İZMİR – Kadifekale’de yıkık dökük binalarda yaşayan Suriyeli mülteciler, içerisinde bulundukları koşulları ve maruz kaldıkları yaklaşımı anlattı. Hükümetin iyi koşullarda yaşadıkları yönündeki açıklamalarına tepki gösteren mülteciler, “Durumumuz iyi olsa derme çatma evlerde oturur muyduk?” sözleriyle tepki gösterdi.

Ülkelerindeki savaştan dolayı göç etmek zorunda kalan Suriyeli mülteciler, gittikleri yerlerde her gün yeni bir saldırıya maruz kalıyor. Türkiye’de de zor koşullarda yaşamlarını idame ettiren Suriyeliler, Olağanüstü Hal (OHAL) süreciyle beraber yükselen nefret söyleminin de hedefinde.
Türkiye’de Suriyeli mültecilerin yaşadığı kentlerden biri de İzmir. Resmi verilere göre, kentte 130 bin civarında Suriyeli mülteci yaşıyor. Ancak Mayıs 2017 tarihinde yayınlanan mülteci haritasında İzmir, 100 bin ile 500 bin aralığında mültecinin yaşadığı kentler arasında. Yoğunlukta Torbalı, Bergama, Konak, Çeşme ve Foça ilçelerinde yaşayan mülteciler, birçok kentte olduğu gibi ucuz iş gücü olarak görülerek, ya barakalarda ya da yıkıma yüz tutmuş tek gözlü evlerde yaşam mücadelesi veriyor.
Tarlalarda veya tekstil atölyelerinde çalışarak, kağıt toplayıcılığı ya da saya işçiliği yaparak geçimlerini sağlayan Suriyeli mülteciler, emeği sömürülen kesimlerin başında geliyor.
Yaklaşık 15 bin mülteciyi barındıran Konak ilçesine bağlı Kadifekale semtinin her sokağında mültecilere rastlamak mümkün. Daha çok yoksul kesimin yaşadığı Kadifekale, yaklaşık 5 yıldır Suriyeli mültecilere de ev sahipliği yapıyor.
Kadifekale’de yıkık dökük 3 katlı bir apartmanda 4 aile, toplam 23 kişi yaşıyor. 6 çocuk annesi Cumayî Xelat da (50), bu apartmanın bir dairesinde ailesiyle birlikte kalan Kobanêli bir kadın. 2 oğlunu Kobanê’de kaybeden Xelat, eşi ve 4 kızıyla birlikte 2 yıldır burada yaşıyor.
Engelli eşinin aylık 400 TL’ye hurdacılık yaparak kazandığı parayla geçimlerini sağlayan Xelat ve ailesi, her ay da 200 TL kira ödüyor.
‘TOPRAKLARIMIZA GERİ DÖNECEĞİZ’ 
Mülteci kamplarındaki sorun ve hak ihlallerinden dolayı kamplarda kalmadıklarını dile getiren Xelat, yaşadığı sıkıntıları anlattı. Türkiye’de kendilerine iş imkanları verildiğini, ancak Suriyeli oldukları için düşük ücretlerde çalıştırıldıklarını dile getiren Xelat, “Suriyeliyiz diye bize kötü davranıyorlar sürekli. Biz artık Suriye topraklarında savaşın olmasını istemiyoruz. Savaş bitsin. Biz de artık yabancı topraklarda değil, kendi topraklarımızda yaşamak istiyoruz” dedi.
Hükümet tarafından Suriyeli mültecilerin iyi koşullarda yaşadıklarına dair yapılan açıklamalara da tepki gösteren Xelat, “Durumumuz iyi olsa derme çatma evlerde oturur muyduk? Buralarda yaşamazdık. Bazıları var ekmek yemeye para bulamıyorlar. Köle gibi çalıştırılıyorlar. Türkiye’ye geldik, sadece mülteci kimliğimizi aldık. Hastaneye bile gittiğimizde çok zorluk çekiyoruz. Açlıktan ölmüyoruz ama kendimizi bu topraklara ait hissetmiyoruz. Ne olursa olsun biz buralarda asla kalmayacağız. Savaş bitsin, topraklarımıza geri döneceğiz” dedi.
‘HER ŞEYE RAĞMEN MÜCADELE EDİYORUZ’
Suriye’deki savaşın uluslararası güçlerin çıkarları doğrultusunda devam ettiğini ifade eden Xelat, “Suriye’de DAİŞ’liler insanların kafalarını kesiyor. Sürekli insanları katlediyorlar. Suriye, yabancı devletlerin birleştiği bir ülke haline geldi. Suriye’ye gelen ülkeler ‘barış getireceğiz’ diyor ancak oranın insanını öldürüyor” diye konuştu.
Saldırılardan önce Efrin’e gitmeyi düşündüklerini, ancak şimdi orada Efrin halkının olmadığını söyleyen Xelat, şunları dile getirdi: “Şu an Efrin’de çeteler var, biz de gitmek istemiyoruz. Bizi zorla gönderseler bile asla çetelerle yaşamayız. Efrin’de savaş biter, insanlar orada yine eskisi gibi yaşar, biz o zaman gideriz. Efrin güzeldir. Ne zamana kadar güzel bir yaşam sürdürebiliriz ki bu ülkede. Yine her şeye rağmen mücadelemizi sürdürüyoruz.”
‘KÖLE GİBİ GÖRÜYORLAR’ 
Fatma Mustafa da, 6 yıl önce Suriye’den önce İstanbul daha sonra da İzmir’e göç edenlerden. Şeker hastası Mustafa, Suriyeli oldukları için pek çok zorlukla karşılaştıklarını dile getirdi. Türkiye’de kötü koşullarda yaşadıklarını, kaldıkları evin de “kentsel dönüşüm” kapsamında yıkılacağını ifade eden Mustafa, “Kendi topraklarımızdan kovulduk, yabancı bir yere geldik. Yol iz bilmezdik. Türkiye’ye geldik, insanlar bize alay eder gibi bakıyorlardı. Yaşamımızla çok ezildik burada. Evet, Türkiye devleti bize kapısını açtı ama bizi ezmek için açtı. Bizi hep düşük ücretlerle çalıştırırlar. Çalıştırırlar, sonra bize ‘Kürtsünüz para vermeyin bunlara’ derler. Bizi köle gibi görüyorlar” dedi.
‘BİZİ ÖLDÜRMEK İÇİN KİMİN ELİNE VERİYORLAR’ 
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, Efrin operasyonu sırasında söylediği, “Suriyelileri tekrar topraklarına göndereceğiz” sözlerine ise Mustafa, “Bizi öldürmek için kimin eline veriyorlar. Orayı yakıp, yıktılar. Oraya nasıl gideceğiz. Orada akrabalarımız var. Düzelirse elbette buralardan gitmek istiyoruz. Bizi kimse zorla gönderemez” sözleriyle tepki gösterdi.
Mustafa, “Düşünün şu an yaşadığımız kentte bile kimle konuşursak akşam evimize gelip bizi polise götürüyorlar, tehdit ediyorlar. Bize, ‘Türkiye sizin babanız, anneniz ve dilinizdir’ diyorlar. Bizi böyle asimile etmek istiyorlar. Artık biz de konuşmaktan korkuyoruz. Kendi yaşadığımız sıkıntıları anlatmaktan çekiniyoruz. O kadar kötü şeyler görüyoruz ki bizi zorla susturmaya çalışıyorlar” diye konuştu.
MA / Zuhal Atlan – Ruken Demir