ANKARA – KESK Eşbaşkanı Mehmet Bozgeyik, kamu emekçileri olarak 24 Haziran seçimlerinde ‘Cumhur İttifakı’na oy vermeyeceklerini açıkladı.
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), 24 Haziran’da yapılacak olan baskın seçimlere ilişkin tutumunu basın toplantısıyla açıkladı. Sendikanın Genel Merkez binasında düzenlenen toplantıya KESK Eşbaşkanları Mehmet Bozgeyik ile Aysun Gezen’in yanı sıra Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyeleri katıldı. Toplantının yapıldığı salona ise, “Emeğimizi oyumuzu çalanlardan hesap soracağız” pankartının asıldığı görüldü.
Toplantıda konuşan KESK Eşbaşkanı Mehmet Bozgeyik, “20 Temmuz 2016 tarihinden bugüne süren OHAL ile hukuksuzluğun, adaletsizliğin, emeği hedef alan saldırıların merkez üssü haline getirilen bir ülkede hayatta kalma mücadelesi veriyoruz” dedi.
‘ŞİMDİ DE HUKUKSUZ DÜZENİ SÜRESİZ HAL GETİRMEK İSTİYORLAR’
AKP ve MHP’nin parlamentoyu işlevsiz hale getirip, Anayasayı askıya aldıklarına dikkat çeken Bozgeyik, şunları söyledi: “Neyle suçlandığını dahi bilmeyen 116 bin kamu emekçisini bir yıl sonra kurdukları OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu’na havale edip, ‘git suçsuzluğunu ispatla’ dediler.  11 yıl boyunca ‘beraber yürüdük biz bu yollarda’ nakaratını tutturdukları yapıya karşı, birileri gibi 15 Temmuz’dan sonra değil, kurulduğu günden beri mücadele eden konfederasyonumuz KESK’i kriminalize etmeye çalıştılar, hedefe koydular. Yandaş sendika ile işbirliği yaparak fişleme, suçlama ve ihbarcılık sistemini esas alarak bağlı sendikalarımız üyesi 4 bin 218 kamu emekçisini işinden, ekmeğinden ettiler. Şimdi de 22 aydır sürdürdükleri bu anti demokratik, hukuksuz düzeni süresiz ve kalıcı hale getirmek istiyorlar.”
‘KÜRT SORUNU SİYASAL ÇIKARLARA HEBA EDİLDİ’
Kürt sorununa da değinen Bozgeyik, “Kürt sorununa güvenlikçi yaklaşım, imha ve inkâr siyaseti farklı biçimlerde devam ettirilmiş, sorunun demokratik yöntemlerle ve diyalogla kalıcı barışçıl çözümü günlük siyasal çıkarlara heba edilmiştir. Siyasette, ekonomide ve yaşamın her alanında gerilim, kutuplaşma ve şiddet giderek tırmandırılmıştır. AKP iktidarında kadın sadece aile kavramı içinde tanımlanmış, cinsiyetçi söylem ve uygulamalarla kadına yönelik şiddet meşrulaştırılmış” ifadelerini kullandı.
‘KAMU EMEKÇİLERİ CUMHUR İTTİFAKINA OY VERMEYECEK’
Bozgeyik, 24 Haziran’da ise AKP’nin dayattığı tekçi, otoriter, dinci-gerici, mezhepçi ve etnik politikalara dayalı karanlık gidişatın devam edip etmeyeceğinin belirleneceğini vurguladı.
Bozgeyik, “Kamu emekçileri, AKP-MHP’de ifadesini bulan Cumhur İttifakı’na oy vermeyecek, geleceğine sahip çıkacak, eşitlikçi, özgürlükçü ve demokratik bir gelecek için taleplerini daha güçlü savunacak ve takipçisi olacaktır” diye konuştu.
