Tüm olumsuzluklara rağmen çaresiz değiliz. Bizler daha çoğuz ve gücümüzün farkında olalım. TC’nin yerine Kayyum Cumhuriyetini getirdiler. Her yere bir kayyum atanıyor. Özgürlükçü Demokrasi Gazetesi’ne de atandı. Çalışanlarından bazıları gözaltına alındı.

Adına ne derseniz deyin ama BOB süreci Türkiye’de işliyor. Nedense HDP haricinde gözlemlemelerimde, muhalif partilerinin bu sürece destek verdiğini yapılan pratiklerde görüyorum. Sanırım sizlerde görüyorsunuz. AKP ve Erdoğan ne zaman önü tıkansa muhalif partileri önüne yatarak taze kan pompalıyorlar. Sonrada karşısına çıkıp, Erdoğan’a meydan okuyorlar. Erdoğan’ın “Ey Amerika, Ey İsrail’ dediği gibi bir meydan okumaya benziyor. Neden?

Ortalıkta resmen Türkiye’nin ılımlı İslama ‘Şeriata’ doğru kayışı var. Gözlerimiz görüyor. Kulaklarımız duyuyor. Baskı 12 Eylül 1980 askeri darbesinin bir devamıdır. Erdoğan elindeki devlet organlarını kullanmasını biliyor. Amerika’nın, İsrail’in, AB’nin arkasında olduğunu da biliyor. Rusya ile de çıkar ilişkisini sürdürüyor. İnsanları işinden eden, işine gelmeyeni kısacası vatan haini, komünist, bölücü diyebilen, belediyelere, holdinglere, Özgürlükçü Demokrasi Gazetesi’ne kayyum atayan, istediğini polis gözetimiyle sorguya aldırtan, cezaevine tıkan, istediği yasayı kendi lehine hemen çeviren, bir iktidar karşımızda var.

Artık haber alma özgürlüklerimiz, düşüncelerimizi yayma, söyleme özgürlüklerimiz kısıtlanmaya başlandı ve hepten AKP iktidarı ipleri eline alınca hepimizi, 12 Eylül 1980 askeri darbesi, postallarıyla, paletleriyle bizleri altına aldıysa, bunlarda tarikatlarıyla bizi şeriat yasalarıyla ayaklar altına alacaktır.

Önüne çıkan ortalıkta dolaşan din âlimi geçinenler, bugünden geleceğin şekillenmesinin temellerini oluşturuyor. Fetvalar veriyorlar. Rektörlerde bu kervana katıldılar. Alevilere, komünistlere, Kürtlere, kendilerine karşı olan herkese tavır alıyorlar. Kadınlar üzerinden söyledikleri iğrenç sözler yutulur cinsten değildir. Aklı fikirleri kadının apış arasındadır. Yoksa sizler kadınları aptal mı sandınız?

Artık tek sesli televizyon kanalları, gazeteleri AKP’yi ve Erdoğan’ı cilalama devrine girdiler. Muhalif basına ise her yol mubah anlayışını uyguluyorlar.

Asıl beni düşündüren ise CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun AKP’ye Erdoğan’a kükremesini basından görüyoruz. En zor durumda can simidi niçin oluyor? Adalet yürüyüşü yapmıştınız hani! İnsanların gazı mı alındı?

Bahçeli’yi anlıyorum. Ben buyum diyor. Siz ben o değilim diyorsunuz ama pratiğiniz öyle demiyor.

Bir de barış yanlısıydınız. Ne oldu da savaş sevici oldunuz?

Bunların bir yanıtı olmalıdır.

Hüseyin Habip Taşkın