ŞIRNAK – Meclis’te ensesine bastırılarak arabaya konan görüntüsüyle hafızlara kazınan Kürt siyasetçi Orhan Doğan’ın ölümünün üzerinden 11 yıl geçti. Babasının yıllar önceki tespitlerinin halen geçerliliğini koruduğunu söyleyen kızı Ayşegül Doğan, “Vekaleten yaşamak ona göre değildi. Yüzü hep yaşama dönüktü” dedi.

Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinde 24 Haziran 2007 tarihinde düzenlenen Ehmedê Xanî Kültür Sanat ve Turizm Festivali’nde konuşma yaptığı esnada geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitiren Demokrasi Partisi (DEP) eski milletvekili Orhan Doğan’ın ölümünün üzerinden 11 yıl geçti. Doğan’ın kızı Ayşegül Doğan, vefatının yıldönümü vesilesiyle ömrünü barış ve demokrasi mücadelesine adayan babası hakkında konuştu.
‘MESELESİ’ OLAN BABAM HEP MEŞGULDÜ’
“Onun yokluğu bir eksiklik olarak ifade edilebilir mi bilmiyorum. Daha çok derin, yoğun, koyu bir özlem” diyerek babasını anan Doğan, kendisi, kardeşleri ve annesinin fiili olarak babasından uzak olduğunu belirtti. Babasının yıllarca cezaevinde kaldığını hatırlatan Doğan, “Meselesi olan bir adam olarak babam, hep meşguldü. Ancak hiç ‘eksik’ değildi. Biz onun yanımızda olmamasını ‘eksiklik’ olarak tarif etmezdik” dedi. Babasının, en basit ve en çetrefilli sorunlara aynı ciddiyetle yaklaşarak, çözüm için çaba sarf ettiğine dikkat çeken Doğan, “Yaşadığı büyük haksızlık ve tecrit, ailesi, dostları ve ona ihtiyaç duyanlarla ilişkisine yansımadı. Hep ona koştuk, ona danıştık. O hep dinledi ve çözüm üretti” sözleri ile babasından bahsetti.
‘VEKÂLETEN YAŞAMAK ONA GÖRE DEĞİLDİ’
Babasının uzlaşma, müzakere ve dönüşüme inandığını aktaran Doğan, babasına olan özlemi hakkında ise şunları söyledi: “Özgür düşünen zihinler olarak yetişmemiz için çok iyi bir örnekti. Vekâleten yaşamak ona göre değildi. Yüzü yaşama dönüktü. Bu nedenle de ölümün ve acının çok farkındaydı. Onun aydınlığını, iyimserliğini ve aklıselimini çok arıyorum. Gündelik hayatında ya da siyasette kırmayı denemediği ve başarmadığı hiçbir ön yargı olmadı. Dava insanı olmanın bu olduğunu düşündüm. İçinde bulunduğu koşullar ve konum ne olursa olsun, kapısını çalan her kim olursa olsun; onu buyur etmek, dinlemek ve kendini sabırla anlatmak.”
‘BU HÜZÜN, YILGINLIK VE KARAMSARLIK YAKIŞMIYOR SİZE!’
Babasının aynı zamanda Cizre’deki yasak sırasında evinin önünde vurularak öldürülen ve cenazesi günlerce buzdolabında saklanan 10 yaşındaki Cemile’nin babası Ramazan Cağırga’nın avukatı olduğunu kaydeden Doğan, Cemile’nin babası ile yaşadığı bir diyalogu ise şu sözler ile anlattı: “Yasak kalkar kalkmaz taziyeye gittik. Cemile’nin babası beni yüzüm altüst olmuş bir vaziyette gördü. Sitem ederek, ‘Bu hüzün, bu yılgınlık ve karamsarlık yakışmıyor size. 90’larda ne zaman karamsarlığa kapılsak babanın yanına gider, umut depolardık.” Buna benzer örnekleri çoğaltabileceğini söyleyen Doğan, babasının sürekli halk ile doğrudan temas edebileceği bir mesafede olduğunu vurgulayarak, “Ondan dolayı, hiçbir resmi organizasyon yapılmadığı halde Van’dan Cizre’ye gelinceye kadar yüzbinlerce insan onu uğurlamak için yollara düştü” dedi.
