MANİSA – Urfa’dan Manisa’ya yollara düşen mevsimlik tarım işçileri için zorlu bir yıl başladı. Günlük 50 TL yevmiye için memleketlerini terk ederek, çadırlarda yaşayan tarım işçileri, çalışma koşullarının iyileştirilmesini bekliyor.

Havaların ısınmasıyla birlikte mevsimlik tarım işçilerinin zorlu yolculuğu yeniden başladı. Yer yer kendilerine yönelik ırkçı saldırılarla ve taşındıkları traktör kasaları veya işçi servislerinde yaşanan kazalarla gündeme gelen tarım işçileri, çadır ve tarlalarda hastalıklara karşı da mücadele etmek zorunda kalıyor.
Urfa’dan yola çıkarak Manisa’nın Salihli ilçesine bağlı Kapanca köyüne gelen tarım işçileri de, günün 12 saatini çalışarak geçiriyor. Tarım arazilerine yakın yerlerde kendi imkanlarıyla kurdukları çadırlarda yaşamaya çalışan tarım işçileri, elektrik ve su bulmakta da zorluk çekiyor.
Urfa’dan maddi imkansızlıktan dolayı aileleriyle birlikte Kapanca’ya gelen tarım işçileri günlük aldıkları 50 lira yevmiyeyle yaşamlarını idame ettiriyor.
‘SAĞLIK GÜVENCEMİZ YOK’ 
Eşi, kardeşi ve babasıyla birlikte Viranşehir’den Manisa’ya gelen Nedim Aytekin (30), herhangi bir sağlık güvenceleri olmadan çalıştıklarını söyledi. Kış mevsiminin bir kısmını da başka kentlerde çadırlarda geçirdiklerini dile getiren Aytekin, yağmur çamur demeden çalıştıklarını söyledi. Ekim ayına kadar çalışmak zorunda kalacaklarını belirten Aytekin, her ayın mevsimine göre farklı ürünlerin yetiştiği tarlalarda çalıştıklarını dile getirdi. Aytekin, kazandıkları parayla yıl içinde yaptıkları borçlarını kapatmaya çalışacaklarını kaydetti.
‘SURİYE’DEKİS SAVAŞ BİZİ DE ETKİLEDİ’
Urfa’da maddi durumlarının iyi olduğunu; fakat Suriye’de yaşanan savaştan kaynaklı bir anda ekonomik krizin gelmesiyle çöküntüye uğradıklarını vurgulayan Aytekin, “Savaştan kaynaklı iş imkanlarımız kısıtlandı. Her şeye zam geldi. Maddi imkanlarımızı sağlamak için göçebe hayat yaşamaya başladık. Hiçbir güvencemiz yok. Ekonomik kriz var. Artık gizli bir kriz değil. Bariz herkes bunun farkında.  Biz de savaşa karşıyız. Savaşlar, her anlamda insanları etkiliyor. Ekonomik krizin de tek sorumlusu savaşlardır” dedi.
6 ÇOCUĞUYLA MEVSİMLİK TARIM İŞÇİSİ
Soğuk havalarda gün boyu tarlada güç koşullar altında çalıştığını söyleyen Hazal Çakır (50) da, tarladaki işleri bittikten sonra bu kez kendi ihtiyaçlarını karşılamak için çadırda çalışmak zorunda kaldığını söyledi. Çakır, eşi hasta olduğu için 6 çocuğuyla birlikte mevsimlik tarım işçiliği yapmak zorunda kaldığını dile getirerek  aldıkları 50 lira ile hastane masraflarını dahi karşılayamadıklarını söyledi. Kendisi de astım hastası olan Çakır, tarım işçilerine değer verilmediğini, çalışma koşullarının önemsenmediğini vurguladı. Çakır, yıllardır mevsimlik tarım işçilerine verilen sözlere rağmen çalışma koşullarının iyileştirilmediğini belirterek, verilen sözlerin tutulmasını istedi.
‘İŞÇİLER DAYANIŞMA İÇİNDE’
Bir aydır tarlada ıspanak topladığını söyleyen Feride Çakıcı (55) da, yağmur çamur demeden çalışmak zorunda olduğunu söyledi. Birlikte çalıştıkları ailelerle de sürekli dayanışma içinde olduklarını belirten Çakıcı, “Burada kimsemiz yok. Çalışan arkadaşlarımızla sürekli birlikte hareket ediyoruz. Bir lokma ekmeğimiz de olsa paylaşıyoruz. Herkesin maddi durumu kısıtlı. Bunun önüne geçecek adımlar atılmıyor. İlerleyen yaşıma rağmen, hastalık demeden çalışıyorum. Urfa’da da yine tarlada çalışıyorduk. Fakat yine de memleketimizdeydik. Her şey elimizin altındaydı. Burada kaldığımız çadırlar dayanılmaz denilecek kadar berbat. Yaşanan savaştan sonra alt üst oldu. Manevi değerlerimizi yaşayamaz olduk” ifadelerini kullandı.
‘MEMLEKETİMİZDE ÇALIŞMAK İSTİYORUZ’ 
Yılın 12 ayını çalışarak geçirdiğini söyleyen Fatma Aytekin (26) de, mevsimine göre meyve ve sebze topladığını belirtti. Yaşadığı Viranşehir’deki evinde sadece 1 ay kaldıktan sonra tekrar çalışmaya geldiklerini dile getiren Aytekin, “İş imkanları olsa başka topraklarda ne işimiz var? Kendi yaşadığımız toprakların yağmurunu, çamurunu çekmek bile güzel. Çünkü her şey elinin altında, ait olduğun bir yer var. Burada kendimi yabancı gibi hissediyorum. Bazen bize Kürt olduğumuz için sataşıp duruyorlar. Tabi bunun önüne geçebiliyoruz. Tüm zorluklara karşı direnerek çalışıyoruz. Tek isteğimiz yaşadığımız alanlarda çalışmak” dedi.
MA / Ayşe Sürme