KESK Merkez Yürütme Kurulu (MYK), nüfusun yarısının yeni rejimi onaylamadığını belirterek, faşizme karşı mücadelenin Meclis ile sınırlandırılamayacağını söyledi.

Kamu Emekçileri Sendikası (KESK) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) 24 Haziran seçim sonuçlarına ilişkin yazılı bir değerlendirme yayımladı. Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinin bağımsız ve adil olmayan ortamda gerçekleştirildiği hatırlatılarak, seçimlerin OHAL koşullarında yapılmasının bile tek başına seçimlerin anti demokratik olduğu ve meşruiyet sorunu taşıdığı belirtildi. “Seçim sürecinde de son iki yıldır yoğunlaşan gözaltılar, tutuklamalar, sosyal medya operasyonları hızından hiçbir şey kaybetmeden devam etti.

Cinayetler bile işlendi” denildi. Muhalefet partilerinin stantlarına dönük yapılan saldırılar sonucu ağır yaralanmaların yaşandığı,  parti binalarının basılıp, yakıldığı da hatırlatıldı. Açıklamanın devamında şunlar ifade edildi: “Seçim sürecinde yaşanan tüm olaylarda aynı zamanda milletvekili olan, diğer tüm seçimlerin aksine bu seçimlerde istifa ettirilmeyen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu sürekli kışkırtıcı bir rol oynadı, iktidar tarafını mağdur, muhalefeti ise saldırgan taraf olarak lanse etti. Yine istifa etmeyen Adalet ve ulaştırma Bakanları kamunun gücünü Cumhur ittifakı lehine kullandılar.

Seçimlerden iki gün önce dahi muhalefet partilerinin sandıklarda görevli üyelerinin kaynağı belirsiz ihbarlar gerekçe gösterilerek gözaltına alınması hangi koşullarda seçimlerin gerçekleştirildiğini göstermektedir. Sandık görevlisi görevlendirmelerinde Konfederasyonumuza bağlı sendikalarımız üyesi çok sayıda kamu emekçisinin başvurusu reddedildi, yandaşlığı ILO tarafından da tescil edilen çoğunlukla Cumhur İttifakına yakın sendika üyeleri görevlendirildi.”

Yeni rejimin karakteri faşizmdir
AKP’nin 1 Kasım seçimlerine oranla oy kaybettiği ve Meclis’te çoğunluğu yitirdiği vurgulanan açıklamada şunlar kaydedildi: “Yeni rejimin temel karakteri faşizmdir ve faşizme karşı mücadele Meclis ile sınırlandırılamaz. Faşizm esasen sokakta, işyerlerinde, alanlarda, yaşamın içinde geriletilebilir, yenilebilir. Biliyoruz ki, kazandıkları Pirus zaferinden öte değildir.

En güçlü göründükleri anda bile zayıflar, güçsüzler. Çünkü haksızlar…
24 Haziran’da tüm yetersizliklere, yanlışlara ve eksiklere rağmen en az nüfusun yarısının yeni rejimi onaylamadığı bir toplumsal gerçeklik ve irade açığa çıkmıştır. Tabanda birliktelik ve dayanışma ilişkileri yakalanmıştır. Her türlü engellemeye karşı birbirine yardım eden, dayanışma gösteren, alanlara akan, hiç tanımadığı insanlara elini uzatan, birbirinin yüzüne neşeyle gülen, dayanışmanın gücünü ve Gezi ruhunu bir kez daha gösteren insanlar bu toplumun umududur.

Tekçi anlayış reddedildi
Bu umut, düşmanlaştırmaya, kutuplaştırmaya geçit vermemiştir. AKP’nin dayattığı tekçi, otoriter, dinci-gerici, mezhepçi ve etnik politikalar özünde onaylanmamıştır. Tüm baskılara, gözaltı ve tutuklamalara, kayyum politikalarına rağmen bir arada yaşam iradesi ve dayanışma içerisinde yüzde 10 barajı aşılmış, tekçi anlayış reddedilmiştir. Ne taleplerimizden ne de mücadelemizden vazgeçtik. 28 Mayıs 2018’de KESK genel merkezinde kamuoyu ile paylaştığımız taleplerimiz gerçekleşinceye kadar hiç bıkmadan, yorulmadan, yılmadan ve umutsuzluğa, karamsarlığa kapılmadan mücadeleye devam edeceğiz.”