İSTANBUL – TOHAV, “Türkiye Mülteci ve Sığınmacılar 2017 İzleme Raporu”nu hazırladı. Mültecilerin yaşadığı sıkıntılara dikkat çekilen raporda, uydu kent ve geri gönderme merkezlerinin sivil toplum örgütleri tarafından izlenmesine halen izin verilmediği vurgulandı.

Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı (TOHAV), “Türkiye Mülteci ve Sığınmacılar 2017 İzleme Raporu”nu hazırladı. Raporda, Türkiye’deki Suriyeli sığınmacı sayısı, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin verilerine göre 2 milyon 900 bin, İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün 14 Aralık 2017 tarihli verilerine göre; 3 milyon 400 bin olduğu belirtildi. Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre; bu sayının sadece yüzde 6,7’si Türkiye’de 10 ilde bulunan geçici barınma merkezlerine yerleştirildi. Türkiye’de biyometrik verileri alınarak kayıt altına alınan toplam 3 milyon 424 bin 237 Suriyelinin bulunduğu, 28 Aralık 2017 tarihi itibari ile bunların 1 milyon 852 bin 563’ünün erkek, 1 milyon 571 bin 674’ünün kadın olduğu belirtildi.
Raporda, 2017 yılı içerisinde yasal ve mevzuat anlamında büyük değişiklikler olmadığı gibi Türkiye’nin halen 1951 tarihli Mültecilerin Hukuki Durumuna İlişkin Cenevre Sözleşmesi’ne koyduğu coğrafi çekinceyi koruduğu vurgulandı. Raporda, uydu kent ve geri gönderme merkezlerini sivil toplum örgütlerinin izlemesine halen izin verilmediği kaydedildi.
175 SAYFALIK RAPORDA ÖRNEKLER VE SORUNLAR ANLATILDI
175 sayfalık raporun ilk bölümünde mülteci ve sığınmacılar hakkında düzenlenen uluslararası mevzuata değinilerek, AB-Türkiye Anlaşması, Geri Kabul Anlaşmaları, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Kararları, Geri Göndermeme İlkesi, Anayasa Mahkemesi (AYM) Kararlarından örnekler verildi. Raporun ikinci bölümünde ise mülteci ve sığınmacıların çalışma, sağlık, barınma ve eğitim hakkı bakımından yaşadıkları sorunlara dikkat çekildi.
‘TACİZE MARUZ KALIYORLAR’
“Çalışma Hakkı” başlığı altında sığınmacı ve mültecilerin işgücü piyasasında yaşadıkları sorunların; kayıt dışı, adil ve eşit olmayan ücretler karşılığında çalışmak zorunda bırakılmalarının devam ettiği belirtildi. Genel olarak mülteci ve sığınmacıların işverenler tarafından sömürüldüğü ayrımcılığa ve tacize maruz kaldıkları vurgulanan raporda, “Kadınlar ve çocuklar bu durumdan en fazla etkilenen kesimdir. Özellikle çocuk işçiliği giderek yaygınlaşmıştır. Bu alana ilişkin olarak kanun koyucu tarafından görevlendirilen GİGM (Göç İdaresi Genel Müdürlüğü), halen ayrıntılı bir istatistik tutamayıp, tutulan istatistikler ve bilgilerde yetersiz ve özellikle ulaşılabilirlik kapsamında şeffaf değildir” tespiti yapıldı.
‘SAĞLIK HAKKI YETERSİZ’
“Sağlık Hakkı” başlığı altında ise sığınmacı ve mültecilerin gerek göç öncesinde yaşadıkları olaylar, gerekse Türkiye’ye geldikten sonra mülteci olmalarından kaynaklı ihtiyaç duydukları rehabilitasyon hizmetlerinin devlet tarafından yeterince sağlanamadığının altı çizildi. Açılan sağlık merkezlerinin sağlık hizmetlerine erişim ve yararlanma açısından yetersiz olduğu belirtilen raporda, “Sığınmacı ve mülteciler, halen sağlık hakkı kapsamında kendilerine sunulan hizmetlerden, mevzuattan ve uygulamadan kaynaklı sebeplerle, yararlanmamaktadırlar” denildi. Hizmetlerin uygulamada daha çok ulusal ve uluslararası sivil toplum örgütleri tarafından sağlanmaya devam ettiğini kaydedildi.
