DİYARBAKIR – Baskın seçim kararının Kürt illerine yansıması hakkında bilgi veren SAMER Koordinatörü Yüksel Genç, “HDP’ye kayış var. CHP tabanı HDP ile yapılacak bir ittifaka sıcak bakıyor. MHP oyları AKP’ye kayıyor. Muhalefet elini çabuk tutup, Demokratik Türkiye Bloku oluşturabilirse kazanma şansı yüksek” dedi.
AKP- MHP ittifakının açıkladığı seçim kararını “Baskın seçim” olarak değerlendiren Siyasal ve Sosyal Araştırma Merkezi (SAMER) Koordinatörü Yüksel Genç, Kürt illerindeki son durum üzerine bilgiler paylaştı. AKP- MHP ittifakının baskın seçimi tercih etmelerinin gerekçelerini sıralayan Genç, şunları dile getirdi: “Bir iktidar partisi niçin baskın seçim ilan eder? İktidarı kaybetme riski ön görmeleri ve o zamanların olabilecek en yüksek oy skalasına ulaştıklarına inandıkları zaman ilan eder. Öyle ‘Türkiye artık bu koşulları taşıyamıyor, ülke kötüye gidiyor, sandık çözüm’ diye düşündükleri için değil. Elbette Türkiye’nin sosyo-ekonomik, siyasal profili bir krize, sürdürülemezliğe işaret ediyor. Elbette OHAL koşulları ve Suriye savaşına dahiliyetin getirdiği riskler silsilesi var. Elbette demokrasi ve özgürlükler skalasında Türkiye hızlı biçimde geriliyor. Ama İktidarı baskın seçime götüren şey bu gerekçeler değil. Kaldı ki Hiçbir iktidar bu tür bir başarısızlık ilanı üzerinden yeniden iktidara talip olduğu bir seçim kurgulamaz. Yönetemediğini ilan eden hiçbir iktidarda bir baskın seçime koşmaz. Üstelik daha önce görüldüğü üzere birbirleriyle anlaşamayan bir koalisyon hükümetinden de bahsetmiyoruz. Seçimde başarılı olmayı uman iktidar sandık sonrasında ne aktörlerde, ne politik-ideolojik sosyo-kültürel kurguda bir değişiklik öngörmüyor.
İKTİDARIN KONTROL ETME OLASILIĞI ZAYIFLADI 
Öte yandan baskın seçime zorlayan güçlü bir muhalefet baskısından da bahsetmek mümkün görünmüyor. Buradaki kritik nokta iktidarın ekonomi, dış politika ve içerdeki dengeleri daha fazla kontrol etme olasılığının zayıflaması ve seçmenlerini konsolide ederek ulaşabileceği en yüksek oya ulaştığına inanması etkili görülüyor. İkincisi AKP iktidarının kullandığı en etkili taktiklerden biride ‘Şok’ taktiğidir. Baskın seçim ilanıyla bu taktiği harekete geçirip seçmenin abandone olmasını umuyor. Hem seçmeni hem de muhalefeti hazırlıksız yakalamak, koşulları lehine kullanmak istiyor. Ayrıca, OHAL koşullarında bu tür bir baskın seçim her zaman için bir meşruluk tartışmasını beraberinde getirecektir. 16 Nisan’da yapılan referanduma uygun uyum yasaları çıkmadan yapılacak bir seçim aynı biçimde meşruiyet tartışmalarını güçlendirecektir.”
‘MUHALEFET HIZLA MOTİVE OLMALI’ 
16 Nisan 2017 referandumunda “Hayır” seçmenin verdiği mesajın muhalefet tarafından gereği yerine getirilmediğine dikkat çeken Genç, muhalefetin hızlı karar alma ve motive olunması gerektiğini vurguladı. Seçmen bir erken seçim beklentisi içinde olduğunu belirten Genç, “Ancak böylesi bir baskın seçim genelde bir dalgalanma yarattı. Ayrıca AKP-MHP-BBP birlikteliğiyle kurulan ‘Cumhur ittifakı’yla iktidar milliyetçi-dinci-muhafazakar formda yeni bir Türkiye tahayyülüne uygun olarak uzun zamandır hazırlanırken, 16 Nisan 2017 referandumundan bu yana muhalefet henüz seçmene alternatif bir form sunabilmiş değil. Oysa 16 Nisan’da seçmen Türkiye’ye bir harita sundu. Cumhurbaşkanlığı sistemine hayır diyenler Edirne’den Antalya’dan, Şırnak’tan Kars’a kadar tüm ülke coğrafyasını çember gibi kuşatarak siyasetçilere bir mesaj iletti. Neydi bu mesaj? Kanımca Demokratik Türkiye bloku! Ne var ki bu hatlara hakim siyasetlerin öncüleri hala mesajın gereğine göre organize olabilmiş değiller. Demokratik bir Türkiye’yi kurabilecek müşterekleri, ilkeleri belirleyebilmiş ya da en azından seçmenin karşısına bu netlikte çıkabilmiş değiller. Baskın seçim kararı, ortaklaşmak için ellerini hızlı tutmaları ve hızla seçmeni motive etmeleri gerektiğini söylüyor bize” diye konuştu.
