ANKARA – Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısı ile bugün İstanbul’da toplanacak olan İslam İşbirliği Teşkilatının önüne AKP tarafından bir eylem planı konulacak. Planın karara bağlanması ya da bağlanmamasının da kazanca dönüştürülmesi amaçlanıyor.

57 İslam ülkesinin dahil olduğu İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), dönem başkanı sıfatıyla Türkiye’nin çağrısı üzerine İstanbul’da toplanıyor. Öncelikli gündem olarak Kudüs meselesinin ele alınacağı toplantıya hem ev sahipliği hem de başkanlık yapacak olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kudüs konusundaki tavrını İslam İşbirliği Teşkilatı üyelerine de deklare edecek.
Erdoğan, İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ülkelerin karşısına hazırladığı bir eylem planı ile çıkacak. Daha çok İsrail Filistin meselesini derinleştireceği belirtilen planın, Kudüs’ü parçalayacak bir biçimde Doğu Kudüs’ün Filistin’in Başkenti olarak ilan edilmesi, İsrail ile diplomatik ilişkilerin kesilmesi, kısmi bazı ambargo gibi kararları içerdiği belirtiliyor. Erdoğan’ın bir yandan İsrail ile ilişkileri geliştirirken öte yandan İslam İşbirliği Teşkilatına bu kararları aldırmış olması kendisine bölge genelinde olumlu puan kazandıracağını düşünüyor. Ayrıca sert ve tartışma yaratacak kararların da kuruldan çıkmaması halinde, “Erdoğan’ın çabalarına rağmen ortaklaşmanın yaşanmadığı” yönünde bir propaganda yapılacağı belirtiliyor.
Ortadoğu Uzmanı Bereket Kar, yapılan bu değerlendirmelere ve kulislere yansıyan bilgilere katılıyor ve Türkiye’nin oyun planını, sorunun çözümü üzerine değil, İİT arasındaki çelişkiler üzerinden kendi görünürlüğünü artırma üzerine kurduğunu düşünüyor. Kar, “İslam İşbirliği Teşkilatının toplantısıyla AKP’nin Erdoğan’ın Davos’ta yaptığı gibi şov yapacağını, diplomatik olarak bazı mesajlar verileceği ama ekonomik, diplomatik, siyasi ve askeri alanda var olan anlaşmalar konusunda herhangi bir etkisi olmayacağını bize gösteriyor” değerlendirmesinde bulundu.
Kar, Erdoğan ve AKP yönetiminin bu konuda samimi olmadığını, “Eğer ciddiyse bu tür adımları atmasını bütün halk ister” sözleriyle değerlendirdi ve AKP’nin İsrail ile bütün krizlerden sonra derinleşen ilişkilerine işaret etti. Kar, “AKP daha 2005 yılında İsrail’in Başkenti Kudüs’e hoş geldiniz denilerek karşılandı. Ayrıca 28 Haziran 2016 tarihinde Mavi Marmara anlaşmasına ilişkin Ankara ve Kudüs’te yapılan anlaşmalar, Kudüs’ün AKP tarafından İsrail’in başkenti olarak kabul edildiğini gösteriyor” dedi.
ABD AÇISINDAN İÇ SİYASETİN BİR YANSIMASIDIR
ABD’nin Kudüs kararını da değerlendiren Kar, “Bu Obama döneminde alınan bir karardı. Fakat bu ertelenmişti. Trump’ın bu kararı almasının bölgenin tamamına yönelik ve yeni yeni oluşan dengeleri değiştirmeye dönük bir karar olduğunu düşünüyorum. Bir de içe dönük bir tarafı var bu kararın. Cumhuriyetçiler ile Demokratlar arasındaki çekişmelerin ve Trump etrafında dönen şaibelerin, Trump’ın uluslararası konumu ile ilgili bir boyuta da var. Bu kararı Trump’a yaptırmak en doğru karardı ABD devleti açısından da” diye konuştu.
ERDOĞAN BUNU SONUNA KADAR KULLANACAK
Ortadoğu’da yaşananları ve ABD ile müttefiklerinin gittikçe güç kaybettiğini savunan Kar, hamlenin bunu değiştirmeye yönelik olduğunu savundu. Türkiye ve Erdoğan’ın da Trump’ın bu kararını bir fırsat olarak gördüğünü ve bu kararın üzerine ilk atlayan ismin Erdoğan olduğunu belirten Kar, devamla şunları dile getirdi: “Bu olay yaşandığında bunun üzerine ilk atlayan Erdoğan olmuştur. İİT’yi toplantıya çağırdı. İç meseleleri örtbas etmek, üstünü örtmek amacıyla bu meseleyi sonuna kadar kullanacaklar. Kudüs meselesi en azından ilerici demokrat yurtsever kamuoyu açısından son derece önemli. Buna kayıtsız kalınamaz. Bunu sadece bir inanç meselesi olarak görmüyoruz. Eyyubi’nin şu sözünü herkes bilir. Kudüs işgal altında kaldığı sürece benim yüzüm gülmez sözü var. Bunun mücadelesi ta o dönemden vermiştir. Kudüs’ün sadece Müslümanlar için değil diğer kesimler açısından da inanç merkezi olduğunu unutmamız lazım. Bu kentin Filistin için simgesel bir rolü olduğunu unutmamız lazım.
FİLİSTİN MESELESİ YENİDEN GÜNDEME GELECEK
Ama ben bunun Filistin halkına da yarayacağını düşünüyorum. Filistin iki iktidarlı bir ülke. Bir ulusal birlik görüşmesi var. Hala anlaşmazlıklar çok büyük. Suriye, Irak ve ülkenin bütününde son zamanlarda Filistin davası büyük oranda gündemden düşmüştü. Bununla Filistin davası yeniden gündeme gelecek ve bununla bütün halkların bir kurtuluş mücadelesi olması nedeniyle yanında duracaklarını sanıyorum.
SOSYALİSTLERİN KUDÜS PROTESTOSUNA DA TAHAMMÜL EDEMİYORLAR
AKP’nin alanları sol sosyalist kesimlere yasakladığı bir dönemde bu konuda yapılan eylemde sosyalistler yakapaça gösterilere müdahale edildi. AKP bununla aslında meseleyi istismar ettiğini ve diğer kesimlere alan bırakmak istemediğini gösterdi. Deniz ile başlayan, sosyalist devrimci güçlerin Filistin saflarında şehit olduğunu biliyoruz. O dönem bizi ihanetle suçluyordu bu kesimler.”      (mezopotamyaajansi)
MA / Kenan Kırkaya

Author: Merkez