Ali Gedik

Dün Viyana’da Murat Meriç’in “Şarkılarla Türkiye tarihi” başlıklı, yaklaşık 2 saat süren sunumuna katıldım. Başlık çok ilgimi çekmişti. Bir ülkenin 100 yıllık tarihini şarkılarla anlatmak..Ne ilginç değil mi..? Ama ilginç olduğu kadarda garip bir durumla da karşılaştım..Sunucu, biraz 1830’lara kadar geri giderek osmanlıyı falanda anlatmaya başladı..Hep heyecanla ve zevkle dinledik. Kimi yerde hüzünlendik, kimi yerde güldük, kimi yerde öfkelendik. Taakii 80’lerin başına gelene kadar. Sıra Ahmet Kaya’ya gelmişti. 3-5 cümleyle Ahmedi anlattı. Ahmedin, bir kürdçe şarkı yaptım dediği için türkiye de barınamaz duruma geldiğini ve yurtdışına çıkmak zorunda kaldığını, 43 yaşında pariste öldüğünü, keşke böyle olmasaydı benzeri şeyler anlattı arkadaş. Ardından Ahmet’ten bir türkçe şarkı dinlettikten sonra, son bir kaç konuyu ve şarkıyı dinledik ve toplantı bitti..Sonuç konuşmasını: daha çok sanatçımız, türkülerimiz ve bağlantılı konularımız var, ama hepsini sığdıramayız 1-2 saate dedi, Zülfi Livaneli,Neşat Ertaş, Ruhi Su, İbrahim Tatlısesi vs. anarak son verdi.
Yaklaşık 80-90 kişi gelmişti etkinliğe. Ve bu izleyicinin en az 50’si kürdtü.
Ben, “bu kadarda olmaz” şaşkınlığıyla
sempatik, efendi, türkçesi düzgün Murat beyin yanına gittim.Bu enteresan fikirden dolayı kendisini kutladıktan sonra, çok aybettiniz dedim.Buraya gelen insanların yarıdan fazlası kürd dedim, nasıl olurda BİR KÜRDÇE ŞARKI programınıza almassınız..Bu nasıl bir zihniyet,nasıl bir müzik tarihi, nasıl bir inkar..Hadi bir tane kürdçe şarkıdan vazgeçtim.Ama onlarca kürd asıllı müzisyen bu ülkeye, kürdçe yasaklı olduğu için türkçe müzik yaptı-yapıyor, onlarca Ermeni asıllı sanatçı korkusunda türkçe isim edinerek bu ülkeye türkçe müzik yaptı-halen yapıyor. Bu sanatçıların acılı hikayesine, şarkılarına, zorluklarına ilişkin 3-5 cümleniz olamazmıydı.Hani, bu ülkenin barbar politikasının gazabına uğramış Şivan Perwer, Nizamettin Arıç..Hani, halen bir sürü zorluklara rağmen bu ülkede kürdçe ve türkçe müzik yapan Aynur Doğan.Evet müzik evrensel ve sınır tanımaz. Ama kafalarınız duvardan sınırlarla çevrili, burdaki kürdlere saygısızlık yaptınız, bizi yine hiçe saydınız, bırakın şu kardeşlik mardeşlik söylemlerini..Karnımız tok bu söylemlere dedim ve bitirdim sözümü.
acı verdiği dercede sesimde biraz yükselmişti. Murat bey eleştirelirimi saygıyla karşıladı, bana hak verdi ve tekrar tekrar özür diledi.

Ama benim için asıl ilginç yada üzücü durum başkaydı..Ben 5-6 dakikalık tartışma esnasında bazı kürd arkadaşların garip bakışları ve sırıtışlarının altında ezildim. Bu adam’da her yerde, olur olmaz çıkar böyle diye kafalarında geçenleri hisettim. Hatta, bir eksikliği abarttığımı mırıldayanda oldu.. “düşmanın taşı değil, dostun gülü”…misali bir ruh haliyle ayrılırken ordan, Evet evet 1001’inci kez Türkiye türklerindir diye, biraz hüzün biraz öfkeyle çıktım salondan..

Görüntünün olası içeriği: 1 kişiGörüntünün olası içeriği: 1 kişi, iç mekan