İZMİR – HDP İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay, tepkilere yol açan Soma Davası kararlarının alınmasında oluşturulan yeni kabinenin etkili olduğunu iddia etti. Kemalbay, verilen kararlar ile katliamın normalleştiğini ve hükümetin sermayenin arkasında durduğunu kaydetti.
Manisa’nın Soma ilçesinde 13 Mayıs 2014’te 301 madencinin ölümüyle ilgili 11 Temmuz’da görülen karar duruşmasında sanıklara verilen cezalar, ne mağdur aileleri ne de toplumu tatmin etmedi. Bu yüzden de kimi madenci aileleri, Soma’dan Ankara’ya “adalet” talebiyle yola çıktı. Yargılamayı yakından takip eden isimlerden biri olan Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay, mahkemenin verdiği kararı yorumladı.
Soma Davası’nın hem dünyada hem de Türkiye’de yaşanan en büyük işçi katliamına örnek olduğunu belirten Kemalbay, adalet arayışının 4’ncü yılında mahkeme heyetinin adaletsiz bir şekilde karara imza attığını ifade etti.
Fiyaskolarla dolu yargılama sürecinin mevcut hükümet tarafından zamana yayılmasıyla sanıklara “cezasızlık politikası” uygulandığını ifade eden Kemalbay, bu politikaların Türkiye’deki sermaye düzeninin işleyiş şeklini de değiştirdiğini vurguladı.
Maden ocağının ihalesini bir önceki firmadan alan Soma Kömür A.Ş. patronlarının risklere ilişkin çıkardıkları maliyetinin tablosunun yüksek olması nedeniyle bu raporu sumenaltı ettiklerini belirten HDP’li Kemalbay, yine madeni denetlemekle görevli Teftiş Kurulu’nun da bu süreci gözetmediğini ifade etti. Kemalbay, bu nedenle daha önce madeni kontrol edip kapatmadıkları için Teftiş Kurulu’nun da faciadan sorumlu olduğunu kaydetti.
‘HUKUKA MÜDAHALE EDİLDİ’
Bu faciaya yol verenler olarak ise, siyasi yetkililer ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı işaret eden HDP’li vekil, şunları söyledi: “Katıldığımız 9 Temmuz’daki duruşmada hâkimler açıklayacakları karardan dolayı gergindi. 10 Temmuz’da Cumhurbaşkanı Erdoğan yemin edecekti. Çeşitli bahaneler ile mahkeme heyetinden birinin sağlık problemi bahane ederek iki gün sonraya ertelendi duruşma. Bu karar bile hukuka ne kadar müdahale edildiğini ve ne kadar araçsallaştırıldığını gösterdi. 11 Temmuz’da çıkan kararla yeniden 301 işçiyi o toprağın altına gömdüler. Ailelere ve demokrasi mücadelesi verenlere Soma’nın acısını bir kez daha yaşattılar. Soma faciasında olası kast ile bir suç işlenmiştir ve olası kast ile cezalandırılmaları gerekirdi. Zaten avukatlar bunu istemişlerdi. Faciaya dair sanki tesadüfen, istemeden böyle bir sebebiyet verilmiş gibi ceza sistemi işletilmesi aslında cezasızlıktır. Böylece sermaye birikim sistemine, ‘sen yürü git buradan birikim yapabilesin sermayene sermaye katabilesin’ deniyor. Bu cezasızlık, ‘patronlar istedikleri kadar işçileri sömürebilir, ezebilir ve kötü koşullarda çalıştırabilir, ben ceza vermeyeceğim’ anlamına geliyor. Bu yüzden bu davada büyük bir adaletsizlik olmuştur. Bu davada adaleti toprağa gömdüklerini bir kez daha gösterdiler.”
Verilen kararlar ile katliamın normalleştiğini vurgulayan Kemalbay, hükümetin de sermayenin arkasında durduğunu ekledi.
‘DENETİM SAĞLANMAZSA BU CİNAYETLER SÜRER!’
Bu “cezasızlık” politikalarını kabul etmeyeceklerini söyleyen Kemalbay, adaleti aramak için yola çıkan Somalı aileleri desteklemeye devam edeceklerini ifade etti. Kemalbay, “Burada yapılması gereken şey aslında siyasetin ve sermayenin hatta onların güdümündeki sendikaların da dahil olmasıyla yürütülen bu sömürüye itiraz etmemiz ve bu mücadeleyi güçlü bir şeklide büyütmemiz. Onun için işçi ve emekçilerin daha çok örgütlenmesi ve önlerinin açılması için bizlere büyük bir enerji ile çaba harcama düşüyor. Aksi halde bu ölümlerin sonu gelemeyecek. Özellikle işçilerin ve emekçilerin üretim sürecinde denetimi eline alması gerekiyor ki böyle cinayetler olmasın. Yoksa bu cinayetler sürer” dedi.
‘TÜRKİYE ANONİM ŞİRKETİ KURULUYOR’ 
HDP’li vekil, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeni kabinesini oluşturması ve Soma davasına verilen kararların birbiri ile bağlantılı olduğunu görüşünde.
“Bu kabine, Soma davasına kesinlikle yansıdı. Çünkü böyle bir kabinede böyle bir sistem olmasa böyle bir sonuç, cezasızlık çıkmaz” diyen Kemalbay,  devamında şunları söyledi: “OHAL sürecinde hukuksuz ve meşru olmayan bir seçime gidilerek tek adam rejimi ilan edildi. Erdoğan kabinesini oluşturdu ve şimdi kurumsulaştırmasını hayata geçiriyor. Bu tabloya baktığımızda işte bir Türkiye Anonim Şirketi kuruluyor. Zaten Erdoğan daha önce Türkiye’yi bir şirket gibi yönetmek istediğini söylemişti. İşte bizlere de bu şirketin köleleri muamelesi yapılıyor. Tamamen sermayenin ihtiyaçlarına göre, kar odaklı bir yönetim kabinesi oluşturuldu. Doğayı, insanların emeğini ve emekçilerin alın terini yağmalayacak yeni bir sistem oluşturuldu. Bu sistem tamamen patron sistemi.”
Kendi üzerlerine düşen görevin ise, bu sistemi ortadan kaldırmak için mücadeleyi güçlü tutmak olduğunu ifade den Kemalbay, “Verilecek mücadele öncelikle bu diktatörce yönetim anlayışına karşı bir mücadele olacak. Ancak güçlü bir toplumsal muhalefet ve öncülük ile bu baskılar geri püskürtülebilir. Bu karar aynı zamanda yeni sistemin nasıl yürüyeceğini gösteriyor. Önümüzdeki işçi cinayetlerini emekçi ve kadın kıyımının süreceğini gösteriyor. Hepimize alarm veriyor, doğanın tahrip edileceğini gösteriyor. Tüm bunlara karşı direnerek ve mücadele ederek kazanacağız” dedi. (MA)