Mecliste düzenlediği basın toplantısında gazetecilerin ‘CHP ile HDP arasında bir ittifak adımı atılacak mı?’ sorusu üzerine Ayhan Bilgen, “Bize merkezi düzeyde Batı şehirlerinde herhangi resmi bir talep olmadığı sürece kendi yol haritamızı belirleriz” dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Ayhan Bilgen, gündeme dair Meclis’te basın toplantısı düzenledi. Bütçe görüşmelerine değinerek açıklamasına başlayan Bilgen, bütçe görüşmelerinde somut bir şey duymadıklarını belirtti. Bilgen, “11 günlük Genel Kurul maratonunun geriye kalan tek somut ve geleceğe dair umut yaratan çıktısı; Bilim ve Teknoloji Bakanı’nın önümüzdeki dönem alternatif Tıp ürünlerinin ARGE çalışmalarının bitirileceğini, üretileceğini, satılacağını, döviz girdisi yaratılacağını söylemesi oldu. Bunun dışında bütçe görüşmelerinde somut bir şey duymadık. Bu tamamen Nasrettin Hoca’nın borç ödeme hikayesine benziyor. Hani komşusuna olan borcunu ödemek için bahçenin duvarına dikenler koyar ya koyunlar geçince dikenlere takılacak yünleri eğirip, kazak örüp onları satarak borcunu ödemek için, işte öyle. Aslında 2019 bütçesinin bütün hikayesi bu fıkradaki kadar gerçekçi ve inandırıcıydı” dedi.

‘TOKİ sigortasız işçi çalıştırıyor’ 

Bütçe görüşmelerinde de gündeme gelen Mamak TOKİ işçilerinin eylemine değinen Bilgen, işçilerin sorunlarını Genel Kurul’da da gündeme getirdiklerini vurgulayarak, AKP’nin sorunun çözüldüğünü belirttikleri halde işçilerin sorunlarının hala çözülmediğini dile getirdi. Bilgen, “Bu insanlar alacaklarının ve emeklerinin peşinde. TOKİ bir firmaya ödeme yapması gerektiği halde aslında temlik anlaşması yapmış ama buna rağmen işçilere ödeme yapmayarak suç işliyor. Firmanın vergi borçlarını işçilerin borçlarından kesiyor ve ona mahsup ediyor. Bu işçilere ödeme yapılmadığı gibi daha vahimi sigortasız olarak Afgan işçiler çalıştırılıyor” ifadesinde bulundu.

‘Bunun bedelini de en çok Ortadoğu’daki halklar öderler’ 

Dış politika gündemine de değinen Bilgen, Ortadoğu’da kritik gelişmelerin yaşandığını belirtti. Bu hafta Afganistan Tezkeresi ve Katar Sözleşmesinin Genel Kurul’da görüşüleceğini ifade eden Bilgen, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu kritik gelişmeler yüzyıl önceki Sarıkamış vahametini anlatıyor. Yöneticilerin basiretsizliğinin, yanlış hesap yapmasının, yönetememesinin ve hırsının bedelini on binlerce asker Sarıkamış’ta donarak ödediler. Bugün Ortadoğu’daki vesayet savaşlarının bedelini askerlerin ödüyor olması Türk-Amerika ilişkileri açısından da özel bir anlam ifade ediyor. Yarın Afganistan’daki tezkereye ‘Evet’ oyu verenler herhalde ABD’ye hamaset söylemlerinin inandırıcılığının olmadığını bilerek bu oyu verecekler. En vahimi de bütün bu sürecin sonunda ABD’de yeni bir Savunma Bakanı’nın atanıyor olması ve bu Savunma Bakanının daha önceki kabine üyeleri gibi emekli askerlerden değil silah üreten firmalardan seçilmiş olması. Bunun bedelini de en çok Ortadoğu’daki halklar öderler.”

