‘Hayata Dönüş’ adı altında cezaevlerinde 17 yıl önce yapılan ve 28 tutsağın yaşamını yitirdiği katliamı değerlendiren Veli Saçılık, cezaevlerinde baskıların hiç bitmediğini, bu anlamıyla 19 Aralık’ın devam ettiğini söyledi

Cezaevlerinde 19 Aralık 2000’de “Hayata dönüş” adı altında yapılan katliamın üzerinden 17 yıl geçti. Cezavlerindeki baskılar, hak ihlalleri bügün de sürüyor. 20 Temmuz 2016’da ilan edilan OHAL sonrasında hak ihlallerinin, baskıların, saldırıların en çok arttığı yerlerin başında cezaevleri geliyor. Cezaevlerinde işkence ve kötü muamelelerle birlikte, sevk adı altında yapılan sürgünler, çıplak arama dayatmaları, tek tip giysi, kelepçeli tedavi etme uygulaması, keyfi soruşturma, hücre ve disiplin cezaları giderek arttı.

OHAL ile birlikte artan hak gaspları, keyfi uygulamalara karşı birçok cezavinde uyarı amaçlı yapılan açlık grevlerinin yanında, Elazığ T Tipi Cezaevi’nde 1 Kasım’da başlayan açlık grevi devam ediyor.

Hem tanık hem mağdur

19 Aralık Katliamı öncesi Burdur Cezaevi’nde yapılan saldırıda bir kolunu kaybeden Veli Saçılık, katliamı değerlendirdi. Saçılık katliamın adım adım geldiğini, MHP-ANAP-DSP hükûmetinin kurulmasından sonra düğmeye basıldığını belirtti.

3 etaptan oluşuyor

Saçılık, cezaevleri katliamlarının üç etaptan oluştuğuna, 19 Aralık Katliamı’nın provasının Ulucanlar ve Burdur Cezaevleri’nde yapıldığına işaret etti.

O dönemde ayakları kelepçeli bir şekilde hastanede 28 gün tutulan Saçılık, Ulucanlar ve Burdur’un 19 Aralık Katliamı’nın provası olduğunu söyledi. 19 Aralık’ta cezaevlerine dozer ve kepçelerle girildiğini, tutsakların üzerine kimyasal gaz, benzinli battaniyeler atılıp kurşun sıkıldığını hatırlatan Saçılık, F Tipi cezaevlerine direnmek için ölüm orucu yapan 122 devrimcinin bu katliamda hayatını kaybettiğini vurguladı. Bugün AKP yönetimindeki ülke cezaevlerinin de farksız olduğunu, baskıların dün olduğu gibi bugün de yoğunlaşarak sürdüğünü kaydeden Saçılık, hükûmet ve devletin cezaevlerini toplumu esir alma sistemi olarak gördüğünü belirtti. Tutsaklar üzerinden toplumun üzerinde bir korku iklimi yaratılmak istendiğine işaret eden Saçılık, “Siyasetçiler, yazarlar, çizerler, gazeteciler dün olduğu gibi bugün de cezaevinde ve ‘terörist’ olmakla suçlanıyorlar. Yine tek tip elbise, ayakta sayım dayatması, yine tecrit, yine işkence. 12 Eylül’ün bütün pratiklerini mevcut hükümet devralmış durumda. Kürt ve Alevi meseleleri gibi, cezaevleri sorununda da yıllar geçmesine rağmen aynı çözümsüzlük devam ediyor. Bu anlamda 19 Aralık sürüyor. Hikmet Sami Türk’ün o meymenetsiz suratı halen cezaevlerinin üzerinde” dedi.

Zeynep Kuray/Ankara-ANF

Author: Merkez