Efrîn operasyonu sonrası ‘savaşa hayır’ çağrıları nedeniyle başlatılan gözaltı operasyonlarını değerlendiren İzmir Barosu avukatları, ‘barış istemek bir haktır ve kimsenin barışı istemekten korkmaması gerektir. Operasyonlara ilişkin BM İnsan Hakları Komiserliği’ne başvuru yaptık’ dedi

TSK’nin Efrin’e dönük saldırılarını sosyal medya hesaplarında yaptıkları paylaşımlarla eleştirenlere yapılan polis baskınlarıyla aralarında gazeteci, siyasetçi ve akademisyenlerin de bulunduğu onlarca kişi gözaltına alındı. İzmir Barosu avukatları, Efrin paylaşımlarıyla gözaltına alınmaları değerlendirdi. Avukat Çağla Deniz Felamur, OHAL öncesi de insanların baskı altına alındığını belirterek, OHAL ile birlikte baskıların normalleştirilmek istendiğini söyledi. Efrin operasyonundan sonra OHAL’in uzun bir süre daha kalkmayacağının açığa çıktığını dile getiren Felamur, “Topluma ‘Biz savaştayız’ deyip OHAL’i devam ettirecekler” diye ifade etti.

‘Sosyal medyadan savaş karşıtları tehdit edilmekte ve savaş kışkırtıcılığı yapılmaktadır’

İktidara karşı en ufak bir söylemin gözaltı ya da tutuklamalarla karşılandığını söyleyen Felamur, “Efrin operasyonu sonrasında da iktidar insanları yıldırmaya çalışıyor. Efrin operasyonunu destekleyen bir kesim olabilir. Ama biz savaş istemek zorunda değiliz. İnsanlar barış isteyebilir. Bunun bir sürü çözüm yolu olabilir siyasi düzlemde. İnsanların yaşam haklarının elinden almaya yönelik her türlü girişimi eleştirmek de aynı şekilde bir haktır. Sosyal medyadan savaş karşıtları tehdit edilmekte ve savaş kışkırtıcılığı yapılmaktadır. Normal olanı; halkı kin ve düşmanlığa teşvik etmekten bu tür paylaşımlar yapanlar hakkında soruşturma açılmasıdır. Ama son çıkarılan KHK ile iktidar milislerinin önü açıldı. Herkesi silahlandırmaya ve iktidarın karşısında olan her kesime saldırmaya yönelik hukuki bir yol da açıldı. Güç kuvvet buldu bu tür insanlar. O yüzden başlarına bir şey gelmeyeceği rahatlığıyla hareket ediyorlar. Aslında alenen suç işlemekteler. Cumhuriyet Savcılarını barış isteyen insanlara karşı göreve çağırıyorlar; ama aslında Cumhuriyet Savcılarının insanları tehdit eden, kin ve düşmanlığa teşvik eden gerçek kişiler hakkında işlem başlatması lazım. Ama yargı da iktidarın bir kolu olduğu için ne yazık ki yine muhalif duran halka yönelik oluyor” diye konuştu.

‘OHAL’e itiraz ediyoruz’

Herkes yapılan operasyonun yanında saf tutmak zorunda değil diyen Avukat Deman Güler ise, “Öyle bir yaygara kopartıldı ki; herkes destek vermek zorundaymış gibi bir yaygın kanaat geliştirilmeye çalışıyor. Özellikle yandaş diye tabir edilen medyada… İfade hürriyetine karşı yapılan bu baskı, gözaltı, tutuklamalar, bugün olmasa bile orta vadede AİHM başta olmak üzere BM’nin çeşitli alt organları ve yarı yargısal mekanizmaları tarafından değerlendirilecek. Kuvvetle muhtemel cezalandırılacak. Türkiye Cumhuriyeti Devleti defalarca gördüğümüz üzere tekrardan cezalandırılmış olacak. Tazminatlar çıkabilir; ama olan insanların hayatına olacak. Sadece barış istedikleri için gözaltına alınmak, hürriyetinden mahrum edilmek, bir gün hatta bir saat bir dakika bile olsa aslında kabul edilebilir bir şey değil; ama biz OHAL’i olağanlaştırdık. Ve içselleştirdik. Biz de buna itiraz ediyoruz” diye konuştu.

‘Barış istemekten korkulmaması gerekiyor’

Efrin’e dönük saldırılarla birlikte ‘savaşa hayır’ demenin suç haline getirildiğini dile getiren Avukat İhsan Can Akmarul de, “Türkiye halkları olarak baskıcı bir dönem yaşıyoruz. Yaşananlar baskıcı yönetimin sonuçlarıdır Unutulmamalıdır ki, barış istemek onurlu bir haktır. Bir taleptir ve bu konuda cesur olmak gerekiyor. Barış istemekten korkulmaması gerekiyor. Sonuçta yapılan tüm uygulamalar, hukuksuzdur” ifadelerini kullandı.

‘Yurttaşların söz söyleme hakları var’

Özgürlükçü Hukukçular Platformu (ÖHP) İzmir Eşsözcüsü Fatma Demirer ise, insanların gerek günlük hayatlarında gerekse de sosyal medya mecrasında yoğun bir şekilde işlenen Efrin operasyonundan uzak durmalarının mümkün olmadığını söyledi. İktidarın icraatlarını kendi çıkarları ve dili çerçevesinde icra edebileceğini belirten Demirer, “buna karşı yurttaşların ve demokratik kitle örgütlerinin de söz söyleme hakları vardır. Hakkında işlem yapılanlar ‘örgüt propagandası’ iddiasıyla gözaltına alındı. Operasyonlara ilişkin BM İnsan Hakları Komiserliği’ne başvuru yaptık. Hukuki olmayan işlemler yürütülüyor. Böyle bir süreçte bile insanların düşünce ve ifade özgürlüklerinin ellerinden alınmaması gerekiyor” dedi.

HABER MERKEZİ

Kaynak: MA

Author: Merkez