Candan Yıldız

Bahçeli’nin 7 Haziran seçimlerinden sonra AKP ile kurduğu misyon koalisyonunun kritik sınavlarından biri olacağa benzeyen “af” ısrarı, döndü dolaştı Meclis’e teklif olarak geldi.

Hikaye; yeni rejimin kurucu ortaklarından, devletin has misyon sahibi Devlet Bahçeli’nin hükümlü Alaattin Çakıcı’yı hastanede ziyaret etmesiyle başladı. 24 Haziran seçiminden yaklaşık bir ay önceydi.

Ziyaretin amacı belliydi. “Ahde vefa”…

Öyle ya, Çakıcı da Bahçeli’nin temsil ettiği “kutsal devlet” çizgisinin takipçilerindendi.

MİT’in eski Yurtdışı Operasyon Başkanı Nuri Gündeş’in “yanaklarından öptüğü” milli duyguları her daim taze karanlıklar figürüydü…

Bahçeli’nin 7 Haziran seçimlerinden sonra AKP ile kurduğu misyon koalisyonunun kritik sınavlarından biri olacağa benzeyen “af” ısrarı, döndü dolaştı Meclis’e teklif olarak geldi. Kamuoyuna MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız tarafından duyurulan teklif, “kesinleşmiş hükümden 5 yıl ceza indirimi yapılsın” diyor. Tabii ki tasarının “magazin konusu” yapılmaya çalışılan Alaattin Çakıcı ile alakası yok! Piyangonun Çakıcı’yı vurması, ince bir hesabın değil, tesadüfün sonucu olacak!

Türkiye’ye iade edilmeden önce 2004 yılında Hürriyet Gazetesi’nden Muammer Elveren’e röportaj verirken, Cemaat ile henüz işbirliği devam eden AKP hakkında iyi şeyler söylemişti. Tabii bu durum daha sonra değişecekti. O tarihte AKP’yi “… Şimdiki hükümet 1946’dan bugüne kadar hiçbir hükümetin yapamadığı, demokrasi, bireyin temel hak ve insan özgürlükleri adına sessiz devrimler gerçekleştirdi” sözleri ile övmüştü.

“Türk adaletine” güvenin tezahürü olsa gerek, Avusturya’dan Türkiye’ye kendi isteği ile iade edildi. Yargılama süreçlerinin ardından hüküm giydi. Yıllar geçti. “Sessiz devrimler” yapmakla övdüğü partinin liderine “Sayın Cumhurbaşkanım beni sevmiyorsunuz, ben de sizi sevmiyorum” dedi.

MHP’nin af teklifinin kamuoyu çalışmasını yapan isimlerden MHP İstanbul Milletvekili Celal Adan da, “Çakıcı” hassasiyetine sahip isimlerden. Çakıcı da öyle… Zira Adan’ın annesinin cenaze törenine cezaevinden çelenk gönderdiği basına yansımıştı.

Adan, af teklifi ilgili yaptığı açıklamada, ceza indiriminin devlete karşı işlenen suçları, çocuk istismarı suçlarını ve kadın cinayetleri faillerini kapsamayacağını açıklamıştı.

Şimdi soru şu?

Son “kabadayılardan” Dündar Kılıç’ın kızı Uğur Kılıç’ı öldürmeye azmettirmekten yargılanan, ceza alan Çakıcı, indirim kapsamının dışında tutulan suçlardan birini işleyen kişi olarak, af dışında mı tutulacak? Hesaplamalar yapılmıştır. Çakıcı’yı dışarda tutacak bir af, MHP lideri Bahçeli’nin “… Ülkü ve ülke sevdalısı olan, davalarının gözü kara yiğitleri…” tarifine ters mi düşecek?

Tabii tasarının amacına ilişkin Çakıcı ismi simge olsa da, Bahçeli’nin adını zikrettiği Kürşat Yılmaz’ın da bir temsiliyeti olduğunu hatırlamak gerekiyor. Yılmaz da tıpkı Çakıcı gibi ülkücü… Cemaat hakimleri tarafından hüküm aldığını savunmuştu. Af teklifi bu haliyle yasalaşır ve bu isimler tahliye edilirse, yeni rejimde eski kadroların görevinin ne olacağı da iktidar koalisyonunun sorunlarından biri olacak gibi. Ne de olsa Soylu’dan haz etmeyen bir Çakıcı’dan söz ediyoruz.

Af tartışmasının gerçek muhatabı Cumhurbaşkanı Erdoğan’a gelince… Erdoğan, “Af, devlete karşı işlenen suçlarda olabilir, şahıslara karşı af yetkisi devlette değil” sözleri ile tasarıya mesafeli olduğunu belirtmişti. Ancak MHP’nin ısrarına karşı nasıl bir manevra yapacağı Meclis açıldığında daha net görülecek.

Bu arada, “af teklifi” ne göre cezaevlerinde 253 bin hükümlü ve tutuklu bulunuyor. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü 12/07/2018 tarihi itibariyle, mevcut cezaevleri kapasitesini 210 bin olarak açıklamıştı. En az 40 bin kapasite aşımı var. Tutuklu yargılamanın kural haline geldiği Türkiye’de hapishanelerdeki kapasite aşımı sorunu bir kez daha, bir taşla çok şey vurmayı amaçlayan “af” ile çözülmeye çalışılıyor.    (artigercek)