İSTANBUL –  “Kürt Sorunu ve tecridin hukuk politiği” forumu, katılımcıların görüş ve önerileriyle son buldu. İmralı’daki tecridin tüm çıplaklığı ile topluma anlatılamadığı belirtilerek, “İmralı’da tecrit Kürt halkı ile savaştır, Kürt halkı ile savaş Türkiye’nin savaşa sürüklenmesidir. İmralı Türkiye’nin demokrasi sorunudur” denildi.

Asrın Hukuk Bürosu’nun, “Kürt Sorunu ve Tecridin Hukuk Politiği” başlığıyla Elite Word Otel’de düzenlediği forum, sona erdi. Son oturumda katılımcılar, Kürt sorunu ve PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerinde devam eden tecride dair görüşlerini dile getirdi. Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit’in moderatörlüğünü yaptığı oturumda öne çıkan görüş ve öneriler şu şekilde oldu:
“* Kürt sorunu konusunda Türkiye’de HDP dışındaki merkez partilerin ortak bir perspektif sergilediği ve bu perspektiflerini savaş üzerinden şekillendirdiği, bölgesel ve küresel güçler ile aynı paralelde buluştuğu belirtildi.
* Kürt sorununun çözümünün AKP ile olamayacağı, yeni siyasi aktörler olmadan yeni bir sürecin başlamasının mümkün olmayacağını kaydedildi.
* Kürtler başta olmak üzere Türkiye halklarının büyük kesimi tarafından PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın önemli bir aktör olarak görüldüğü ve bunun iktidar tarafından dikkate alınması gerektiğini belirtildi.
* Ankara politik olarak ne zaman sıkıştıysa çözüm adresi olarak İmralı’yı gördüğünü belirtildi. İktidarlar İmralı’da tecridi devreye koyduğunda şiddetin, diyalogu devreye koyduğu zaman ise barış ve huzur ikliminin Türkiye’de öne çıktığı kaydedildi.
* Türkiye’de normalleşme isteniyorsa İmralı’daki tecride karşı yüksek sesle karşı çıkılması vurgusu yapıldı.
* Forumun geç kalınmış olunduğu, bu forumun daha erken bir süreçte yapılması çok daha anlamlı olacağı belirtildi.
* Ankara’nın tecrit ve şiddet politikasından vazgeçmemesi durumunda, AKP eliyle yeni bir ‘çözüm süreci’ başlatılsa dahi toplumda karşılık bulmayacağı ifade edildi.
* Başta İmralı’da devam eden tecride karşı olmak üzere Türkiye cezaevlerinde devam eden tecride karşı halkın öz gücüne dayanarak örgütlenmesi ve var olan politikalara karşı koyuş koyması gerektiğini belirtildi.
* İmralı ile kurulan ilişkinin Kürt halkı ile kurulan ilişki olduğu belirtildi. ‘İmralı’da tecrit Kürt halkı ile savaştır, Kürt halkı ile savaş Türkiye’nin savaşa sürüklenmesidir. İmralı Türkiye’nin demokrasi sorunudur’ denildi.
* Kürtlerin dört parçada bir araya gelmesini Kobanê, Kerkük ve Efrin ile örmeye başladığı, Kürtlerin ulusal birlik konusunda artık muhasebesini yapması gerektiği vurgulandı. ‘KDP, PKK ve YNK bugüne kadar yaptığı hataların muhasebesini yapmalı’, ulusal birliği sağlamak için bir araya gelmesinin elzem olduğu kaydedildi.
* Türkiye’nin kendi jeopolitik konumunu yeniden dünya devletlerine pazarlamaya çalıştığı ve bunun en somut örneğinin ise Efrin’de yaşandığı dile getirildi.
* Güney Kürdistan ile Rojava’nın ittifakını güçlendirmesi gerektiği üzerinde duruldu.
* Kürtlerin Dolmabahçe Mütabakatı’na Kürt sorununu çözmek için oturduğu, AKP’nin ise oyalama taktiğini içerisinde masaya oturduğu belirtildi.
* Muhalefetin AKP’nin belirlediği gündemlerin arkasında gitmektense kendi gündemini oluşturması vurgusu yapıldı.
