İstinaf Mahkemesi; Ahmet Altan, Mehmet Altan ve Nazlı Ilıcak’ın da aralarında bulunduğu 6 kişiye, yerel mahkemece verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını onadı.

15 Temmuz darbe girişimini önceden bildikleri gerekçesi ile ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan Nazlı Ilıcak, Ahmet Altan ve Mehmet Altan’ın da aralarında bulunduğu 6 kişinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi’nde (İstinaf Mahkemesi) ikinci duruşması görüldü.

ILICAK: DARBECİ DEĞİLİM

Duruşmada Nazlı Ilıcak, Fevzi Yazıcı, Şükrü Turgut Özşengül, Yakup Şimşek ile tutuksuz Mehmet Altan hazır bulundu. Gazeteci-yazar Ahmet Altan ise tutuklu bulunduğu cezaevinden SEGBİS sistemiyle duruşmaya bağlandı.

CHP milletvekili Sezgin Tanrıkulu ile çok sayıda izleyici de salonda hazır buludu. Saat 11.00’da başlayan duruşmada mütalaaya karşı ilk savunmasını yapan Nazlı Ilıcak oldu. Darbeci olmadığını, suç işlemediğini 2 yıldır duruşmalarda söylediğini ve bunu delilleriyle ortaya koyduğunu belirten Ilıcak, hakkındaki iddiaları reddetti.

“FETÖ’CÜ OLSAYDIM BALYOZ TUTUKLULARINI SAVUNUR MUYDUM?”

Ilıcak, “2011 yılında kitap yazdım. O dönemde paralel yapı yok. Ancak benim dezenformasyon yaptığım iddia ediliyor. Bugün gazetesinde maaşlı çalıştığını kaydeden Ilıcak, “Eğer maaş almasaydım benden şüphelenmeniz gerekirdi. Telif ile çalışıyorum. Yazılarımı evden yazdım. Kayyum atanınca da işime son verildi. 42 yıllık meslek hayatım boyunca cemaate ait olan Zaman ya da STV ile çalışmadım. 2013 yılında işime son verilince Zaman ve Bugün gazetesinden teklif geldi. Şahsa ait olduğu için  Bugün gazetesini seçtim. Ardından Özgür Düşünce ve Can Erzincan’da çalıştım. Bildiğim kadarıyla bu medya kuruluşlarının cemaatle bir ilgisi yoktu. Bağlantısı varsa da ben bilmiyorum. Attığım twettlerle ‘FETÖ’yü akladığım iddia ediliyor. Ben ‘FETÖ’nin amacına hizmet etseydim Balyoz tutuklularını savunur muydum?” diye konuştu.

“DARBEYLE DE BU YAPIYLA DA İLİŞKİM YOK”

15 Temmuz darbe girişimi gecesi attığı darbe karşıtı twetlerini okuyan Ilıcak, “Darbeyle de bu yapıyla da ilişkim yok. Ben neden cezaevindeyim. Ben bir kadınım. Şeriata dayalı bir devlet kurmak isteyen bir cemaate neden yardım edeyim. 28 Şubat Davası’nda müebbet alan komutanlar tutuklanmadı ileri yaşları dikkate alınarak. Ben Yargıtay’ın koyduğu ‘FETÖ’ kıstaslarına uymuyorum. Hiçbir eylemim suç teşkil etmiyor. Kitaplar, fotoğraflar, gazetede yer alan röportajlar suç değil. Örgütün hiyerarşik yapısı içinde yer almamak suretiyle bilerek ve isteyerek örgütün amacına hizmet etmiş olabilir miyim? Bir kere ben bu cemaatin suç işemek üzere kurulmuş, devleti ele geçirmeye kilitlenmiş, TSK içinde örgütlenerek darbe yapacak potansiyele ulaşmış bir yapı olduğunu 15 Temmuz öncesi idrak edemedim. Ben dindar insanlar diye saygı gösterirken onlar dini istismar ediyormuş. 15 Temmuz öncesi cemaati hayırsever dindar insanlardan oluşan bir sivil toplum örgütü gibi görmem, hiç bir suretle suç işlediklerini bilip göz yumduğum şeklinde değerlendirilemez. Benim yanılgıya düşmem onların suç işlemesini kolaylaştırmamıştır.42 yıl boyunca hak, hukuk, adaleti savundum. Çok bedel ödedim”  şeklinde konuştu.