‘Bütün krizlerin sebebi demokrasinin kurumsallaşmamasıdır’ 

Yerel seçimlere ilişkin de konuşan Bilgen yaşanan kimi gelişmeler kapsamında seçim güvenliğinin tehlikeye girdiğini belirterek şunları söyledi: “Çok sayıda personel kaydırması, kamu görevlisi kaydırması olduğu ve küçük nüfuslu şehirlerde seçim sonuçlarını böyle etkilemeye yönelik girişimler olduğu duyumlarını alıyoruz. Hem şehir merkezlerinden köylere yönelik kimi kaydırmalar, hem de güvenlik güçlerinin belli bölgelere kaydırılması doğrudan doğruya seçimin güvenilirliğine dair şaibe yaratacak girişimlerdir. Biz tam tersi çağrıda bulunuyoruz. Bütün krizlerin sebebi demokrasinin kurumsallaşmamasıdır. Sandıkta demokrasinin önünü açmak, darbeleri bitirmenin yegane yoludur. Şehir merkezlerinde yaşayanların kayıtlarını mutlaka şehir merkezlerine almaları, üniversite öğrencilerinin mutlaka kayıtlarını oy kullanabilecekleri şehirlere almaları gerekiyor.”

‘Yerellerde görüşmeler sürüyor’ 

Ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bilgen, “CHP ile HDP arasında bir ittifak adımı atılacak mı?” yönündeki soruya şu yanıtı verdi; “Bize merkezi düzeyde Batı şehirlerinde herhangi resmi bir talep olmadığı sürece kendi yol haritamızı belirleriz. Başından beri yerel seçimlere yüklediğimiz anlam son derece net; Türkiye’nin geleceği ile ilgili politik bir tercihe dayanıyor. Her iki boyutu da demokrasi için hayati önem taşıyor. Birincisi kayyumlara karşı halkın seçtikleri ile yönetilmesini sağlamak, ikincisi de Türkiye’nin batısında güçlü yerel demokrasinin bir denge denetleme mekanizması oluşturması için sandıkta değişimin önünü açmak. Bizim ilkesel tutumumuz budur. Merkezi düzeyde bir talep söz konusu olmamıştır. Yerellerde görüşmeler sürüyor. İl örgütlerimiz aday göstermeleri gereken yerler için çalışmalar yürütüyorlar; olmayan yerlerde ve ortaklaşabilecek yerellerde işbirliğine açık olabilecekler. 30 Aralık’ta çok sayıda il ve ilçede halk yoklaması diye tarif ettiğimiz, sadece üyelerimizden oluşmayan çeşitli sivil toplum örgütlerinin de delege olarak oy kullanacağı genişletilmiş bir ön seçim mekanizması işletiyoruz. Bu uygulamanın olmadığı bazı şehirlerin adayları Ocak ayının ilk haftasında açıklanmış olacak.”

‘Oyumuzu 4’e 5’e katlamışız’ 

Bilgen, “Ankara adayı Mansur Yavaş HDP ile görüşecek misiniz sorusuna yönelik; ‘HDP Mansur Yavaş’a oy vermeyeceğiz diyor o yüzden görüşmeyi düşünmüyorum’ dedi. Yaklaşımınız bu mudur?” şeklindeki soruyu ise, “Şehirleri yönetmek isteyenlerin o şehirde yaşayan herkesin oyuna talip olma konusunda sükunet ve sağduyu ile hareket etmesi gerekiyor. Bu bütün adaylar için geçerlidir. Son seçimlerde oyu en hızlı artan parti biziz. 2014’te aldığımız oy ile 24 Haziran’da aldığımız oya baktığımızda neredeyse 4’e 5’e katlanmış bir oy gerçekliğimiz var. Dolayısıyla sıcak seçim atmosferine girildiğinde bütün adaylar bize oy veren seçmen kitlesini de yok saymayan bir siyaset geliştirmeyi öğrenecekler. Biz Ankara’da Büyükşehir’i de tartışıyoruz ama kimi ilçelerde de aday gösterip gösterme konusunda demokrasi bloğu olarak gördüğümüz çevrelerle görüşmeler yapıyoruz. Meclis üyeliği konusunda güçlü bir kampanya yürüteceğiz. Bizim için yerel demokrasi başkanlıklar meselesi değil meclisler meselesidir. İl genel meclisi, belediye meclisi seçimlerini bütün Türkiye’de hiç tartışmasız önemseyerek güçlü bir kampanya yürüteceğiz. Katılımcı yönetim, yetkilerin belediye başkanlarının iki dudağı arasında olduğu bir sistem değildir. Belediye meclislerinin işlevli ve etkin olduğu bir sistemdir” diye yanıtladı.

 Kaynak: MA