Suriyeli Nidê Eshad, çocuklarıyla birlikte Wan’da yaşama tutunmaya çalışıyor. Kendilerine iş verilmediğini ve yaşamak için dilenmek zorunda kaldığını anlatan Nidê, hükümetin ‘Mültecilere 30 milyar dolar harcadık’ söyleminin koca bir yalan olduğunun en bariz örneği olarak karşımıza çıkıyor
KP Genel Başkanı Tayip Erdoğan’ın, geçtiğimiz temmuz ayında G-20 Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, Suriyeli mülteciler için 30 milyar dolar harcandığını ileri sürmesinin ardından, bu miktarın nasıl harcandığı sorusunun cevabına kimse ulaşamıyor. Birçok Suriyeli mülteci göç yollarında yaşamını yitirmeye devam ederken, ülkede bulunan binlerce mülteci de, yaşama tutunmak için dilenmek zorunda bırakılıyor. Avrupa ülkelerine karşı şantaj aracı olarak kullanılan mülteciler, hükümetin değil kendi imkanlarıyla hayata tutunuyor.

Çocuklarıyla yaşama tutunuyor

Suriye’de yaşanan savaştan dolayı göç etmek zorunda kalan milyonlarca yurttaştan biri olan Nidê Eshad, Wan’da çocuklarıyla birlikte yaşam mücadelesi veriyor. Wan sokaklarında dilencilik yaparak geçimini sağlamaya çalışan Nidê Eshad’ın yaklaşık 6 yıl önce başlayan göç hikayesi, Wan’da son buluyor. 7 çocuğu ile birlikte yaşam mücadelesi veren Nidê, eşinin kalp hastalığı ve dil sorunundan kaynaklı çalışamadığını sözlerine ekliyor. Terk edilmiş bir evde yaşamını sürdüren Nidê, savaştan kaçarak sığındığı Türkiye’de farklı bir savaş verdiğini söylüyor. “Türkiye’de yaşama koşulları çok zor” diyen Nidê, “Bizler dil bilmediğimiz ve dışarıdan mülteci olarak geldiğimiz için kimse iş vermiyor” diyor.

Yaşamak için…

Çocukları aç kalmasın diye dilencilik yaptığını söyleyen Nidê, maruz bırakıldığı hakaretlerden ve ötekileştirmeden yakınıyor. Doğup büyüdüğü toprakları bırakmayı hiç istemediğini söyleyen Nidê, “Binlerce insan öldü. Ben çocuklarımla birlikte orada kalsaydım bizi de öldürürlerdi” diyor. Şu an kaldığı evin kış şartlarında kalınamayacak kadar kötü bir durumda olduğunu söyleyen Nidê, “Şu an kaldığımız bina terk edilmiş durumda. Kış geldi, sadece bir soba var. Çocuklarımın haline acıyanlar soba verdi ama sobada yakacak kömür ya da odunumuz yok. Sobayı yakamadığımız için çocuklarım birbirilerine sarılıp uyuyorlar” diye anlatıyor. Yaşadığı tüm zorluklara eklenen ötekileştirmeyi de dile getiren Nidê, “Koşullar da insanlar da çok zor ve bizim varlığımızdan şikâyetçiler” diyor.

Dilan Babat/Wan-Jinnews

Author: Merkez