ILICAK GÖZYAŞLARINI TUTAMADI

‘FETÖ’nün işlediği suçları destekleyen önünü açan tek bir cümlesi olmadığını, kendisinin ‘FETÖ’yle ideolojik bir bağlantısı ve menfaati olmadığını söyleyen Ilıcak, “2 yıldır terörist, darbeci, casus gibi haketmediğim isnatlarla karşı karşıya kalmak, kelepçelenerek oradan oraya taşınan bir eşya muamelesi görmek. Türkiye’nin daha özgür, daha demokrat bir ülke olması için gösterdiğim çabanın kenara atılması. İşte bütün bunların biriktirdiği bir acı benim gözlerimden akan. Hayatım kadar sevdiğim memleketimde uğradığım haksızlık çok canımı yaktı. Bu haksızlığa son verin. Benim gibi köşe yazarlarının hemen hepsi tahliye oldu. Zaman Gazetesinde yazanlar da dahil. Ben hiçbir suç işlemedim, beraatimi talep ediyorum”  ifadelerini kullandı. Ilıcak savunmasını yaparken gözyaşlarını tutamadı.

“SAVCI DELİLLERİ GÖSTERSİN”

Duruşmanın öğleden sonraki oturumunda aralarında Mehmet Altan ve Ahmet Altan’ın da bulunduğu 5 kişi mütalaaya karşı son savunmasını yaptı. Tutuksuz gazeteci yazar Mehmet Altan, Anayasa Mahkemesi’nin kararının ardından tahliye edildiğini anımsattı. 21 Eylül’de görülen duruşmada, Cumhuriyet Savcısının verdiği mütalaada müebbet hapsini istediğini söyleyen Altan, mütalaayı eleştirdi. Altan, “Savunma yapmak zorunda bırakılmaktan dolayı hicap duyuyorum. Lütfen savcı, benimle ilgili suç olduğunu iddia ettiği delilleri göstersin” diyerek beraatını istedi.
MÜTALAAYI VE SAVCIYI ELEŞTİRDİ

Ahmet Altan da yaptığı savunmasında mütalaayı ve savcıyı eleştirerek, “Duruşma boyunca bir tek sanığın bile savunmasını dinlemeden, elindeki telefonla oynayan savcının mütalaasına bir bakalım. Savcının bizim eylemlerimizin soyut bir tehlikeye yönelik olduğuna söylüyor. Soyut dedikleri nedir? Soyut tehlike yaratmak diye bir suç var mıdır? Bin insan soyut tehlike yarattığı için ağırlaştırılmış müebbete çarptırılabilir mi? Yargılanabilir mi? Hukukta soyut tehlike yer alıyor mı? Soyut tehlikenin somut delilleri var mı? Savcı, Anayasa Mahkemesi’nin Mehmet Altan hakkında verdiği kararı dikkate almıyor” dedi. Bu sözler üzerine Mahkeme başkanı, Ahmet Altan’ı savunma hakkı kapsamı dışına çıktığı gerekçesiyle uyardı.
“SAVCI CİDDİ BİR SUÇ İŞLİYOR”

Altan “Savcı ciddi bir suç işliyor. Ben suç işlemiyorum. Anayasa mahkemesini yok sayamaz” dedi. Mahkeme Başkanı da “Ahmet Altan esasa yönelik savunmanızı yapın. Savcı Bey’in kişiliğine yönelik saldırıda bulunamazsınız. ‘Bu savcı’ diyerek ithamlarda bulunuyorsunuz. Mütalaaya karşı savunmanızı yapın” diyerek tekrar uyardı. Altan, “Bir savcı nasıl Anayasa Mahkemesi’ni yok sayar bunu sorma hakkına sahip değil miyim? Elbette buna karşı çıkma hakkım var. Beni cezalandırmak istiyorlar, ancak hukukta karşılığını bulamıyorlar. Ben haklıyım. Yıllardır hapis yatıyorum. Ben sadece haksız olmaktan korkarım. Hukuka, Anayasaya uygun bir karar vermelisiniz” dedi.

KARAR ONANDI

Savunmaların alınmasının ardından duruşmaya ara verildi. Aranın ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti,  Mehmet Altan, Ahmet Altan, Nazlı Ilıcak, Fevzi Yazıcı, Şükrü Turgut Özşengül ve Yakup Şimşek hakkında İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesince “Anayasayı ihlal” suçundan verilen, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının ayrı ayrı onanmasına karar verdi.

DAVANIN GEÇMİŞİ

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede; Mehmet Altan, Ahmet Altan, Nazlı Ilıcak, Fevzi Yazıcı, Şükrü Turgut Özşengül, Yakup Şimşek ve Tibet Murat Sanlıman, FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişimini önceden bildikleri iddia ediliyor. Davanın görüldüğü İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, 16 Şubat 2018 tarihinde yaptığı karar duruşmasında, Nazlı Ilıcak, Ahmet Altan, Mehmet Altan, Fevzi Yazıcı, Yakup Şimşek ve Şükrü Turgut Özşengül, “Anayasayı ihlal” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Cezalarda indirime gidilmedi. Müşteki avukatları, karara itiraz ederek davayı İstinaf Mahkemesi’ne taşıdı. Dosyanın geldiği İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, 18 Haziran 2018 tarihinde Mehmet Altan’ın tahliyesine karar vermişti. (DHA)