SELÇUK ŞAHİN POLAT

1947 yılında kayseri/Develi’de doğan Selçuk Şahin Polat, ilk, orta ve lise eğitimini burada tamamladı. 1967 yılında Ankara üniversitesi Dil-tarih- Coğrafya Fakültesi Tiyatro bölümüne girerek okumaya başladı. 68 dönemi işgal ve boykotlarında yer aldı. NATO’nun Türkiye’ye gelişini protesto için Ankara da, ABD hedeflerine yapılan bombalı saldırıları yönetti. Tutuklanarak 3 ay cezaevinde kaldı. THKP-C’nin kuruluşunda yer alan Selçuk Şahin Polat, 12 Şubat 1971 yılında gerçekleşen THKP-C’nin Ankara’da ki ilk Küçükesat ziraat bankası soygunun da ve 17 Şubat 1971 tarihinde ki Ziraat Bankası Bahçeli evler şubesinin soygun teşebbüsünde yer aldı. 1972 yılı şubat ayında yakalandı. Yaptığı eylemlerin Oktay Etiman tarafından üstlenilmesi sonucu cezaevinde 2 yıl 4 ay kaldı. 1976 yılından itibaren kurtuluş hareketi içinde yer alıp Dil-tarih-Coğrafya Fakültesinde ki faşist işgalin kırılmasına öncülük etti. Okulunu 1978 yılında bitirdi. Kurtuluş hareketinin İstanbul örgütlenmesinde sorumluluk alarak mücadelesine burada devam ederken 26 Kasım 1980 yılında tutuklandı. Hastal, Metris ve sağmalcılar cezaevlerinde KURTULUŞ hareketinin sorumlusu olarak direnişlerde görev aldı. 2 Mayıs 1985 yılında tahliye oldu. Örgütlenme çalışmalarına, organize ettiği Teori-Pratik hareketi etrafında devam etmek istese de bunda başarılı olamadı. 1993 yılında 68’liler Vakfı Yönetim Kurulu üyeliği yapan Selçuk Şahin Polat, buradayken Özgürlük ve Dayanışma Partisinin kuruluşuna giden ilk sürecin başlatıcısı ve fikir sahibi oldu. Öncü kadroların oluşumunda yer aldı fakat grupçu davranışlar nedeniyle partiden istifa etti. 2007-2009 ve 2015-2017 yılları arasında iki kere Mersin 68’liler Derneği Başkanlığını yürüttü. Mersin’de bulunduğu süre içerisinde canlı tarih serisi adı altında Mahşerin Beyaz Atlısı, 78:Sokak Özgür Fakat Kanlıydı ve Korkunun Efendileri adlı anı kitaplarını yazdı. Selçuk Şahin Polat üç çocuk babası olup geçmişte ozgurmedya.org, mersinyasam.com ve diyarbekir@yahoogroups.com adlı sosyal medya kuruluşlarında yazılar yazdı. Halen POLİTEZ (endişeli.org) ve http://www.realitehaber.com/adlı sitelerde yazıları çıkmaktadır.

GİRİŞ

Arkadaşlar Merhaba!

Ekim devrimin yüzüncü yılında GERİ DÖNÜŞÜ OLMAYAN BİR DEVRİM İÇİN: HOMO KOMÜNUS VE KÜBA’YA ÖNERİLER adıyla bir kitap çıkartmayı planlıyorum. Bu kitabımın planı ve içeriğinin çok kısa bir özetini sizlerle paylaşmak istiyorum. (Realite Haber’de altı bölüm halinde yayımlanacak)

Homo Komünus başlıklı kitabımın çıkış nedeni, bugün dünyada komünizm kuramının tamamen tersyüz edilmiş ve komünizmin dayandığı sınıfsal, siyasi ve örgütsel alanın tümüyle devrimci ve sosyal olmayan güçler tarafından işgal altında olmasıyla açıklanabilir. Bugün Komünizm=sekterizm, dogmatizm, şiddet severlik, ikiyüzlülük, tartışmasızlık, merkeziyetçilik, otoritecilik, grupçuluk, üretimsizlik vb. değerlerle anılmaya başlamıştır.

Ayrıca, moral değerler açısından sıfır noktasına yaklaşan komünizm tasarılarımız, bugün Latin Amerika dışında ki tüm kıtalarda milyonlar değil, sadece on binler tarafından savunulmakta ve görüntümüz marjinallik noktasına itilmiş bulunmaktadır.

Bu açıdan, bize bulaştıran pisliklerden ve moralsizlikten kurtulmak için tezlerimin veya diğer tezlerin tartışılmasının ve bu yönde Avrupa merkezli toplantılar, sunumlar, tartışmalar yapılmasının ve enternasyonalizm için gerekli adımların atılmasının, hayati bir önem arz ettiğine inanıyorum.