3 MİLYON MÜLTECİ BARINMA MERKEZLERİNİN DIŞINDA KALIYOR
“Barınma Hakkı” başlığı altında ise Türkiye’de var olan 10 barınma merkezinde 228 bin 251 kişinin kaldığı, 3 milyon 195 bin 986 kişinin barınma merkezlerinde kalmadığı belirtildi. Var olan tablonun Türkiye’de yaşayan mülteci ve sığınmacıların en temel sorunlarından birinin barınma olduğunu ortaya koyduğu belirtildi.
‘ÇOK AZI İNSANİ VE ADİL BARINMAYA SAHİP’
“Sayıları 3 milyonu geçen geçici korunanlardan çok azı insani ve adil barınmaya sahiptir” ifadelerinin yer aldığı raporda, “Büyük çoğunluğunun neredeyse yarıdan fazlası halen yetersiz koşullarda ve daha fazla kira ödeyerek, kent dışında; altyapının eksik olduğu bölgelerdeki evlerde yaşamaktadır. Yine hiç barınma yeri olmayan yani sokaklarda, terk edilmiş bina ve evlerde yaşamaya devam edenlerin sayısı fazladır. Raporda, İstanbul, Urfa, Hatay ve Antep gibi illerde daha fazla merkezin açılması gerektiği kaydedildi.
‘ÇOCUK İŞÇİLİĞİ YAYGINDIR’
“Eğitim Hakkı” başlığında Suriyeli çocukların yaşadığı sorunlara dikkat çekildi. Kasım 2017 tarihi itibari ile Türkiye´de yaklaşık 615 bin 42 Suriyeli çocuğun Milli Eğitim Bakanlığı’na (MEB) bağlı okullarda, Suriyelilere yönelik olarak oluşturulmuş Geçici Eğitim Merkezlerinde ya da Suriyelilerin kendi açtıkları özel okullarda eğitimine devam ettiği belirtildi.
Dil konusu, çalışma hakkı ve istihdama yönelik sorunların halen devam ettiğinin vurgulandığı raporda, “Uygulamada işverenler hem kaçak işçi hem de ucuz maliyet açısından özellikle çocuk işçilere yönelmektedir. Özellikle istihdam olanaklarının daha az olduğu Suruç gibi mültecilerin yoğun yaşadığı yerlerde çocuk işçiliği çok yaygındır. Bu duruma bir an önce son verilmesi için özellikle çocukların eğitim hayatına katılımlarının sağlanması ve genel olarak ailelerin sosyal yardım fonlarından daha fazla yararlandırılarak barınma ve beslenme gibi en temel ihtiyaçlarının bir an önce çözüme kavuşturulması gereklidir” tespitlerine yer verildi.
‘KHK İLE KEYFİ SINIR DIŞI ETMELERİN ÖNÜ AÇILMIŞTIR’
Raporda, 31 Ekim 2016 tarihli 676 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile mülteci ve sığınmacıların sınır dışı edilmelerini olanaklı kılan 6458 sayılı yasanın 54’üncü maddesine ilişkin, şxu değerlendirme yapıldı: “Yapılan bu değişiklik neticesinde uluslararası ya da geçici koruma statüsüne sahip olsalar bile mültecilerin ve sığınmacıların kamu düzeni ya da kamu güvenliği açsısından tehlikeli olabileceği iddiasıyla sınır dışı edilmelerinin önü açılmıştır. Üstelik bu yasa ile birlikte getirilirken herhangi bir denetim mekanizması öngörülmediği gibi keyfi olabilecek uygulamaların da önü açılmıştır.”
MA / Yasin Kobulan