inci Hekimoğlu

Muhalefet mi ediyordun ki, ‘bilinmeyen örgüt’ün propagandasını yapmak gerekçesiyle ‘terörist’ ilan edilesin? ‘Barış’ mı dedin ki, gönüllü sürgüne razı olasın? Tercihin kadarsın Ahmet Hakan!

Doğan Medya Grubu’nun Erdoğan Demirören’e satılmasının ardından ‘Küçük’ tetikçinin sesi yine yükselmeye başladı, bir süredir yayınına ara verdiği ‘infaz listesi’ni güncelledi. Dolayısıyla medya spekülasyonları da güncellendi.

Kısa bir süre önce Şirin Payzın’ın CNN’de AKP Parti Sözcüsü Mahir Ünal’la yaptığı röportajın ardından kovulduğu haberi epey ilgi gördü.

İddialara göre Payzın’ın kovulmasının arkasında Hürriyet Ankara Temsilcisi Hande Fırat ile Posta gazetesi Ankara temsilcisi ve CNN Türk programcısı Hakan Çelik isimleri vardı.

İddiaları yalanlayan bu iki ismin şimdi Cem Küçük’ün Doğan Grubu’nda kalmalarının garanti olduğunu yazdığı iki isim olması muhtemelen tamamen tesadüftür!

Ancak olaya ilişkin bir diğer boyut daha var ki, medyadaki çürümenin nasıl işlediğini ve yayıldığını göstermesi açısından adeta ‘ısmarlasan olmaz’ türünden bir örnek.

Yine iddialara göre, Şirin Payzın da aynı silahlara sarılarak hemen “Beştepe’deki bağlantılarını arıyor”. Ve hatta Saray Sözcüsü İbrahim Kalın’dan alınan yalanlama, yetmeyip yalanlamanın da teyidi alınarak Aydın Doğan’a iletilmesiyle ekranlara geri dönüyor. Yani Aydın Doğan, Saray’dan icazeti alınca Şirin Payzın’ın geri dönmesine izin veriyor.

Bu koşullarda, meslek ilkeleri, meslek ahlakı bir yana kişilik onurunu da ayaklar altına alarak ‘icazet gazetecilik’i yapmaktan yüzü kızarmayanlar, şimdi hiç yüzleri kızarmadan mağdur ve mazlum rolüne soyunmaya kalkıyor.

“Herkes kendini kurtaracak olan yine bana olacak” demiş Ahmet Hakan.

Sana ne olur ki?

“Tarafsız Bölge” gibi çok kullanışlı bir ekran aracını, çok daha yüksek bir verimlilikle kullanmamaları için neden mi var?

Hadi diyelim mahallendeki kabadayılarla giriştiğin alan kavgasında yalnız kaldın.

Ne kaybedeceksin?

Gazetecilik mi yapıyordun ki, Ahmet Şık gibi, Murat Sabuncu gibi, Akın Atalay gibi cezaevini boylayasın?

Muhalefet mi ediyordun ki, “bilinmeyen örgüt”ün propagandasını yapmak gerekçesiyle “terörist” ilan edilesin?

“Barış” mı dedin ki, gönüllü sürgüne razı olasın?

Sana ne olabilir?

Diyelim işsiz kaldın, binlerce medya emekçisi gibi aç mı kalacaksın?

Bunca yıldır aldığın paralarla bir medya emekçisi ömür boyu geçinir Ahmet Hakan.

Sana o da yetmiyorsa kardeşine başvurursun.

Ben bilmem de Sevilay Yükselir bayağı tanıyormuş iş bilir kardeşini.

Uzun uzun yazmıştı Coşkun kardeşlerin müthiş para kazanma yeteneklerini.

Aynen senin yazdığın gibi durum:

İnsan denilen varlık gerçekten aşırı kıskanç, hakikaten aşırı intikamcı, fevkalade kötü ve fevkalade tamahkâr…”

Ne yaparsın…

Herkes seçimlerinin karşılığında bir bedel öder.

Kimi onurundan, haysiyetinden, kişiliğinden, kimi hücrede geçirdiği ömründen…

Kısaca tercihin kadarsın Ahmet Hakan ama asla mazlum ve mağdur olamazsın.

(artigercek)