GERİ DÖNÜŞÜ OLMAYAN BİR DEVRİM İÇİN: HOMO KOMÜNUS

VE KÜBA’YA ÖNERİLER

Kitabın planı:

Kitap 5 ana başlıktan ve 1 özel bölümden oluşmaktadır. Bilgisayar yazılımı olarak(12 punt) 260 küsur sayfa olan kitabın ele aldığı konuların başlıkları şöyle:

I- KOMÜNİZMİN GEÇMİŞİ VE BUGÜNÜ

II- DÖNÜŞÜ OLMAYAN BİR DEVRİM İÇİN NESNEL KOŞULLAR

III-DEVRİM ÖNCESİ HAZIRLIKLAR VE PARTİ

IV- DEVRİM SONRASI HAZIRLIKLAR VE DEVLET

V- TEK ÜLKEDE SOSYALİZM MÜMKÜN MÜ?

ÖZEL BÖLÜM

KÜBA’DA SOSYALİZMİN(KOMÜNİZMİN)İNŞASI MÜMKÜN MÜ?

KÜBA YÖNETİMİNE ÖNERİLER

Ana başlıklar altında özetlersem:

BİRİNCİ BÖLÜM

I- KOMÜNİZMİN GEÇMİŞİ VE BUGÜNÜ

II- DÖNÜŞÜ OLMAYAN BİR DEVRİM İÇİN NESNEL KOŞULLAR

Bugün sosyalizm(komünizm) üzerine görüş bildiren aydınlar veya karşı devrimciler, Stalin’in yarattığı ‘komünizm’ anlayışını ve Mao’nun 1957-1966’lı yıllarda hayata geçirmeye çalıştığı ‘İleriye Doğru Büyük Sıçrama’ ve ‘Kültür Devrimi’ adlı kampanya sonuçlarını baz almaktadır. Kızıl Kimmer’ler(Pol-pot) bu politikanın yansımasıdır. Tıpkı Doğu Avrupa ülkelerinin(ki Doğu Almanya’da dâhil buna)SSCB’nin uydusu olması gibi.

Marx, Engels ve Lenin’in önderliğinde bize sunulan Paris Komün deneylerinden çıkan ilkeleri ve de Lenin’in geliştirdiği örgütsel taktikleri yeni koşullarda kendimize rehber edinmeliyiz. Bunlar bana göre, bir konunun tespitinde, bir problemin çözümünde referans, bir duvarın örülmesinde zorunlu olan şakül(senklot), yolumuzu gösteren kılavuz, bir geminin pusulası vb. gibidir.

Bu iki anahtarı hem devrim öncesi hem devrim sonrası sorunların çözümünde işlevsel hale getirebilmek için, temel dayanağımız Marx ve Engels’in ürettikleri dışında ve onların öncesinde komünizm adına büyük gelişmelere imza atan tarihsel köklerimize göz atmamız gerekir. Kitabımda benzer düşünce ve adımlar, Mezopotamya ve Anadolu’da binlerce yıl önce Paulikianlar, Mazdekler, Hürremiler, Babekler, vb. ile ve bugünde Aleviler tarafından dile getirildiği ve sosyal-kültürel ritüeller olarak uygulandığı kısaca da olsa ele alınmıştır.

İşte böylesine antik komünist kültüre ve Marksizm’in ortaya koyduğu bilimsel yaklaşıma dayanan komünist hareket, Stalin ve Stalin gibiler tarafından alaşağı edilmiştir. Onların uygulamaları da komünizm olarak ele alınmaktadır. Bu tespiti yapan aydınlardan ikisini öncelikle ele alalım derim. Alalım ki okuma sıralarında ilk sıralarda(best seller) olan bu popüler düşüncelerin komünizmle ilgili cahillerle yarışan düşüncelerini teşhir edebilelim. Önce YUVAL NOAH HARRARİ

Homo Deus kitabının yazarı Harari, dünyada ‘kıtlık, salgın ve savaşları dize getirmeyi başardık’ diyerek insanlığın önündeki hedefi açıklar: ‘…insanlığın yeni hedefi ölümsüzlük, mutluluk ve tanrısallık olacak gibi duruyor’. Kitabında kıtlık yok derken açlıktan ölen Afrika’da ki yüzbinleri, bulaşıcı (salgın) hastalığın yeryüzünden kalktığını söylerken kanserden, şekerden obeziteden vb. hastalıklardan ölen milyonları, savaşın üstesinden geldik derken son beş yılda salt Orta Doğuda 2 milyondan fazla insanın öldüğü savaşları görmez. Yazar çelişkilerle dolu anlatımlarına şu eksantrik tahlilini de ekler: Hümanizm; liberalizm, sosyalist hümanizm ve evrimsel hümanizm(Nazizm) olarak üç kola ayrılır. BAK:( HOMO DEUS, Yarının Kısa Bir Tarihi, YUVAL NOAH HARARİ, Kollektif Kitap 2016 sf.260)

Liberalizmi, komünizmi ve Naziciliği, Hümanizmin kolları olarak tarif eden Harari, bunlar arasındaki sınıf savaşlarını, acı ve kanla yazılmış ezilenlerin mücadelesini bir kalemde

silmekte, nesnelerin internetinin, inorganik algoritmaların vb. teknolojik gelişmelerin esiri olarak bön ve kendinden emin bir tavırla şöyle haykırmaktadır:

‘21. Yüzyılın üçüncü büyük projesi, insan türüne ilahi bir güç, yaratma ve yok etme gücü sağlayacak ve Homo sapiens türünü Homo deus’a dönüştürecek’( age, sf.58)

Sizce de ‘sosyalist hümanizm’ gerçekten Nazilerle bir ve aynı kefeye konabilir mi? Sanırım yazar Stalinciliği komünizmle eşitleyerek böylesine eksantrik bir tanımı yapmaktadır.