‘MHP OYLARI AKP’YE KAYIYOR’ 
Bölgenin seçmen eğilimi üzerine çok sayıda saha çalışması bulunan SAMER’in koordinatörü Genç, Bölgede 1 Kasım Genel Seçim sonuçlarının büyük oranda aynı seyirde olduğunu belirterek, şunları ifade etti: “Sahadan edindiğimiz verilere göre, bölgede gerek HDP gerekse AKP 1Kasım 2015 seçimindeki oy oranlarını büyük oranda koruyor. Aslına bakarsanız bölge seçmeni üzerindeki konsolidasyon oldukça uzun süredir bozulmuş değil. AKP iktidarının; belediyelere kayyum atamaları, Efrin operasyonu, Federe Kürt bölgesine yönelik politikaları bölge halkının çoğunluğunda anti-Kürt uygulamalar olarak algılanıp kısmi oy kaçışlarına yol açmış olmakla birlikte yine bu politikalar ve ‘Cumhur ittifakı’ gibi nedenlerle MHP’nin Bölge oylarında AKP’ye ciddi kayışlar olduğunu gördük. Yine ilk defa oy kullanacak kesimlerden gelmesi muhtemel oylarla beraber AKP’nin Kasım seçimlerindeki orana yaklaştığını söylemek mümkün. Ancak yine aynı saha çalışmasında en tedirgin seçmenin AKP, en mobil seçmenin ise MHP tabanından geldiğini tespit ettik. Özellikle MHP Bölgedeki oylarının bir kısmını AKP’ye kaptırırken önemli bir kısmını da İyi Partiye kaptırdığını tespit ettik. Hatırlarsanız erken seçim talebinde bulunan Bahçeli’nin ‘Kasım 2019’u beklemeye ülke şartlarının tahammülü yok’ demişti. Bu tablodan anladığımız tahammülü olmayan yer MHP! İyi partinin seçim dışı bırakılması bu tabloyla ilgili görünüyor.”
‘HÜDA-PAR OYLARI HDP’YE KAYIYOR’ 
Yakın bir süre önce yaptıkları bir saha çalışmasının verilerine göre değerlendirmelerde bulunan Genç, “Dikkat çekici hareketlilik, Hüda-Par tabanında gözlemledik. Biliyorsunuz Hüda-Par 1Kasım 2015 seçimlerinde AKP’yi desteklemişti. Ancak bir süredir Hüda-Par tabanında HDP’ye doğru bir yakınlaşma yaşanıyordu. Örneğin olası bir yerel seçimde HDP’ye oy verebileceğini söyleyen ciddi oranda Hüda-Par seçmeniyle karşılaştık” diye belirtti.
SİYASET KURUMU İTİBAR KAYBETTİ!
Baskın seçim konusunda bölge halkının düşüncelerini de aktaran Genç, şöyle devam etti: “Bölge seçmeninde ittifaklar konusunda henüz netlikler oluşmadığını, gündemine tam olarak alamadığını belirtmek gerekecek. Aslına bakarsanız bölgedekiler için bir süredir siyaset kurumu çözüm ve umut üreten bir alan olarak okunmuyor, Siyasal aktörlere beklentiler, roller yüklemekte güçlük çeken bir seçmen kategorisi ortaya çıkmış durumda. Bunda İktidarın Kürt sorununda zor ve güvenlikçi uygulamalara dönüşü, kayyum atamaları, milletvekillerinin tutuklanması, yerel siyasetin ciddi anlamda baskılanmış olması, ağır OHAL koşulları, kendini güvende ve güvencede hissedememe halleri gibi durumlar etkin. O yüzden bölge halkına sorsanız öncelikli ihtiyaçlarının seçim sandığı değil yukarda söylediğimiz durumların bir an önce değişmesi olduğunu söyleyecektir.
CHP SEÇMENİ HDP İLE İTTİFAKA DESTEK VERİYOR 
Tüm bunlarla beraber yapılan saha araştırmalarına göre, Bölgede tüm siyasi partilerin seçmenleri HDP ile ittifakı büyük oranda desteklerken, HDP seçmeni bu konuda daha isteksiz görünüyor. İttifak kurulmasını istemeyenlerde öne çıkan gerekçe; ‘ötekileşmeye ve yok sayılmaya’ tabi tutulduklarına dair inanç, istenmediklerine dair algı. Özellikle CHP’nin söylem ve politikalarının Kürtleri ve oy verdikleri partiyi bir tehdit algısı içinde sunduğunu düşünüyorlar. Oysa yapılan saha araştırmasına göre, HDP ile ittifak yapılmasını isteyen en büyük seçmen kitlesi ise CHP’ye oy verenler içinde bulunuyor. Aslına bakarsanız CHP yönetimi Bölgedeki seçmen tabanının beklentilerine uygun bir politika henüz üretebilmiş değil.”
MA / Sedat Yılmaz