Yurttaşların sosyal güvenliğini sağlamak devletin anayasal görevi iken bir IMF projesi olan bireysel emekliliği zorunlu hale getiren iktidar, şimdi de sistemden çıkışı ölüm dışında imkânsız hale getiriyor

Geçtiğimiz yılın mart ayında, Şili’nin başkenti Santiago’da 800 bin, tüm ülke çapında ise 2 milyondan fazla insan zorunlu bireysel emeklilik sistemi AFP’nin kaldırılması için sokaklara çıkmıştı. Dünyadaki en düşük emeklilik maaşına sahip olan Şili’de 10 milyona yakın kişi asgari ücretten daha düşük bir emekli aylığı alıyor. Pinochet cuntası döneminde vahşi kapitalizmin laboratuvarı olan Şili’de halk 1980’den beri sistemi kabullenmedi. 17 milyonluk nüfusun 10 milyonunun kaderini belirleyen şirketler, halkı yoksullaştırırken, kadınları ise iyice dibe doğru itti. Bu yüzden halk sokaklarda ‘onurlu bir emeklilik’ sloganıyla yürüyor.

Trilyonluk bir proje

Sosyal güvenliğin kamusal bir görev olmaktan çıkarılıp özel şirketlere devredilmesi anlamına gelen Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) ağırlıklı olarak 1980’lerden sonra çalışanların güvenliğini devlete ‘yük’ olarak gören neoliberal politikaların bir sonucu olarak dünyada yaygınlaştırıldı. Kamusal sosyal güvenlik kurumlarının çökertilerek onun yerine özel şirketlerin keyfi sistemini geçiren BES, böylece büyük bir havuz da yarattı. 1990’larda “Trilyonlarca dolar değerindeki emeklilik fonlarının kamu, yani ulusal devletlerin kontrolünde olması küreselleşmenin önünü kesiyor” diyen Dünya Bankası’nın dediği böylece gerçekleşti ve 2015 itibarıyla dünyadaki BES şirketlerinin kasalarındaki toplam para 38 trilyon ABD dolarına ulaştı.

Gönüllü mü zorunlu mu?

Bütün bu avantajlara rağmen, küresel sistemin büyük ülkeleri gelişebilecek tepkilerden korktukları için sistemi ‘zorunlu’ hale getirmekten çekindiler. Türkiye’deki BES savunucusu akademisyenlerin yalanlarının tersine, başta ABD olmak üzere sistemin bütün büyük ülkelerinde BES, kamusal sosyal güvenlik sisteminin alternatifi olarak teşvik edilip muazzam geliştirildi ama katılım, ‘isteğe bağlı’ olmaktan çıkarılmadı. Bunun yapıldığı iki ülke ise Pinochet Şili’si ile her yıl binlerce mafya cinayeti yüzünden insanların ‘mezarda emekli’ oldukları Meksika oldu!

AKP ne yapmak istiyor?

Zorunlu BES sistemine 1 Nisan 2017’de oldukça ürkek bir başlangıç yapan AKP iktidarı, önce çalışanlara 2 ay içerisinde ‘cayma’ hakkını tanıdı. Anayasa’nın 60. maddesindeki, “Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar” ibareleri çok açık olduğu halde, AKP, böylece, bir yandan zaten kuruluşundan beri sorunlu yürüyen devletin sosyal güvenlik sistemlerini zaman içerisinde çökertmeyi, BES’i de adım adım büyütmeyi planladı. Ancak pratikte sistem yürümedi. Aralık 2017’de Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek: 7,7 milyon çalışandan 4,6 milyonunun otomatik BES’den caydığını açıklamıştı ki, bu rakam yüzde 60’ı geçiyordu.

Havuzun cazibesi

Bunun üzerine, özellikle son ekonomik krizle birlikte ‘İşsizlik Fonu’ dâhil her türlü sosyal fona el atan, ‘Varlık Fonu’ adı altında tüm kaynakları Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın emrine veren AKP, bu alanda da yeni bir çalışma başlattı. Aslında sistem 2001’de ‘isteğe bağlı’ olarak başlamıştı ve o günden 2017’ye kadar 80 milyar lirayı kasalarda biriktirmişti. AKP, ‘zorunlu katılım’la birlikte bu rakamın çok büyümesini hesaplıyordu ama yurttaşların geleceğini şirketlere emanet etmekteki isteksizliği işi bozdu. Bunun üzerine, geçen yılın eylül ayından itibaren ‘cayma süresinin 3 yıla uzatılması’ tartışılmaya başlandı.

Ölümcül proje!

Şimdi ise AKP rejimi, BES’ten çıkışı imkânsız kılan yeni bir çalışma yapıyor. Yeni projeye böyle ‘Ölüm ve ciddi hastalıklar dışında’ emekli olana kadar BES’ten çıkılamayacak. Yeni sistemde, ölüm ve ciddi hastalıklar dışında tek istisna, ilk kez ev sahibi olacaklar. Bu durumdakiler, BES’ten çıkıp birikimini de evin peşinatı olarak kullanacak. Ve tabii konuyla TOKİ yakından ilgilenecek! İktidar, böylece bir yandan zaman içerisinde SGK gibi ‘yük’lerin bitirileceğini, diğer yandan da BES şirketlerinin fonlarında toplanacak muazzam miktarda paranın ekonomiyi canlandıracağını hesaplıyor. Ayrıca, bütün ekonomik varlıkları ‘tek adam’a bağlayan AKP, bu fonun Varlık Fonu tarafından kullanılacağını da gizlemiyor. BES yasa metninde açıkça yer almasa da “Verilen teşvikler ile büyüyen bir fon pazarı bulunmaktadır” denilerek BES fonlarının sistemin başarısı için değerlendirileceğine işaret ediliyor. Sonuç olarak, IMF’ye karşı bütün söylemlere rağmen yine bir IMF projesi olan BES’i benimseyen AKP, dünyadaki ilk zorunlu uygulaması Pinochet Şili’si ile gerçekleşen sistemi, aynen Pinochet’in yaptığı gibi bir ‘tek adam kasası’ olarak değerlendirmekte kararlı. ‘İşsizlik Fonu’ dalaveresinden sonra, bu hiç şaşırtıcı değil.

En büyük 5 piranha

BES alanında yaklaşık 18 şirket faaliyet gösteriyor, ancak bunlardan en büyük olan 5’i dikkat çekiyor. 2017 Ekim ayı itibarıyla bunlar, Garanti Emeklilik, Anadolu Hayat Emeklilik, AvivaSA Emeklilik, Allianz Yaşam ve Emeklilik ve Vakıf Emeklilik olarak sıralanıyor.  (yeniyasamgazetesi)