MERSİN – Özelikle eğitim kurumlarında artan çocuk istismarını değerlendiren Eğitim Sen Mersin Şube Başkanı Sinan Muşlu, cinsel kimlik eğitim eksikliğine dikkat çekerken, psikolog Fahriye Cengiz ise, “Göçün, savaşın ve toplumsal olayların olduğu her yerde en çok istismar edilen çocuklar oluyor” dedi.

İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, 30 Aralık 2017’de yayınladığı çocuk hak ihlalleri raporunda;  2011-2018 yılları arasında 3 bin 947 çocuğun yaşam hakkının ihlal edildiğini ve son bir yılda 243 çocuğun cinsel istismara maruz kaldığı kaydedilmişti.
‘DİN EŞİTTİR AHLAK DEĞİLDİR’
Eğitim kurumlarında artan istismarı değerlendiren Eğitim Sen Mersin Şubesi Başkanı Sinan Muşlu, özelikle cemaatlere teslim edilmiş ve denetlenemeyen yurtlara dikkat çekerek, “Bu tür eğitim yerlerinde aşırı ahlakçılık adı altında cinselliğin ve cinsel kimliğin yeterince bir eğitime dönüştürülmemesinden kaynaklanıyor. Cemaatler aynı zamanda en dar, kapalı ve bastırılmış kurumlarıdır. Dikkat ederseniz bu tür eğitim tarzı cemaatte bulunan kişilerde çeşitli sapkınlıklara yol açıyor. Bu da istismar olayların yaşanmasına neden oluyor. İktidar çocuk istismarını azaltmanın çözümü daha çok dini değerlerinin yaygınlaştırılmasının gördüğünden kaynaklı yanlış bir eğitim sistemi uygulamaktadır. Din eşittir. Ahlak değildir. Din eşittir, ahlak olsaydı; Türkiye gibi ‘yüzde 99’u Müslüman’ diye sürekli tekrarlanan bir toplumda bu kadar taciz ve tecavüz olaylarına rastlanılmazdı” dedi.
‘CİNSEL KİMLİK ÖĞRETİLMELİDİR’
Cinsel eğitimin ve cinsiyet kimliğinin bireylerde yeterince oluşmamasından kaynaklı çocuk istismar olayların artığını vurgulayan Muşlu, bu tür vakaların üzerine çok daha açık bir şekilde gidilip, istismarcıların teşhir edilmesi gerektiğini söyledi. Cinsel kimliğin eğitim müfredatında yer almamasında ötürü çocukların istismar vakalarıyla karşı karşıya kaldığını ifade eden Muşlu, şöyle devam etti: “Cinsel istismarla karşı karşıya kalan bir çocuğun kendisini nasıl koruyacağı konusunda bilgilendirecek bir eğitim mevcut değildir. Bu noktada toplumumuzun hem kendi çocuklarının taciz ve tecavüzden korunması noktasında daha duyarlı bir bilinç ile hareket etmesi gerekiyor, hem de Milli Eğitim müfredatında çocukların cinselliği ve cinsel kimliği konusunda bilinçlendirilme eğitimlerinin verilmesi gerekir. Çocuk istismarlarının önüne geçmek için milli eğitim alanında çocuklara küçük yaşlardan itibaren cinsel kimliğini tanıyabilecek eğitimler verilmesi gerekir.”
‘SAVAŞ OLDUĞU YERDE İSTİSMAR VAR’
Son yıllarda çocuk istismarın artmasına rağmen gereken hasiyetin gösterilmediğini hatırlatan Psikolog Fahriye Cengiz ise, “Geçmişte de çocuk istismarı olayları vardı. Fakat toplumun tepkisi olacağı için bu kadar görünür değildi. Çocuğa da dair toplumsal boyutları ile baktığımızda halkın içinde şunu çok duyuyoruz. ‘İnsanlar ne zaman bu kadar sapkın oldular ya da ahlaksız oldular’ deniliyor. Ben bu yaşanan çocuk istismar olaylarının yeni olduğunu düşünmüyorum. Sanki bu toplumda bu tarz olaylar yokmuş da şimdi ortaya çıkılmış gibi yaklaşılıyor. Göçün savaşın ve toplumsal olayların olduğu her yerde en çok istismar edilen yine çocuklar oluyor” diye konuştu.
‘İSTİSMAR ARTIRIYOR’
Çocuk istismarın artmasının en temel nedenlerinden bir tanesi de istismarın meşru alanının oluşturulması olduğunu dile getiren Cengiz, çocukların yaşamda görmez hale geldiğini söyledi. Medyada yer alan yoğun istismar haberlerine değinen Cengiz, şunları dile getirdi: “Çocuk istismarının bu kadar artmasının en önemli etkeni çocuklara yönelik son yıllarda getirilen uygulamalardır. Çocuk yaşta evlilikleri meşrulaştıran birçok yasal değişimler getirildi. Bu tür yasaların aslında çocuk istismarın artmasında en önemli faktör olduğu gibi durumun ne kadar vahim olduğunu ortaya koymaktadır.”
‘ÜSTÜ KAPATILIYOR’
Çocuk istismarını önleyici çalışma yürüten birçok kurumun son iki yılda kapatıldığını hatırlatan Cengiz, şunları söyledi: “Dolasıyla çocuk istismarı çalışma alanında ciddi bir boşluk var. Bu alan daha çok kamu kurumların inisiyatifine bırakıldı. Evrensel çocuk hakları bildirisini ilk imzalayan ülkelerden bir olmamıza rağmen devlet, kurumlarda yapılan çocuk istismarlarına gereken ceza verilmek yerine üstü kapatılmak istenilmektedir.”
Eğitim müfredatının çocuğa yönelik istismar vakalarını etkilediğini sözlerine ekleyen Cengiz, “Milli eğitim kurumlarında çocukların gelişim psikolojiklerine uygun eğitimlerin verilmesi gerekir. Birinci sınıftaki çocuğa ensest vakalarını anlatan ya da şehitliği öven eğitim anlayışı yerine cinsel kimliğini tanımayabileceği, kendilerini ifade edebileceği eğitimler verilmesi gerekir” diye konuştu.
MA / Nurhan Kuzu