavram aşağıdaki gibidir:

 

Madun

Madun kavramı ilk olarak İtalyan Marksist düşünür Antoine Gramsci tarafından yönetici sınıfın tahakküm altına aldığı grupları tanımlamak için kullanılmıştır. Madunlar kendi temsillerini sunabilecekleri mekanizmalara erişim imkanına sahip olmadıkları için sürekli hakim sınıf tarafından temsil ve tasvir edilirler. ”Madun Çalışmaları” kapsamında daha çok Güney Asya toplumlarında tahakküm altına alınmış grupları tanımlamak için kullanılmıştır. Madunlar ancak hakim söylem kendilerine konuşma alanı açtığı sürece ve hakim söylem onu kendi işine yarar şekilde konuşturduğu sürece ”seslerini” duyurabilirler. Üstelik bu kendilerinin olmayan ses dışında da sesleri yoktur.”

Hegemonya

Hegemonya kavramı ana akım Uluslararası İlişkiler teorisinde askeri veya siyasal hakimiyet anlamında kullanılır. Son zamanlarda liderlik olarak da kullanılmaya başlanmıştır. Antonio Gramsci (1891-1937) hegemonyayı egemen sınıfın iktidarının nasıl sürdüğünü anlatmak için kullanmıştır.

Direniş

Direnişi onaylayan düşünürler arasında en sivrilen kişiliklerden birisi de Antonio Gramsci‘dir. Gramsci direnişi, sivil toplumda hegemonya mücadelesinin, insanların zihninde taşındığını ve bunun da zamanla topluma evrildiğini varsaymıştır. Gramsci aynı zamanda “İktidarın olduğu yerde direniş de vardır” sözüyle direnişin doğal bir hak olduğunu dile getirmiştir.


Benzer İçerikler;

Uluslararası İlişkilerde Eleştirel Teori

İktidarın Olduğu Yerde Direniş de Vardır

Direniş Kavramına Kısa Bir Bakış

Hegemonya Nedir?

tozlumikrofon.com adlı siteden alıntıdır

Author: Merkez