Candan Yıldız

Faili meçhul dönemin faili Tansu Çiller’e sahne veren AK Parti’nin, ‘Yeni Türkiye’ diye ‘Eski Türkiye’den medet umması kendi trajedisi olarak kayıtlara geçti.

“Milli şuur” AK Parti’ye yanlış üzerine yanlış yaptırıyor. Çaresizliğin sarıldığı “dal”, bir vakitler işkenceleri ile nam salmış Ankara Derin Araştırma Laboratuvarı “DAL”ı çağrıştırıyor ki, söz konusu Tansu Çiller olunca yanlış bir çağrışım olmasa gerek…

Yenikapı’daki varlığını şuurunun milli olması ile açıklayan faili meçhul dönemin faili Tansu Çiller’e sahne veren AK Parti’nin, “Yeni Türkiye” diye “Eski Türkiye”den medet umması kendi trajedisi olarak kayıtlara geçti. Bu yeni bir tespit değil. Epeydir bu böyleydi. Ama bazı simgeler var ki, uzun analizlere yer bırakmaz. Çiller de böyle bir simge…

2002 yılında doğan çocuklara, gözlerini açtığı siyasal ortamın egemeni AK Parti’nin neden Tansu Çiller ile yan yana görünme ihtiyacı hissettiğini anlatmak zor olsa da, hafızayı taşımak, canlı tutmak önceki kuşakların sorunu. Tansu Çiller birileri için “terörle mücadele”de yapması gerekenleri yapan bir siyasetçi olabilir. Ama siyaseten tükenmiş, anlatacak öyküsü olmayan, devlet içi kliğin tükettiği bir siyasal figür.

İşin ilginç tarafı, Ergenekon-AK Parti ittifakı siyasetinin tabanda sancı yaratmaması. Ya da  varsa bile sancının  görünürlüğünün olmaması… Bu ittifakın bir kanadında yer alan Doğu Perinçek’in, dilinden düşürmediği özel örgüt sahibi Çiller ile dolaylı olarak yan yana gelmesi bize çok şey söylüyor.

AK Parti’ye Kürt meselesindeki sonuna kadar savaş siyaseti nedeniyle destek veren, belki o siyaseti kendisinin belirlediği Aydınlık Gazetesi, “Milli şuur” ile Yenikapı’ya gelen Çiller hakkında yıllarca “Çiller Özel Örgütü” haberleri geçmişti. Erbakan’ın isteği ile hazırlanan MİT’in 1996 tarihli raporunda, “DYP Genel Başkanı Tansu Çiller ve bazı MİT ve emniyet mensupları ile ülkücülerin içinde yer aldığı özel suç örgütü kurulmuştur. Örgüt mensupları arasında kendi aralarında özel bir örgüt olarak adlandırılan Çiller Özel Örgütü CIA ve MOSSAD ile bağlantılıdır” ifadelerine yer verilmişti. Aydınlık bunları hep yazdı, kitap bile bastı. Örgüt içinde olan isimler ise şöyleydi:

Tansu Çiller, Özer Çiller, Mehmet Ağar, Mehmet Eymür, Korkut Eken, İbrahim Şahin, Abdullah Çatlı…  Abdullah Çatlı dediğimiz kişi, Tansu Çiller’in meclis kürsüsünden “Devlet için kurşun atan da yiyen de şereflidir” dediği kişi…

Seçimleri meşrulaştırıcı bir araç olarak gören siyasal iktidarın, meşruluğu tartışmalı bir isme yaslanmak istemesinin kendisi daha geniş de okunabilir. Seçmenin hafızasızlığına güvenen -ki haksız da sayılmaz- AK Parti’nin bütün bu kirli sicile sahip Tansu Çiller’i davet edişi çaresizlikle açılanabilir demiştik. Sadece bu açıklamaya yetmez. Zira Çiller, AK Parti’nin vadettiği Türkiye’yi de anlatıyor.  “Milli ve Yerli” söyleminin dozunun düşüklüğüne kompanse edilen bir figür. Çiller’in yaptıklarının, AK Parti’nin yapacaklarına referans mektubu olabileceğini de söylüyor.

Ahmet İnsel “Türkiye Toplumunun Bunalımı” kitabında der ki, “Rejimin başındakiler toplumlarının iyiliği için uğraşırlar. Büyük bir çoğunluğu için, kendini topluma adamak sadece aldatmaca değildir. Sorun zaten burada başlar. Bir kişiyi , bir kesimi , bir kurumu topluma ikame etmeyi meşru kılınca, bunun önündeki yolları açınca, çeşitli diktatörlük biçimlerinin demokrasi etiketiyle kendilerini sunmaları engellenemez.”

Şimdi AK Parti’ye oy verenler sınavda… Yapılan her şeyi, bir kişinin aklı ile meşru buluyor. Çiller’in, dindar muhafazakar kesimin korkulu hafızası 28 Şubat’ın yargılandığı davada “Tanık-Mağdur” sıfatı ile ifade vermesine sığınılmış olabilir. Ama yine de hatırlatmak da fayda var. Çiller’e soruluyor mahkemede: “Laiklikle sorunu olan, milletin halisane dini duygularını istismar eden partiyle koalisyon kurmam” dediniz mi? Yanıt: “Aslında ben Refah Partisi ile koalisyon kurmak istemiyordum, bu gerçek.”

Çiller’e soruluyor mahkemede:  “28 Şubat kararlarını en öncelikle bizim uygulamamız gerekiyor. Zorla iş yapıyorlar görüntüsü vermemeliyiz. En keskin tedbirler uygulanması gerekiyorsa, bunu derhal yapacağız” dediniz mi? Yanıt:  “O toplantılarda çok şey söylemiş olabilirim. O toplantıların tavsiye kararları olduğunu da söylemişimdir. MGK, tavsiye kararlarıdır. Tavsiye niteliğinde olanlardan bizim için önemli olanları uygulamamız gerektiğini söylemişimdir.”

Hafıza şart!

(artigercek)