Candan Yıldız

‘Kanı yerde bırakılmayacak’ sözünün yüksek dozda zerk edildiği toplumsal damarın genişlediğini düşünürsek, ‘overdose’ söylem de tedavülde. Alıcısı da çok.

Kurtlar Vadisi’nden fırlayan, Söz’de dile pelesenk olan, viral videolarda türlü türlü versiyonuna rastlayacağınız “Kanın yerde kalmayacak” intikam retoriğinin sosyolojik karşılığı değil sadece, siyasal karşılığı da var. Tek yetkili isimden; Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan bir örnek vermem yeterli olur sanırım.

Erdoğan 24 Haziran’a giderken, Ramazan ayı içerisinde seslendiği kalabalıktan yükselen “idam” seslerine karşı şöyle diyordu: “Biz değerler silsilesi içerisinde kanı yerde bırakmayız.”

“Kanı yerde bırakılmayacak” sözünün yüksek dozda zerk edildiği toplumsal damarın genişlediğini düşünürsek, “overdose” söylem de tedavülde. Alıcısı da çok.

Seçim malzemesi olup olmadığından bağımsız olarak, idam tartışmasının mantar özelliği, zerkten genişleyen toplumsal damara yayılmaya müsait. Her türlü kriz de bunu kaldırır, hatta ister, hatta beslenir.

“Millet İttifakı” çıkarlarından nemalanmak istediği çok açık olan yavrukurt Büyük Birlik Partisi’ne sadece bir milletvekili verilmesinin hayal kırıklığından olsa gerek, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, AK Parti’nin retorik dışında pek de gündeminde olmayan “idam isterük” yasa tasarısını, “Cumhurbaşkanımız, ‘önüme gelirse imzalarım’ dedi” sözleriyle meşrulaştırmaya çalıştı. Meclis açıldığında ilk işlerinin yasa teklifini getirmek olduğunu söyledi. BBP, memleketin sorunlarına derman olacak değildi ya… “İdam isterük”la biraz gündem olmak, biraz da elini güçlendirmek istemiş olabilir.

Erdoğan’ın her defasında topu bilerek ve isteyerek, manevra alanını geniş tutarak Meclis’e atmasının alt metnini okuyamamış olmalı ki Destici, 4 Temmuz’da “İdam cezası tabii biraz daha zor. Anayasa kararı gerekiyor” sözlerini hatırlamak istememiş.

Olmaz mı olur, yapamazlar mı yaparlar… Ama denklemin sadece bir tarafı onlar.

Hayvanların kurban edileceği bayram yaklaşırken, “idam isterük” gündemi ile çıkış yapan Destici’ye AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın yanıtı manidar. Yazıcı “ Bu çok boyutlu bir konu… Genel Başkanımız, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın söylemine saygı duyuyoruz” dese de Destici’nin söylediklerine atfen “Öyle bir şey olamaz. O arkadaşımız niye öyle söyledi bilmiyorum” cümleleri daha sahici pozisyonu anlattı.

Kin ve intikam çağrıştıran idam talebine soru ile muhatap olan CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel’in söyledikleri de şaka gibiydi.

Özel’in sözleri, Çorlu’da resmi rakamlara göre 25 insanı öldüren ray-menfez ihmaline karşı, parti sözcüsü Bülent Tezcan’ın dibine kadar siyasetin konusu yapılması gereken bir faciaya ilişkin söylediği “siyasi malzeme yapmayacağız” açıklamasını çağrıştırdı.

“İdama karşı bir partiyiz” sözlerine amenna ama şu sözlerini de “böyle bir şey olabilir mi?” vecizini aratacak içerikte olduğunu da söylemek gerek. Zira Özgür Özel, idama esastan karşı bir parti içeriği ile konuşmadı. “Bir anayasayla bağlıyız. Anayasa diyor ki üye tam sayısının 3’te 1’i bunu teklif edebiliyor. Sayın Destici’nin bunu teklif edebilmek için 199 milletvekili imzasına daha ihtiyacı var” cümlelerini kurdu. Daha da ileri ifadelerle Meclis’te ciddiyetle tartışılacağını, gündeme alınacağını söyledi.

İnsanın yaşama hakkının elinden alınmasının, devletin şiddet tekeli üzerinden “yasal bir hakka” dönüşmesinin “tartışılabilir” bulunmasından ziyade, bu alanın genişliği insanı ürkütüyor.

Linç ruh halinin sirayetinin genişliğini gösteriyor. “Overdose” toplum, bir vakitler Nazizm dönemindeki “Beyaz terörü” çağrıştırıyor.

Öldürmenin yasallaşması başka ne olabilir ki?      (artigercek)