Yazar, hedefin tanrı insan (homo deus) olduğunu iddia etmişti biliyorsunuz. Fakat diğer yandan şunu da söyler:

‘Nesnelerin interneti sorunsuz işlemeye başladığında mühendisten cipe, cipten veriye indirgenerek, gürleyerek akan bir nehirdeki toprak parçası misali, veri selinde eriyip gidebiliriz.’ (age, sf.412)

Özetle Y. N. Harari, gelişen teknolojinin(yapay zekâ, nanoteknoloji, rejeneratif tıp, nesnelerin interneti vb.) insanlığın sonunu getirebileceğini iddia etmektedir. Bir yanda insanlığın hem ‘homo deus’ ve ‘galaksinin lordlarına’ dönüşeceğini diğer yanda ‘bir nehirdeki toprak parçası misali, veri selinde eriyip gidebil.’ edeceğini iddia eden bu şaşkın siyaset bakkalı yazar, sorunları çelişkili tarif ederek sınıfsal bakamamanın acısını çekmektedir. Tabi sınıfsal bir bakışı ondan bekleyemeyiz! Fakat gerçekten de baş döndürücü hızla gelişen teknoloji, eğer daha fazla kar hırsı, özel olma arzu ve şehvetiyle donanmış şirketler oligarşisi (Corporatocracy)yani insanlığın bu aşağılık kibrini temsil edenler tarafından kontrol edilirse Harari’nin endişelerine katılmamak elde değil. Ne varki yazarın tarih sahnesinden sildiği komünizm yani homo komünus(sosyal insan) bu teknolojiyi yönlendirirse insanlık hem ahenkle dans edecek, hem de geleceğinden emin olabilecektir. İşte yazarın sınıfsal körlüğü budur!

İkinci yazarımız PAUL MASON

P. Mason, Kapitalizm Sonrası-Geleceğimiz İçin Bir Kılavuz adlı kitabında kapitalizmin bağrında, bilişim kapitalizmi, vb. biçiminde isimlendirdiği ürünlerin ortak üretildiği, üzerlerinde mülkiyetin olmadığı, ortak kullanımın ve bedava olduğu yeni bir ekonomik boyutun olduğunu söylemektedir. Richard Stallman tarafından tescil edilen ve AÇIK KAYNAK ADI verilen bu ilkeler aslında kapitalizmin bağrında filizlenen komünizmi temsil ediyor.

Şu örnekleri verebilirim:

– Üretiminde 150-200 insanın yöneticilik yaptığı, 12 bin insanın düzenli, 150-200 bin insanın aralıklı olarak çalıştığı, 25-30 milyon insanın madde yazımı için başvuruda bulunduğu, dünyanın en büyük 6 Web sitesi içinde olan ve ekonomik yıllık değerinin 3-4 milyar doları bulduğu Wikipedia.

– Akıllı cep telefonlarında ve bilgisayarlarımızda parasız yapılan sesli ve görüntülü konuşmaları sağlayan Android iletişim sistemi.

– Mozilla Vakfı ve onun alt kuruluşu Mozilla Corporation tarafından geliştirilen AÇIK KAYNAK kodlu bir ağ tarayıcısı: Mozilla Firefox (kısaca Firefox).

– AÇIK KAYNAK programları sayesinde çektiğiniz videolar, resimler, filmler, etkinlikler, yazdığınız hikâyeler, romanlar, şiirler, yaptığınız müzik vb. tüm ürünlerinizi insanlarla bedava paylaşıp veya bu ürünlere, parasız sahip olabilirsiniz.

– Ayrıca; AÇIK KAYNAK girişimcileri, kendini kopyalayan 3D yazıcılar (Rep Rap) aracılığıyla bu teknolojiyi toplumsallaştırmayı elle tutulur ürün bazında başarmışlardır. Evlerinizde tabaklar, vazolar vb. yapabileceğiniz gibi robotlar, evler, arabalar, uçaklar hatta insanın tüm organlarını üretebilirsiniz. Gerekli olan, dijital kusursuz çizim(data) ve uygun malzemedir.

P. Mason bunları post-kapitalist toplumun ürünleri olarak sunmakta fakat ben ise, bu yeni üretim biçimini komünist toplumun ilk belirtileri olarak görmekteyim. Ayrıca o, kapitalizm sonrası(post-kapitalist) topluma, kısmen barışçıl ama mutlak olarak kendiliğinden ulaşılacağını söylerken, ben bunun imkânsız olduğunu ve zorun bize dayatılacağını söylüyorum.

Bu iki yazarımız dışında kitabımda Marx, Engels, Lenin, F. Castro, Che Guavere, Jan Valtın, Zekeriye Sertel ve birçok yerel, Batı Sol’undan yazar konuk edilmiştir.

devam edecek