İran’a yaptırımlar bugün fiilen yürürlüğe giriyor. İran’dan, ‘hazırız’ açıklaması gelirken, birçok ülke muafiyet peşinde koşuyor. İsrail baştan beri memnuniyetini dile getirirken, bölgenin Müslüman ülkeleri sesiz.

İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, ABD Başkanı Donald Trump’ın ABD’nin prestijini “rezil rüsva ettiğini” söyledi. Hamaney, İran’a yaptırımları yeniden yürürlüğe sokma kararı alan Trump’ın bu sürecin en büyük kaybedeni olacağını savundu. Cumartesi günü Twitter hesabı üzerinden yaptığı açıklamada Hamaney, “Bu yeni ABD Başkanı Amerika ve liberal demokrasinin prestijinin kalıntılarını rezil etmiş durumda. Amerika’nın sert gücü, yani ekonomik ve askeri gücü de düşüşte” ifadelerini kullandı. “Bugün ABD’nin 40 yıl önce olduğundan çok daha zayıf olduğunu” belirten Hamaney, “Bu Obama’nın başkanlığı döneminde de aynıydı ancak şimdiki başkan döneminde daha belirgin. Dünyanın, verdiği her karara karşı; yalnızca halklar değil aynı zamanda hükümetler de” şeklinde konuştu.

Hamaney, “Irak, Suriye, Lübnan, Afganistan, Pakistan ve diğer ülkelerdeki halk ve gençlik ABD’den hükümranlık emelleri ve kendinden olmayanları aşağılamalarından ötürü nefret ediyor; ancak ABD’li yetkililer bu nefreti anlayamıyorlar ve bu yüzden bizi suçluyorlar” dedi. Hamaney, ABD’nin kendilerini “suçlama hakkına sahip olmadıklarını ve bu ülkelerdeki nefret içerikli faaliyetlere bakmaları gerektiğini” ifade etti.

5 Kasım günü yürürlüğe girecek yaptırımlarla ilgili olarak Hamaney, “ABD’nin yaptırım uygulamaktaki amacı milli ekonomimizin büyümesini felç etmek ve engellemekti ancak bu İran’da bir kendine yeterlilik hareketinin doğumuyla sonuçlandı. İran milleti yıllarca her şeyi ithal ediyordu, şimdi ise bir her şeyi kendi üretme alışkanlığı geliştirdiler” dedi. Mayıs ayında Trump, İran’la 2015 yılında varılan nükleer anlaşmadan tek taraflı olarak çekildiklerini ve varılan anlaşmayla kaldırılan yaptırımları yeniden yürürlüğe sokacağını açıklamıştı. İran ile yeni bir anlaşma yapılması gerektiğini savunan Trump yönetimi, İran’ın bu çerçevede aktif bölgesel rolünden feragat etmesi ve yürüttüğü füze programını sonlandırmasını istiyor. Tahran ise bu talepleri reddediyor.

Hastalara ilaç yok, savaşa uçak var

ABD’nin yaptırımlarının yürürlüğe girmesine saatler kala İran, yerli savaş uçağı “Kevser”in üretimine başladıklarını duyurdu. Bu açıklama ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarının yeniden yürürlüğe girmesinin hemen öncesinde geldi. Halk temel gıda maddesi ve ilaç sıkıntısı çekerken yönetimden böyle bir açıklama gelmesi gözlemciler tarafında tuhaf karşılandı. Baskıları ve pahalılığı protesto etmek için sokaklara dökülen halk gösterileri asker zoru ile bastırılmıştı.İran Savunma Bakanı Emir Hatemi, cumartesi günkü törende yaptığı konuşmada, “Yakında bu uçak ihtiyaç duyulan miktarda üretilmiş olacak ve hava kuvvetlerimizin hizmetine girecek” dedi. Uçak ilk kez ağustos ayında Tahran’da düzenlenen törenle tanıtılmıştı.

Önemli olan İsrail’in güvenliği

Trump anlaşmanın,İran’ın bölgedeki hamlelerini kısıtlamaması ve ülkenin füze denemelerine engel olmaması nedeniyle kötü bir anlaşma olduğunu düşünüyor. Trump, Mayıs ayında da ülkesini “esastan sakat” diye tanımladığı İran ile nükleer anlaşmadan çekme kararı aldı. Ancak bu kararın temelindeki neden,İsrail’in anlaşma imzalandığı dönemde şiddetle karşı çıkması ve güveliğini tehlikeyi girdi açıklamasında bulunması olduğu biliniyor. ABD dışındaki P5+1 ülkeleri anlaşmanın devamından yana. Eskiİngiltere Dışişleri Bakanı Boris Johnson, Trump’ın mayıs ayındaki açıklaması ardından ABD’ye giderek Trump’ı anlaşmadan çekilmemeye ikna etmeye çalışmıştı. Trump’ın son açıklaması ardından İngiltere, Almanya, Fransa ile AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini tarafından yayımlanan ortak açıklamada ABD’nin kararı eleştirilildi.

(yeniyasamgazetesi)

TAHRAN