* Sivil itaatsizlik eylemlerine ağırlık verilmesi ve halk ile birlikte politika üretilmesi gerektiği kaydedildi.
* Efrin’in Kürtleri ulusal birlik konusunda daha yakınlaştırdığı kaydedildi.
* Efrin’de ‘filizlenen yeni yaşam’ın başta Türkiye olmak üzere, bölge devletleri için bir tehdit oluşturduğu, bölge devletlerinin ‘filizlenen yeni yaşam’a karşı birleştiği kaydedildi.
* Türkiye’de var olan düzen partilerinin, CHP de dahil, Kürt ve Türkiye halklarına ‘savaş’ ve ‘ölümü’ vadettiği, bu ‘savaş’ ve ‘ölüm’ vaadine karşı barış ve huzurun örülmesi gerektiği vurgulandı.
* İmralı’da yaşanan tecrit ve hukuksuzluğun tüm cezaevlerinde yaşanmaya başlandığı ve bunun iyi bir şekilde halka anlatılması gerektiği öne çıkan başka bir görüş oldu.
* ‘İmralı tecridi işkence boyutunu aştı, artık intikam alma aracına dönüştü’ vurgusu yapıldı.
* ‘İmralı Cezaevi kapatılsın’ şeklinde uluslararası bir kampanyanın startının verilmesi gerekliliği üzerinde duruldu.
* Tecrit ile iktidarın asıl amacının Öcalan’ın fikirlerine saldırı olduğu, bu saldırıya karşı Öcalan’ın düşüncelerine sahip çıkılması ve yaşam bulması için çaba sarf edilmesi gerektiği kaydedildi.
* Kadınlara yönelik şiddet ve cinsel istismarın artmasının temelinde, Öcalan’ın kadın özgürlük anlayışına karşı iktidarın geliştirmiş olduğu politikaların var olduğu vurgusu yapıldı.
* Dolmabahçe Mütabakatı’nda kamuoyuna açıklanan 10 ilkenin toplumun yeniden inşası için gerekli olan 10 ilke olduğu kaydedildi.
* Öcalan’ın Kürtler nezdinde yaşam bulması için çaba gösterdiği sistem ve anlayışın dünya halkları içinde bir alternatif olduğu belirtildi. Demokratik ulus ve radikal demokratikleşme perspektiflerinin var olan sitemlere karşı üçüncü bir yeni anlayış olduğu kaydedildi.
* Toplumun tecritten kurtarılmasının İmralı’daki tecridin kırılması anlamına geldiği vurgusu yapıldı.
* Tüm ideolojik farklıların bir kenara bırakılarak, iktidara karşı olan tüm kesimlerin bir araya gelerek, mücadele hattı örmesi önerisi yapıldı.
* İmralı’da yaşananların topluma tüm çıplaklığı ile anlatılamadığı, ‘Tecrit var’ söyleminin İmralı’da yaşananları anlatmakta yetersiz kaldığı vurgulandı. ‘İmralı hakikati’ topluma tüm çıplaklığı ile aktarılması önerisi yapıldı.
* İmralı tecridi ile bir bütünen toplumun tecride alındığı ve tecridin gündemleştirilmesi için yeni yöntemlerin bulunması gerektiği belirtildi.
* Latin Amerikalı devrimci Abu Jamal ve onun gibi önderler ile Öcalan’ın durumunu ortaya koyan uluslararası düzeyde kampanyaların birlikte yürütülmesi önerisi yapıldı.
* Meclis’te konuşan HDP milletvekillerinin konuşmalarının başında ve sonunda ‘tecride son’ demesi öneresi yapıldı.
* İki ayrı heyetin belirlenmesi önerisi yapıldı. Heyetlerden birinin Adalet Bakanlığı ile görüşerek acilen İmralı’ya gitmek için talepte bulunması, diğer heyetin ise uluslararası kurum ve kuruluşları ziyaret ederek İmralı’daki durumu anlatarak, gündemlerine koyması önerisi yapıldı.
* Yazılı ve görsel basında tecridin sık sık gündemleştirilmesi önerisi de başka bir önemli başlık oldu.”    (MA)