Bozgeyik, bu sözlerinin ardından kamu emekçilerinin oylarını vereceği siyasal programın içeriğini ise şöyle sıraladı:
“*Eğitim, Sağlık ve Sosyal Güvenlik başta olmak üzere herkese eşit, ücretsiz, ulaşılabilir ve anadilinde kamu hizmeti,
* İnsanca yaşanacak bir ücret,
*Herkesin gelirine göre vergilendirileceği VERGİ ADALETİ,
*Çalışma yaşamının demokratikleştirilmesi için;
*ILO sözleşmeleri başta olmak üzere uluslararası standartlar çerçevesinde demokratik, katılımcı ve özgür
* TİS gerçekleştirilmesini, grev hakkının engellenmesinden vazgeçilmesini,
*Çalışanların ortak örgütlenmesini içeren yasa düzenlemesini,
*Kurallı çalışma, iş güvenceli ve kadrolu istihdamın sağlanmasını,
*Taşeron çalışmanın yasaklanmasını,
*Çalışma yaşamında ayrımcı, cinsiyetçi politikalara son verilerek kadınları daha fazla sefalete, yoksulluğa, açlığa mahkûm eden politikaların terk edilmesi ve istihdamda kadın-erkek eşitliğinin sağlanmasını,
*Kadına yönelik her türlü şiddeti, tahakkümü ve ayrımcılığı ortadan kaldıracak politikaları kadınlarla birlikte üreten ve hayata geçiren, cinsiyet eşitlikçi ve özgürlükçü programların oluşturulmasını,
*Atama ve yer değiştirmelerde güvenlik soruşturması, mülakat gibi uygulamalara son verilmesini, objektif kriterleri esas alıp tarafların eşit katılımıyla komisyonlar oluşturarak, istihdamın siyasal çıkarlardan arındırılmasını,
*Varlık Fonu’nun lağvedilerek bu fona devredilen kurumların herkes tarafından ulaşılabilir, eşit kamusal hizmet vermesinin sağlanmasını,
*Ek ödemelerin emekliliğe yansıtılmasını,
*Kadrolaşmayı hedef alan, iş barışını bozan, emek karşıtı performans sisteminin geri çekilmesini,
*Gözden Geçirilmiş Avrupa Sosyal Şartı’na konan çekincelerin kaldırılmasını,
*BES (Bireysel Emeklilik Sistemi)’in kaldırılmasını,
*Kamu-Özel İşbirliği ile yapılan Şehir Hastaneleri Projesi’nden Vazgeçilmesini,
*Üniversiteleri Bölme uygulamasının derhal durdurulmasını,
*Gerici eğitime, laiklik karşıtı faaliyetlere son verilmesini,
*Sendikal ayrımcılığı içeren politikalardan vazgeçilerek örgütlenme önündeki engellerin kaldırılmasını,
*Bütçe hakkı çerçevesinde toplumun tüm kesimleriyle birlikte adil bir vergi toplama ve eşit bölüşümü esas alan bütçeleme anlayışının hayata geçirilmesini,
*Özelleştirilen tüm kurumların yeniden kamusallaştırılmasını,
*Nükleer enerji tesislerinin kapatılmasını, doğamızı talan eden, suyumuzu/ toprağımızı piyasaya açan, tarımsız bir geleceği inşa eden tüm politikalara son verilmesini,
*Gerici eğitim politikaları, ataerkil tahakküm, toplumsal ilişkilerin dinsel referanslarla yeniden dizayn edilmesi, “dindar ve kindar” nesil yetiştirme hedeflerinin sonuçlarından biri olarak ortaya çıkan çocuk istismarlarının engellenmesine yönelik kapsamlı politikalar geliştirilmesini,
*Toplumsal cinsiyet, yaş, sağlık durumu, azınlık olma durumu, engellilik, göçmen ya da sığınmacı olma, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği konularının Anayasa’nın 10. maddesine ayrımcılık yapılamayacak koşullar olarak açık bir şekilde eklenmesini,
*Eşit, özgür, demokratik ve laik bir Türkiye’de halkların kardeşçe bir arada yaşamasını sağlayacak, 12 Eylül hukukunun aşılacağı demokratik dönüşüm için;
*Siyasal Partiler ve Seçim Yasalarının değiştirilmesini,
*Seçim barajının kaldırılmasını,
*Bu çerçevede yeni bir anayasa hazırlanmasını,
*OHAL/KHK rejiminin sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırılmasını, hukuksuzca ihraç edilen, açığa alınan tüm emekçilerin işlerine geri dönmelerinin sağlanmasını ve arada geçen sürede ortaya çıkan zararlarının/mağduriyetlerinin giderilmesini,
*Düşünce ve ifade özgürlüğü ile örgütlenme hakkına yönelik ihlallerin ve baskıların son bulması, demokratik hak ve özgürlükleri kısıtlayan TMY’nın kaldırılmasını,
*Özgürce toplantı, gösteri ve yürüyüş yapmanın önünde engel olan 2911 sayılı yasadaki hürriyeti bağlayıcı hükümlerin ve başta İç Güvenlik Yasası olmak üzere polis devleti anlayışıyla getirilen tüm yasaların kaldırılmasını,
*Son yıllarda yargının siyasi iktidarın denetimi altına girmesine neden olan girişimlerin sonlandırılarak yargı bağımsızlığını tesis edecek düzenlemelerin yapılmasını,
*Tüm toplumun tek mezhep üzerinden şekillendirilmesine, kamusal hizmetlerin ve hayatın her alanının dinselleştirilmesine son verilmesini,
*Kamu emekçilerinin siyaset yapma hakkının ve siyasal partilere üye olabilmelerini olanaklı kılacak yasal düzenlemenin yapılmasını,
*Kürt sorununun demokratik yöntemlerle ve diyalogla kalıcı şekilde çözülmesini, barış içinde bir arada yaşamın tesisini esas alan siyasal programları destekleyecektir.”     (MA)