İSTANBUL – Özgür Gündem gazetesi eski eş genel yayın yönetmeni olduğu için hapis ve para cezası alan Eren Kekin, konu hakkında düzenlenen basın toplantısında, “Bugün en büyük şiddet terörü devletlerin kendileri. Bunun bir intikam yöntemi olduğunu düşünüyorum” diye belirtirken, Akın Birdal, yargı üzerindeki vesayet sistemine dikkat çekti.

İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi, eş genel başkanları Avukat Eren Keskin’e KHK ile kapatılan Özgür Gündem gazetesi eş genel yayın yönetmenliği yaptığı için verilen hapis ve para cezalarını protesto amacıyla basın toplantısı düzenledi. “Eren Keskin’in yanındayız” pankartlarının açıldığı toplantıya İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin, siyasetçi Akın Birdal, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eşsözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit, DİSK Basın İş Genel Başkanı Faruk Eren, Özgür Gazeteciler Cemiyeti Sözcüsü Hakkı Boltan, gazeteci ve yazarlar Tuğrul Eryılmaz, Ümit Kıvanç, Murat Çelikkan, oyuncu Nur Sürer, sanatçı Eylem Aktaş, İHD yöneticileri, Cumartesi Anneleri, İstanbul LBGTİ-Dayanışma Derneği, Gözaltında Cinsel Şiddete Karşı Hukuki Yardımlaşma Derneği, TİHV yöneticileri, TMSF’ye devredilen Özgürlükçü Demokrasi gazetesi çalışanları ile çok sayıda kişi katıldı.
Toplantıda ilk olarak konuşan Keskin’in avukatı Özcan Kılıç, Keskin’in davaları hakkında bilgi verdi. Yargılamalarla Keskin’e “Kaç git. Seni görmek istemiyoruz” denilmek istendiğini dile getiren Kılıç, “Sert bir kayaya çarptıklarını düşünüyorum. Karşı taraf avukatları mahkemeye sürekli baskı yapıyor, Devletin bir tavrı var. Eren Keskin şahsında ve onun konumunda olan kişiler hakkında. Bir tane cezası onanırsa sonu gelmeyecek” diye konuştu.
‘KENDİMİ BORÇLU HİSSETTİM’ 
Kılıç’ın ardından söz alan Eren Keskin de, insan hakları savunucu olduğunu ve siyasete girmeyi reddettiğini belirterek, şöyle devam etti: “Hep insan hakları savunucusu olarak kaldım. Hep ifade özgürlüğü mücadelesi verdim. Daha öncede hakkımda, Kürdistan kelimesini kullandığım için defalarca davalar açıldı, cezaevinde yattım. Bu gazetenin genel yayın yönetmenliğini kabul etmemin nedeni şudur; Ben her zaman 77 yaşında devletin gizli güçleri tarafından öldürülen Musa Anter’e, küçücük bir çocukken sırtından vurularak sakatlanan, yurt dışında tedavi olmak zorunda kalan ve intihar eden Burhan Karadeniz’e, küçücük yaşta öldürülen Ferhat Tepe’ye ve onlar gibi birçok insana borcum nedeniyle, kendimi borçlu hissettiğim için, bu gazete onların gazetesi olduğu için ve bu gazetenin yayın özgürlüğünü savunduğum için bu gazetenin künyesinde ismimin yazılmasını gönüllü olarak kabul ettim. Benim başladığım sırada devletin ‘barış süreci’ adını verdiği süreç başladı. Bu süreç içerisinde bu gazeteye hiç dava açılmadı. Ne zamanki ‘barış süreci’ denilen süreç sona erdi, bombardıman gibi davalar başladı. Önceleri ifadeye gider, savcılar ifademizi alırdı ve hiçbir sorun yoktu. Ama bir süre sonra savcılar bana ‘bakın avukat hanım artık tutuklama isteyeceğiz’ demeye başladılar. Sonra benim adım çıkarıldı.”
