ANKARA – KESK Ankara Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü İsmet Meydan, medyaya ve gazetecilere dönük baskıların son bulmasını isteyerek, “Gerçekleri manipüle eden, iktidar propagandası yapan, linç ve nefreti topluma yaymaya çalışan medya istemiyoruz” dedi.
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Ankara Şubeler Platformu, “Haber alma hakkımızı istiyoruz” şiarıyla medyaya yönelik baskı ve gazetecilerin hedef gösterilmesini Büro Emekçileri Sendikası (BES) Şube binasında düzenledikleri basın toplantısıyla protesto etti.
‘İKTİDARIN KRİTERİNE GÖRE GAZETECİLİK’ 
Ankara Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü İsmet Meydan, Türkiye’de 142 gazetecinin cezaevinde olduğunu belirterek; gazetecilere, muhaliflere, sanatçılara karşı her türlü baskı ve yıldırma politikalarının iktidarın bir korku eseri olduğunu söyledi. Meydan, “Bir haberden dolayı bir gazetenin veya TV kanalının para cezası, kapatma, yayın durdurulmasıyla karşı karşıya olması her an mümkündür. Gerçekleri halka ulaştırmaya çalışan gazetelere yüzbinlerce para cezaları kesilmektedir. Bina yakın gazeteci işsiz bırakıldı. Basın kartları iktidarın istediği kriterlerle gazetecilik yapanlara verilmektedir” dedi.
‘SARAY MEDYASI HEDEF GÖSTERİYOR’
Ülkede barış, demokrasi, özgürlük ve adalet isteyen herkesin “Saray medyası” tarafından hedef gösterildiğine dikkat çeken Meydan,  bu kapsamda gazeteci Fatih Portakal ile sanatçılar Müjdat Gezen ve Metin Akpınar’ın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından hedef gösterildiği hatırlatmasında bulundu. Meydan, “Basın yayın örgütleri ve her kim ki bu yaşananları dile getirirse, ya da uluslararası kuruluşlardan buna ilişkin raporlar yayınlanırsa tek adam rejimi hemen saldırıyor” ifadelerini kullandı.
‘LİNÇ MEDYASI İSTEMİYORUZ’
Medya üzerindeki baskılara son verilmesini talep eden Meydan, “Basın emekçilerinin habere erişiminin önündeki tüm engellerin kaldırılmasını, tutuklu gazetecilerin, siyasetçilerin, aydınların serbest bırakılmasını istiyoruz. Gerçekleri manipüle eden, iktidar propagandası yapan, linç ve nefreti topluma yaymaya çalışan, ayrıştırıcı ve ötekileştirici dil kullanan Goebbelsvari medyanın bizim ödediğimiz vergilerle oluşan bütçeden beslenmesini istemiyoruz” dedi.