Gülriz Sururi’nin ölüm haberi vasiyeti üzerine toprağa verildikten sonra açıklandı.

Türkiye tiyatrosunun önemli isimlerinden Gülriz Sururi (90) tedavi gördüğü hastanede dün hayatını kaybetti. Sanatçının ölüm haberi vasiyeti üzerine defnedildikten sonra açıklandı.

Sururi’nin manevi kızı Zeynep Miraç Özkartal şu açıklamayı yaptı: Sessiz bir defin istediği için vasiyetini yerine getirdik. Kendisi definden sonra duyurulmasını istedi. Dün kaybettik. Bugün de defnettik. Vasiyeti gereği başka bilgi paylaşamıyoruz.

‘SİZİNLE AYNI ÇAĞI YAŞAMAK EŞSİZ BİR AYRICALIKTI’

Meslektaşları ve sevenleri Gülriz Sururi’nin ardından sosyal medyadan çok sayıda paylaşımda bulundu. Oyuncu Tilbe Saran, duygularını “Sizinle de aynı çağı yaşamak eşsiz bir ayrıcalıktı! Işıklar içinde uyuyun” sözleriyle ifade etti.

‘BÜYÜK VE ÇOK BÜYÜK OYUNCU’

Ali Poyrazoğlu: ‘Türk Tiyatrosu’nun kraliçelerinden, büyük ve çok iyi oyuncu, has tiyatrocu, aydın bir cumhuriyet kızı, yıllarca birlikte oynadığım, küsmesini de barışmasını da bilen, sevgili ortağım, çok şey öğrendiğim Gülriz Sururi’ye kaybettik. Türt Tiyatrosu’nun başı sağolsun.

Mert Fırat: Ömrünü ve tüm enerjisini ülkesine, sanatına, Cumhuriyete adadı. Arkasında yüzlerce nefer bıraktı, kimine dolaylı kimine direkt dokun insanlarının, hep heyecan dolu, umutlu ve inançlıydı hala da öyle. Arkasında Engin bey ve kendi adına bir tiyatro fonu, şahane bir okul projesi de bıraktı dahası bilmediklerimiz. Çünkü sevdi bu insanları, Zilha’yı, Fosforlu’yu, İrma’yı, inandı bu toprakların insanlarına hem de çıkarsız, rantsız, şansız. Işıklar için uyu tatlı, güzel, zeki kadın.

Sinan Tuzcu: Kavuştunuz birbirinize … Asla unutulmayacaksınız. Sevgi hep sizinle yaşayacak, değerli ustam, sevgili büyüğüm Gülriz Sururi, huzurla ışıklar içinde uyuyunuz.

UNUTULMAZ ROLLER VE ÖDÜLLERLE DOLU BİR HAYAT

Sururi, 24 Temmuz 1929 tarihinde İstanbul’da dünyaya geldi. Babası ilk operet kurucularından Lûtfullah Sururi Bey, annesi de opera sanatçısı Suzan Lütfullah’tır.

İlk kez 1942’de İstanbul Şehir Tiyatrosu Çocuk Bölümü’nde sahneye çıktı. İstanbul Belediye Konservatuvarı Tiyatro ve Şan Bölümleri’nde eğitim gördü. Konservatuvarı bitiremeden bazı özel topluluklarda çalışmaya başladı. 1955’te Muammer Karaca Topluluğu’nda profesyonel sanat yaşamına başladı. 1960’ta Dormen Tiyatrosu’na geçti. 1961’de bu toplulukta sahnelenen Sokak Kızı İrma’daki rolüyle en iyi kadın oyuncu olarak İlhan İskender Armağanı’nı kazandı.

1962’de tiyatrocu Engin Cezzar’la evlendi. Aynı yıl eşi ile birlikte Küçük Sahne’de Gülriz Sururi-Engin Cezzar Tiyatrosu’nu kurdu. Sokak Kızı İrma, Ferhat ile Şirin, Teneke gibi pek çok oyunda rol aldı. 1966’da “Teneke” oyunundaki rolüyle İlhan İskender En İyi Kadın Oyuncu Armağanı’nı bir kez daha kazandı. Aynı yıl Türk Kadınlar Birliği’nce “Yılın Kadını” seçildi. Haldun Taner’in yazdığı, Genco Erkal’ın yönettiği ve ilk olarak 31 Mart 1964’te sahnelenip uzun süre kapalı gişe oynayan “Keşanlı Ali Destanı”‘nda “Zilha” rolündeki başarısıyla ünü arttı.

1971’de “Hint Kumaşı” adlı oyundaki rolüyle En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü üçüncü kez kazandı. 1979-1980 mevsiminde Mehmet Akan’la birlikte, topluluğun o güne dek sahnelediği oyunlardan Uzun İnce Bir Yol adlı bir derleme yaptı ve gösteriminde oynadı.