Bakmakla yükümlü olduğu 85 yaşında annesi olduğunu vurgulayan Keskin, dava sayısının bir dönem 143’e ulaştığını ve ana davadan müebbet hapis cezası istendiğini belirterek, “Yurt dışı yasağım var. Yazmadığım yazılardan ben şimdi 12 yıl hapis cezası ve 456 bin TL para cezası almış durumdayım. Bu para cezalarından 105 bin TL’si kesinleşmiş durumda. Desteklerle ödemeye çalışıyoruz, nereye kadar bilmiyorum. 456 bin TL kesinleşince nasıl ödenir onu da bilmiyorum. Ben asliye ceza mahkemelerinde bu kadar ağır cezalarında verileceğini ummuyordum” dedi.
‘BEN DEVLETİN TANIMINA UYMAK ZORUNDA DEĞİLİM’
Türkiye Cumhuriyeti’nin altına imza attığı tüm uluslararası sözleşmeleri ihlal ettiğine dikkat çeken Keskin, şunları dile getirdi: “Bir insana, sadece genel yayın yönetmeni olarak göründüğü için bu kadar ağır ceza verilmesi, altına imza attığı bütün uluslararası sözleşmelere aykırı. Türkiye Cumhuriyeti devleti bir hukuk devleti değil, bunu biliyoruz. Ama onun imza ortakları olan AB ülkeleri var. Neden bu kadar sessiz kalıyorlar. İnsan hakları örgütü ‘terör’ kavramını kullanmıyorlar. Çünkü her devletin ‘terör’ tanımı bir birinden farklı. Ben devletin ‘terör’ tanımına uymak zorunda değilim ve uymuyorum. Bana göre bugün en büyük şiddet terörü devletlerin kendileri. Bunun bir intikam yöntemi olduğunu düşünüyorum.” diye konuştu.
‘MÜCADELEME SONUNA KADAR DEVAM EDECEĞİM’
Yurt dışına çıkmayacağının altını çizen Keskin, birçok ülkeden iltica talebi aldığını söyledi. Keskin, “Bunu yapmak istemiyorum. Tek düşüncem annem ve kedilerim. Bu haksızlığı kabul etmiyorum. Mücadeleme sonuna kadar devam edeceğim” dedi.
BİRDAL: SAVUNMASIZ BIRAKILMAK İSTENİYOR
İHD Onursal Başkanı Akın Birdal da, Eren Keskin’in halklara ve insanlığa karşı borcunu ödemekten dolayı burada olduğunu ve kendilerinin de bu sebeple burada olduklarının altını çizdi. Keskin’i 1980’li yıllardan bu yana tanıdığını dile getiren Birdal,  “30 yıldır bir yol arkadaşlığımız var. Cezaevlerine girdik, tehditler aldık. O mekanik sesli insanlar hep bizi tehdit ederlerdi. Ölümle tehdit ederlerdi. O ses bir anda kesildi Tür İntikam Tuğayları adıyla. Keskin gerçekten bir insan hakları savunucusu. Tacize tecavüze uğramış kadınların, yalnız bırakılmış çocukların, emekçilerin ötekileştirilmişlerin, dışlanmışların savunucusu. 30 yıldır bütün bu savunma savunmasız bırakılmasının en somut örneği ile karşı karşıyayız. Bu baskı hepimize yönelik bir baskıdır. Keskin’in cezaevine sokulmak istenmesi hukukun boğulmak istenmesidir. Eren Keskin kimseyi yalnız bırakmadı. Dili, kimliği, kültürü yok sayılanları yalnız bırakmadı” diye konuştu.
Bir dönem askeri vesayetin sorun olduğunu ancak şimdi yargı vesayeti sorunun olduğunu vurgulayan Birdal, “Eren Keskin’in uğradığı saldırı demokrasinin kırıntılarıdır, bir avuç muhalif medyadır. Bizler susmayacağız” dedi.
Toplantıya katılan kişi ve kurumlarda söz alarak, Keskin’in yanında olduklarını ifade etti.
(MA)