Küresel ısınmaya karşı önlem alınması için halen geç olmadığı düşünülürken, acilen harekete geçilmemesi halinde önümüzdeki 30 yılda en az 140 milyon kişi iklimsel nedenlerden kendi ülkesi içinde mülteci konumuna düşecek.

Dünya Bankası tarafından yayınlanan bir raporu hazırlayan uzmanlar, küresel ısınmanın etkileriyle dünyanın birçok bölgesinin insanlar açısından yaşanılamaz hale geleceği uyarısında bulunuyor.

143 MİLYON İNSAN YERLERİNDEN OLACAK

Küresel ısınmanın yol açtığı iklimsel değişiklikler nedeniyle birçok ülkede ya kuraklıklar ya da aşırı yağışlar nedeniyle milyonlarca hektarlık alan yaşanılamaz hale gelecek. Okyanus kenarlarındaki birçok ülkede ise suların yükselmesi sonucu kıyılar giderek daha içlere doğru ilerleyecek. Bu da yaşam alanlarının daha da daralmasına neden olacak.

Dünya Bankası’nın raporuna göre, 2050 yılına kadar en az 143 milyon kişi iklimsel felaketler nedeniyle evlerinden olacak. Bu kişilerin büyük çoğunluğu kendi ülkeleri içinde mülteci konumuna düşecekken, önemli bir kesiminin ise ülkesi dışındaki daha iyi yaşam şartları için yollara düşmesi bekleniyor.

SAHRA ALTI AFRİKASI EN ÇOK ETKİLENECEK BÖLGE OLACAK

Rapora göre, küresel ısınmanın yol açacağı iklimsel değişikliklerden en çok etkilenecek bölgelerin başında Sahra Altı Afrikası geliyor. Bu bölgedeki yüz milyonlarca insandan en az 86 milyonu sadece bu felaketler nedeniyle yerlerinden olacak.

Hali hazırda yüz milyonlarca insanın yoksulluk içerisinde yaşadığı Afrika’da küresel ısınma nedeniyle önemli oranda tarım alanında oluşacak tahribat, büyük açlık tehdidini ortaya çıkaracak.

HİNT ALTKITASI VE LATİN AMERİKA

İklimsel etkiler nedeniyle Hint Altkıtası olarak da adlandırılan Hindistan, Sri Lanka, Bangladeş, Pakistan, Nepal ve Maldivler gibi ülkelerin olduğu bölgede ise en az 40 milyon kişi yerlerinden olacak. Okyanus sularının yükselmesi nedeniyle örneğin Ganj nehrinin döküldüğü Bangladeş ve Hindistan topraklarında yaşanılabilir alanlar giderek azalıyor.

Yine aynı felaket senaryosuna göre başta Meksika olmak üzere Latin Amerika ülkelerinde de 17 milyon kişi iklimsel felaketler nedeniyle mülteci konumuna düşecek.

ÖNLEM ALINIRSA 100 MİLYON İNSANIN GÖÇÜ ENGELLENEBİLİR

Ancak rapordaki en kötü senaryoya rağmen, önlem alınması halinde 143 milyon kişinin üçte ikisinden fazlasının göçü engellenebilecek.

Rapora göre, küresel ısınmaya yol açan sera etkili gazların salınımının engellenmesi durumunda birçok iklimsel felaket önlenenebilir. Sera etkili gazların global sıcaklıkların artması, buzulların erimesi ve okyanus seviyelerinin yükselmesine yol açtığı biliniyor.

Raporda, ısınmanın engellenmesi halinde en az 100 milyon insanın göçünün önüne geçilmiş olacak. Rapor, alınacak diğer önlemlerle de yerlerini terk etmesine kesin gözüyle bakılan 40 milyon kişinin yaşamlarını idame etmeleri için acil projeler geliştirilmesini de öneriyor.

KENTLERİN ŞİMDİDEN ALACAĞI ÖNLEMLER GELECEĞİ ETKİLEYECEK

Dünya Bankası Genel Direktörü Kristalina Georgieva rapor vesilesiyle yaptığı açıklamada, dünyadaki iklimsel felaketlerden etkilenecek bölgelerde bulunan büyük kentlerin hazırlıklı olması gerektiğine dikkati çekmişti.

Georgieva, kentlerin aşırı göçlere karşı alacakları alt ve üstyağı önlemlerinin yanı sıra göçmenlerin eğitim, mesleki eğitim ve istihdamı için hayata geçirilecek projelerin gelecekteki sıkıntıları azaltacağının altını çizmişti.

İKLİM ANLAŞMASI’NIN DEVAMLILIĞI ŞART

Yüz milyonlarca insanı tehdit eden iklimsel değişikliklerin önlenmesi için 2016’da imzalanan Birleşmiş Milletler İklim Anlaşması’nın eksiksiz uygulanmasının önemine dikkat çekiliyor. Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) yeni başkanı Donald Trump’ın anlaşmadan çekilmesiyle Rusya ve kimi diğer ülkelerin kömür, petrol ve gaz gibi klasik fosil enerjilerden vazgeçmeye yanaşmamasının küresel ısınma hedeflerini tutturmayı zorlaştıracağı biliniyor.

Anlaşma, 2017 itibariyle 19’uncu yüzyıl sonuna göre 1 derece artmış olan küresel sıcaklık ortalamasının 2100 yılına kadar en fazla 2 dereceyle sınırlandırılmasını hedefliyor.   (ANF)