HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalar yaptı. Türk Tabipler Birliği’ne yönelik baskın ve gözaltıları kınayan Ayhan Bilgen, “Doktorlar insanları yaşatmak için var. Doktorlardan ölü seviciliği bekliyorlar” dedi.

HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen, partisinin grup toplantısında konuştu. Bilgen, ‘Savaş bir halk sağlığı sorunudur’ açıklamasının ardından, üyeleri gözaltına alınan Türk Tabipler Birliği’ne yönelik baskını kınadı.

Ayhan Bilgen, “Doktorlar insanları yaşatmak için var. Doktorlardan ölü seviciliği bekliyorlar. Doktorlar insanlar ölmesin, dediğinde birileri rahatsız olup operasyon yapıyor” dedi.

Ayhan Bilgen’in konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

100’ÜN ÜZERİNDEN SİVİLİN YARALANDIĞI RAPORLARA YANSIDI: Doktorlar insanları yaşatmak için var. Doktorlardan ölü seviciliği bekliyorlar. Doktorlar insanlar ölmesin, dediğinde birileri rahatsız olup operasyon yapıyor. Yine Akademisyenler hedefe konuluyor. Milletvekillerine çağrı yapan akademisyenler medya önünde infaz ediliyor. Pendik’te ilçe binamızı yakanlar gözaltına alındıktan sonra delil yok denilerek serbest bırakılıyor. Bu atmosferde barışı savunmanın bedelini konuşacağız. Mehmet Ali Birand savaş gazeteciliğinin ünlü isimlerindendir. Yıllardır bölgede süren savaş konusunda halkı kandırdık, demişti. O öldü ama bugün hala devam ediyor bu. Savaş olmasa bugün hamile bırakılan 115 çocuğu konuşacaktık. Saray’a alınan yeni makam arabalarını, tek tip kıyafet zorunluluğunu, benzine zammı konuşacaktık. Ama bugün insanlar savaşı izlemeye mahkum ediliyor.Kuran’dan barış mesajı almak istemeyenler savaşa dair alıntılar yapıyor. Bugün zeytin dalı barışın değil, savaşın mesajı olarak kullanılıyor. 100’ün üzerinde sivilin yaralandığı uluslararası raporlara yansıdı. Gelen fotoğraflar savaşın ne ifade ettiğini yansıtıyor.

ÖSO’NUN İÇİNDE 12 YAŞINDAKİ ÇOCUKLARIN KAFASINI KESEN KOMUTANLAR DA VAR: Savaşı savunmaya devam edenler olacak, biz de buna karşı savaşı savunmaya devam edeceğiz. ÖSO, bütün dünyanın bildiği birleşik bir yapıdır. ÖSO’nun içerisinde 12 yaşındaki çocukların kafasını kesen komutanlar da var. Bu grupların geçtiğimiz dönemde İngiltere’den maaş alarak savaştıklarını biliyoruz, ABD’yle yan yana geldiklerini biliyoruz. Ama bunların hiç birini hatırlamak istemiyoruz. Bugün Türkiye’nin partneri olduğuna inandırmak istiyorlar. ÖSO özgürlük savaşı veriyorsa, bu savaşı kime karşı veriyor, hükümet bunu açıklamalı. Orta Asya’dan 100 dolar karşılığı savaşmak için getirilenler ne zamandır Suriye’yi yurt olarak görüyor? Savaş televizyondan izlenecek bir şov olarak görülürse silah tüccarları için ciddi bir pazar oluşturur. Türkiye bir süredir sadece OHAL değil savaş haliyle yönetilmek isteniyor. Başka bir yönetimin mümkün olmadığı ifade ediliyor.

TÜRKİYE OHAL İLE YÖNETİLMEK İSTENİYOR: Elbette ki savaş savunucuları savaştan siyasi rant umanlar olacağı gibi, bütün engellemere rağmen barışı savunanlar da olacak. Charlie Chaplin’e soruyorlar, neden sinema yapıyorsun diye, diyor ki; “barışı kışkırtmak için”. Gene mizahi bir ifade var, savaşı tarif ediliyor ve deniliyor ki; “aslında ABD birlikleri Bağdat’ı çok daha hızlı alabilirlerdi ancak CNN bazı sahneleri tekrar çekmek istiyordu, onun için savaş uzadı”. Savaş sadece TV’lerden izlenecek bir şov, gece yarısı gökyüzünün aydınlatılması gibi görülürse silah üreticileri için iyi görülür. İsrailli bir barış aktivisti de diyor ki, “Geleceğimiz bir grup tetiksever sorumsuza emanet. “Türkiye bir süredir sadece OHAL ile değil aslında savaş haliyle yönetilmek isteniyor. Başka türlü yönetme olasılığının tükendiği de böylece itiraf ediliyor. Ama mesele sadece devleti yönetme meselesi değil aynı zamanda bütün bir toplumunu otoriterliğe sevk edilmesi meselesi.

DAĞ TEPE ELE GEÇİRİLEREK SORUN ÇÖZÜLMÜYOR: Afrin mi Türkiye’yi tehdit ediyor yoksa Türkiye’nin 7 yıldır ısrarla devam ettirdiği Suriye politikası mı? Afrin’dekilerin talepleri mi Türkiye için tehdit oluşturuyor yoksa Afrin mi, Kobani mi, hatta Şam’ı kendi hayallerinde farklı yerlere koyanların rüyaları mı? 30 yıldır Irak’ta Suriye’de Türkiye’de kaç tepe ele geçirildi, kaç dağ ele geçirildi? Sorun çözüldü mü, huzur ve güven gerçekleşti mi? Demek ki dağ tepe ele geçirilerek bu sorun çözülmüyor. Başka bir şey yapmak lazım. Aksi takdirde toplar komşu halkların tepesine düşmüyor, yoksulların sofrasına da düşüyor. Ekmeğine de göz dikiyor. Nitekim bir patronun tarihe geçecek bir sözü var, “İşçilerimin hepsini savaşa götürebilirsiniz; alın götürün” diyor.

Author: Merkez