ANKARA – KESK Merkez Yürütme Kurulu, mevcut iktidarın OHAL’i kaldırıyormuş şeklinde algı yarattığına dikkat çekerek, “OHAL kalsa da olurdu dedirtecek türden bir düzenleme getiriliyor” diye kaydetti.
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Merkez Yürütme Kurulu, OHAL’in kalıcılaştırılmasını sağlayan ve AKP tarafından Meclise sunulan kanun tekliflerine ilişkin yazılı açıklama yaptı. “OHAL sıkıyönetime dönüştürülerek kalıcılaştırılıyor” başlıklı açıklamada, “Mecliste görüşmeleri devam eden torba yasa ‘OHAL kalsa da olurdu’ dedirtecek türden bir düzenleme getiriyor” denildi.
‘OHAL’İ KALDIRDIKLARINI SÖYLEMELERİ ALDATMACADIR’
Açıklamada şöyle devam edildi: “Temel hak ve özgürlükler ve genel olarak da demokrasi konusunda AKP’nin baştan itibaren temel felsefesi ‘mış gibi yapmak’tır! Şimdi de OHAL’i kaldır’mış gibi yapıyorlar. OHAL ilan edildiğinde 45 gün içerisinde kaldırılabileceğini söyledikleri nasıl büyük bir kandırmaca idiyse şimdi de OHAL’i kaldırdıklarını söylemeleri bir o kadar aldatmacadır, yanıltmadır.”
Açıklamanın devamında tekliflerin Meclis’te kabul edilmesi halinde yaşanabilecekler şöyle sıralandı:
“* Sıkıyönetim dönemlerinde bile çok nadiren kullanılan bir uygulama olup Valilere olağanüstü bir yetki tanınmaktadır. Bu durum seyahat hakkı gibi en temel anayasal haklardan birinin ihlali anlamına gelmektedir.
* Gece yapılacak gösteri ve yürüyüşlere izin vermek tamamen valinin keyfiyetine bırakılıyor. Bu durum anayasaya, Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarına açıkça aykırıdır. ‘Vatandaşların günlük yaşamını aşırı ve katlanılmaz derecede zorlaştırmayacak’ ibaresi keyfiyetlerini gizlemeye yönelik olmanın ötesinde bir anlam taşımamaktadır. Nitekim OHAL kalkmış ve yeni tasarı Meclis’ten henüz geçmemiş olmasına rağmen son birkaç günde başta Suruç anması olmak üzere eylem ve etkinliklere yönelik engellemeler, saldırılar, gözaltılar devam etmektedir. Tasarının yasallaşması durumunda OHAL’i bile aratacak yasakların en az üç yıl süreceği anlaşılmaktadır. Darbe girişimi bahanesi ile toplantı, gösteri ve yürüyüş hakkı toplamda beş yıl boyunca sınırlandırılmış, engellenmiş, kullanılamaz hale getirilmiş olacaktır.
* Yakın tarihimizden ve son yıllarda yaşanan vakalardan da biliyoruz ki, gözaltı süresi uzadıkça gözaltında işkenceye daha sık rastlanmakta, zamanla da sistematik bir hal almaktadır. Nitekim OHAL sürecinde işkence ve kötü muamele vakalarında ciddi artışlar yaşanmıştır. Güvenlik güçlerine tanınan geniş yetkiler ve yargı zırhı nedeniyle etkili soruşturmalar yürütülmemiştir.
* Soruşturmalar yargı süreci devre dışı bırakılarak açığa alma tamamen keyfi bir hale getirilmektedir. Hala uygulanmakta olan kurum kanaati denen yargıdan, belgeden, delilden yoksun, ihbarcılığa dayalı sistem olduğu gibi devam ettirilmektedir.
* İhraç edilen kamu emekçilerinin ve ailelerinin de pasaportlarına üç yıl süreyle sınırlama getirildiği gibi hakkında soruşturma açılan kişilerin, eşlerinin ve çocuklarının da telefonlarının dinlenmesine olanak tanınıyor. Düzenleme suçun şahsiliği ilkesine, insan haklarına ve temel hukuk normlarına aykırıdır.  Bu durum Roma hukukunun bile gerisine düşen bir uygulamadır.
* Tasarı ile amaçlanan tek adam rejiminin muhalefetsiz ve en az itirazla kurumsallaştırılmasını sağlamaktır. AKP yıllardır hayata geçiremediği kamu emekçilerinin iş güvencesini OHAL ve şimdi de yasal hale getirdiği OHLA/Sıkıyönetim uygulamalarıyla ortadan kaldırmayı hedeflemektedir. Nitekim Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle ülke bir şirket haline getirilmiş, şirket gibi de yönetilmektedir. Kamu emekçileri bu şirketin istenildiğinde işten atılabilecek elemanı haline getirilmektedir.”  (MA)