‘BABAMIN YILLAR ÖNCEKİ TESPİTLERİ HALEN GEÇERLİLİĞİNİ KORUYOR’
Ömrünü barışa adayan babasının yıllar önce yaptığı tespitlerin halen geçerliliğini koruduğuna dikkat çeken Doğan, babasının yaklaşık 11 yıllık cezaevi sürecinin ardından 2002 yılında duruşma salonunda sarf ettiği: “Türkiye’de de hiçbir şey eskisi – on yıl önce – gibi değil. Değişim, elbette baş döndürücü bir hızda gelişmiyor. Durağanlaştığında, umutsuzluk ve karamsarlık yaratsa da kaplumbağa hızında ilerlemediği de kesin. Var olanla yetinmenin rehavetindeki yığınlara, değişime direnenlere; savaştan, ekonomik ve siyasal kirlilikten, kara paradan beslenen bir avuç siyasetçi ve onların sivil-askeri bürokrasindeki uzantıları öncülük edince, değişmezlikle- değişim çatışması yaşanacak, sosyal ve siyasal gerilimler aynı alan ve ekonomide krizler yaratacaktır. Bu çatışmada, yenilenebilen güçlenerek çıkacak. Yenilenemeyen tükenecek, yenilendiğini sananlar da, iktidarda yıpranacaklardır” sözleri ile konuşmasını tamamladı.
ORHAN DOĞAN KİMDİR?
Orhan Doğan, 25 Temmuz 1955’te Mardin’in Dargeçit ilçesinde doğdu. İlkokula Mardin’in Kızıltepe ilçesinde başlayan Doğan, babası memur olduğundan dolayı eğitimini değişik illerde sürdürdü. 1974’te Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne kayıt yaptıran Doğan, 1975-1981 yılları arasında Ankara Altındağ İlköğretim Müdürlüğü’nde muhasebe memuru olarak çalıştı. Eğitimini tamamladıktan sonra 1983 yılında Şırnak’ın Cizre ilçesinde avukatlık yapmaya başlayan Doğan, 1976 yılında evlendi. Lise yıllarındayken tanıştığı siyaseti üniversite yıllarında da sürdüren Doğan, 1989 yılında İnsan Hakları Derneği (İHD) Cizre Şubesi’nin kuruluşunda yer aldı.
HEP, DEP, DTP…
Halkın Emek Partisi’nin (HEP) kurucu üyeliğini yaptıktan sonra 1991 yılında SHP listesinden Şırnak milletvekili seçilen Doğan, daha sonra DEP’e geçti. Meclis’te olduğu 2 Mart 1994 tarihinde yaka paça gözaltına alınan Doğan, milletvekilleri Hatip Dicle, Selim Sadak ve Leyla Zana ile birlikte yargılandığı davadan, “Örgüt üyeliği” suçlaması ile 10.5 yıl cezaevinde kaldı. Doğan AİHM’in verdiği yeniden yargılama kararı sonucu Yargıtay kararıyla 9 Haziran 2004 tarihinde diğer DEP milletvekilleri ile birlikte tahliye edildi. Cezaevinden çıktıktan sonra Demokratik Toplum Hareketi (DTH) Kurucu üyeliği ve Demokratik Toplum Partisi (DTP) Merkez Yürütme Kurulu üyeliği yapan Doğan, 22 Temmuz 2007’de genel seçimler için Şırnak’tan bağımsız milletvekili adaylığı başvurusunda bulundu. Doğan’ın başvurusu, Yüksek Seçim Kurulu tarafından ret edildi.
BARIŞA ADANAN BİR ÖMÜR
Hayatı boyunca birçok suikastla karşı karşıya kalan ve evi bombalanan Doğan, 90’lı yıllarda yaşanan birçok hak ihlalini dünya kamuoyuna duyurarak, yaşadığı baskılara rağmen adalet ve barış mücadelesinden bir an olsun geri adım atmadı. Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinde düzenlenen “Ehmedê Xanî Kültür Sanat ve Turizm Festivali”nin kapanış konserinde 27 Haziran 2007 tarihinde kalp krizi geçiren Doğan, 2 gün sonra tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi. Doğan, Cizre’de görkemli bir şekilde son yolculuğuna uğurlandı.
‘BARIŞ’ İÇİN ÖZÜR DİLEDİ!
“Değerli dostlar! Size barış ortamını sağlayamadığım için özür dilerim” sözleri ile özellikle Kürt halkının gönlünde ayrı bir yer edinen Doğan’ın ismi bugüne kadar birçok cadde ve sokağa verilerek yaşatıldı. Doğan için Cizre’de yapılan anıt ise belediyeye atanan kayyum tarafından yerinden söküldü.
MA / Gökhan Altay