Dinci hadisçi bir gazete şöyle yazıyor. “zekatın olabilmesi için; müslüman, hür, akıllı ve ergen olması gerekir. Gayr-ı müslümlere köle ve cariyelere, akıl hastalarına ve çocuklara zekat farz değildir. Viyana. Yeni Hareket gazetesi. Mayıs 2018.

Kimlere zekat verilmezmiş onu da bilelim. (…) “Müslüman olmayanlar zekat ibadet içerikli bir yükümlülük olduğu için gayri müslimlere inançsız kişilere ve dinden dönenlere verilmez” miş. peki diğer üç peygamber ve onun kitaplarını döndürmek isteyen/ler kimlerdir. Ortadoğu’da islam ülkeleri arasında süren savaşlar; Neden, Niçin? Neden dinler savaşı. Niçin iktidar savaşı?

Aynı dinden olan halklar niye birbirini öldürüyor. Dinler savaşında öldürülenler ne adına öldürülüyor. İran-Irak savaşında kimse dininden dönmemişti ama Allah Allah diye birbirine saldırdılar ve birbirlerini öldürdüler. (bir milyondan fazla insan öldü) Ne adına neden, niçin?

Bu kısa girişten sonra müslümanlar neden Avrupa’da (Gavur/dinsiz dedikleri ülkelerde yaşıyorlar)

Avrupa’ya getirilen hadisçiler halklar arasına kin ve kindarlık tohumları ekiyor. Yaptıkları mülakatlarda kiliseleri yarasa evine benzetiyorlar, Avupalı kadınları çalıştığı için aşağılıyorlar, Avrupa’lının modern olanaklarından yararlanmayı da Allahın bir lütfu olarak kendilerine bir hak görüyorlar ve Avrupa’da her türlü zevkten de geri kalmıyorlar.

“Gavur”un dinsiz ülkelerinde para kazanıyorlar, hem kendisinin boğazına hem de çocuklarının boğazına dinsizlerden kazandığı para ile doyuruyorlar; Sonra da kalkıp onlara namussuz, ahlaksız, dinsiz diyorlar. Hadislerde yazılanları kendikerine rehber yapıyorlar. Hadisçilerin “gavurlar” hakkında yazdığı nefreti kusuyorlar. kindar propagandasını uygulamak istiyorlar.

Neymiş gayr-ı müslüme zekat verilmezmiş. Kendisi dinsizin yerinde çalışıyor parasını alıyor, yiyiyor, içiyor, hadisçilerin bodrumları cami olarak kurduğu dönemlerden güçlendikçe minerali cami inşa ettiler. İmam maaşını bile dinsizin ülkesinde alıyor. “Gavura” kinin ve nefretini kusuyor. Ve bütün bunlar da Allahın müslümanlara birer lütfu oluyor; Öyle mi?

İslamcı hadisçiler, Avrupa ülkelerin de Demokrasi’nin, insan hakları’nın iyiliğinden,güzelliğinden faydalarından asimilasyonun kötülüğünden bahsederler, ama islam ülkelerine sıra geldiğinde şeriat kurallarını dayatırlar.

Viyana’da oruç tutmayanlara tahammülsüzlüklerini sergilemekten geri kalmıyorlar. Öyle patolojik bir vaka ki dükkanı açık, gavura satış yapıyor ama Türkçe bir şey olduğunda oruç niye tutmuyorsun diye hesap soruyor.

Akşam iftarlarında pirimatlık yapıyorlar. Zihniyeti pirimat olanlar, Ücretli köle olarak çalıştığı yerde “gavur’un” ahlaksızlığından bahseder. Domuz eti yediği için karısını kıskanmadığını anlatır. Oruç tutmayanlara her türlü hakareti yağdırmakta Allahın bir lütfu olmaktadır. “gavur’un memleketinde müslümanlık yapıyorlar. “Gavur’un teknolojisinden, modern gelişiminden yararlanır ama ona küfür etmekten de geri kalmıyorlar.

Peki neden?

İslamcılar, Avrupa da yaşadığını unutuyorlar. Avrupa’nın şehirlerinde yaşıyorlar fakat islamın ortasında yaşıyormuş gibi pirimat düşünüp davranıyorlar. Dini siyasi sebeplerle birbiriyle yakın ilişki içindeler. Bunu “Gavur’un” teknolojisi sayesinde iyi sergileyebiliyorlar. Telefonlarının sesini ezan sesi yapıyorlar. düşünşenize şöyle bir; tramvayda metroda ezan sesleri. Hem de bir takım sembolleri başka bir coğrafya da kasım kasım kasılıyor Teknolojik gelişim sanki islam ülkesine aitmiş gibi gururlanıyor.

Kendini tanımlayamamış kendini bulamamış saygısız, uyumsuz toplulukla karşı karşıya Avrupa ülkeleri. Çıkar birliğine dayalı örnektir hadisçi islamcılar. İslamcı geleneklerle tahammülsüz olunca çok uyumsuz bir durum ortaya çıkıyor. Oysa insan varlığı okuyan, sorgulayan gördüğü yaşadığı ortamda uyum sağlayan ve sorgulayan bir varlıktır.

İslamcı hadisçiler islam ülkelerinde değilde Avrupa da niçin yaşadığını, neden burada çalıştığını sormuyor kendine. Ama “Gavur” ülkerinde ücretli köle olarak çalışmayı müslümanlık sayıyor.

Avrupa ülkelerinde sol sosyalist, sosyal demokrat ve yeşil partilere çıkarı için üye olurlar, belediye meclisine seçilirler, milletvekili adayı bile olurlar ama Türkiye’de dinci ve sağcı partilere oy verirler

Avrupa nimetlerinden, sosyal haklarından kuruşuna kadar yararlanır, nerede bir yardım varsa onu sorup soruşturur, almak için her türlü yalanı söyler, yardım almak eşini bile boşar, Türkiye’ de çocuk sayısını yüksek gösterip çocuk parası alır, hatta “gavur” uyruğuna bile geçer ve sonra da der ki “elhamdullah müslümanım, ne mutlu türküm diyene” Benim ülkem gibi var mı cennet cennet, başka bir ülkeye değişmem der.

Kendine uygun olayları, kendine yontan hadisçi islamcılar “nalıncı keser örneği ciddi sorun oluşturuyorlar Avrupa ülkelerinde.

Türkiye’den iş göçü olarak getirilen ücretli köleler islamcı/türkçüler insana dair özelliklerini kendi pirimat gerçeğiyle bilinmekten yoksun bırakıldılar. Ama kapatalist sistemin kulvarında “gavur’lara dinsiz demenin zevkini çıkarıyorlar.

*Ramazan ayında Avrupa’ya turist olarak gelen zengin müslümanların zevkli ayrıcalıklı yaşamları Allahın bir lütfu mu?

Author: Erdal Boyoğlu