Dünya ülkelerinin zor günleri olmuştur. Buna Türkiye’de dâhildir. İnsanoğlu her türlü çile, baskı ile baş başa kalmıştır. Umutları, sevdaları, geleceği çalınmış ya da darbe vurulmuştur. Yine de insanoğlu her türlü baskıya göğüs gererek hakkını aramış, aramaya devam ediyor.

Türkiye’de gündem çok hızlı değişiyor. Taşlar, deyim yerindeyse oynuyor oynamasına ama iyiye doğru yolculuk yapmıyoruz. Karabatağın içine çekildik, çekilmeye devam ediyoruz.

Erdoğan tek adamlığını yerleştirmek için elindeki tüm kartları sıra ile açmaya, açarken de dil anlamında sokak ağzı ile konuşmaya ve elindeki tüm devlet olanaklarıyla muhaliflerine seri aynı zamanda hızlıca saldırıyor.

Bu saldırı tutuklamalarla başlıyor, adliye koridorlarından cezaevine yolculukla bitiyor.

Dünüyle bugünü arasında sayısız cezaevi bu coğrafyada açıldı. E Tipi, F Tipi, L, M derken alfabetik sıraya bindi gidiyor. Türkiye açık bir cezaevine döndü. Muhalifseniz bölücü, vatan haini ve günün koşullarına göre alnınızdan damgalanıyorsunuz.

HDP’ye operasyon her zaman yapılıyor. Bir de örgütlü yapılara yapılıyor. Sendikalar, TTB, Barolar, EMEP, Halkevleri ve diğerlerine. Gazetecilere, kısacası basına yapılıyor. Niçin yapılıyor dersek? O örgütlü yapı dağılırsa, istediğini istediği gibi sorgulanmadan yapacak…

İnsanlar düşüncelerinde özgür olmalıdır. Bana göre doğrudur. Sana göre yanlıştır. Düşünceye kelepçe vuramazsınız. Eğer vurursanız, orada bir sorun var demektir.

Erdoğan elini güçlendirmek için ve gelecek seçimlerde savaş çığırtkanlığını oya çevirme arzusundadır. HDP hariç muhalefet partileri AKP’ye bu bağlamda bir destek vermiştir. Ortadoğu bataklığındayız. Hepimizi bu sorun ilgilendirir. Muhalefet partileri AKP’nin nefes alacağı durumlarda da desteğini her zaman sunmuştur.

Savaşa hayır demek. İnsanlar ölmesin demek suç değildir. Suriye’de bizim ne işimiz var? demekte suç değildir. Bir insanlık onurudur. Hiçbir halkın kanı akmasın.

Sömürücü ülkeler dünya ülkeleri üzerinde özellikle geri kalmış, yarı ve yeni sömürge, yarı feodal ülkelerde barbarlıklarını sergilerler. Teknoloji olarak üstünlüklerinden ve insani duyguları olmadıklarından bu girişimde bulunurlar. Buralarda ne vardır? Yeraltı ve üstü zenginliği vardır.

Suriye denkleminde Türkiye bilinçlice oyunun içine çekilmiştir. Burası bir bataklık olmakla birlikte çıkışı olmayan bir yerdir. Bu bataklığın sonu dilerim olmaz! Türkiye’dir. BOB süreci bitmedi devam ediyor.

Savaşa hayır diyerek, çoğalarak analar, babalar ağlamasın diyerek, birleşerek oynanan oyunu bozarız.

Birlikte yaşamalıyız. Üretmeliyiz. Paylaşmalıyız.

Bunları istemek insani düşüncelerdir. Yeter ki isteyelim. Asıl güçlü olan bizleriz.

Hüseyin Habip Taşkın