DTK Eşbaşkanı Leyla Güven’in açlık grevi eylemine destek veren kadınlar, “Leyla Güven’e ses ver direnişin sesi ol” çağrısında bulundu. DTK Eşbaşkanı Berdan Öztürk de CPT ve Avrupa Konseyi sessizliğinin utanç verici olduğunu belirterek, ”Bir arkadaşımızın şehadeti yaşanırsa, sorumlular onlardır” dedi.

Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in PKK Lideri Abdullah Öcalan için başlattığı açlık grevi eylemi 70’inci gününde. Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Kadın Konferansı’na katılan kadınlar, “Leyla Güven’e ses ver, direnişin sesi ol” çağrısında bulundu.

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Genel Merkez Kadın Sekreteri Derya Yulcu, bir kişinin kendi bedenini ölüme yatırmasının yapılacak en son eylem yöntemi olsa da “Ülkemizde yaşadığımız tüm antidemokratik uygulamaları, hukuksuzlukları düşündüğümüzde artık toplumsal olarak bu noktaya geldiğimizi, toplumsal barışı tümden kaybetme riskiyle karşı karşıya kaldığımızı görebiliyoruz. Böylesine bir tehlikeli süreçten geçiyoruz” dedi.

‘Güven’i yaşatalım’

Güven’in bu eyleminin ülkedeki karanlık tabloyu gösteren en önemli eylem olduğunu söyleyen Yulcu, eylemin son bulması için bir an önce talebinin karşılanması gerektiğini vurguladı. Yulcu, “Kürt sorununun demokratik, barışçıl yöntemlerle çözümü tekrardan barış görüşmelerinin başlatılması, tecridin sonlandırılması için açlık grevinde olan Leyla Güven’e ses verelim, Leyla Güven’i yaşatalım” diye konuştu.

‘Tüm ülke tecrit altında’

Demokratik Kadın Hareketi Üyesi Fatoş Kaya da, Güven’in açlık grevinin çok kritik bir aşamaya geldiğine dikkat çekti. Sadece İmralı’da değil, tüm ülkede mutlak bir tecridin olduğunu ifade eden Kaya, “Tüm halklara tecrit uygulanıyor. Bugün Kürtlere, Alevilere, emekçilere, kadınlara uygulanan bir tecrit var. Biz bu tecride karşı duruyoruz. Bu tecritlerin hepsinin bir bütün son bulmasını talep ediyoruz. Leyla Güven’de bu anlamda çok önemli bir adım atmıştır” ifadelerini kullandı.

‘Tecride karşı ses verelim’

Leyla Güven’in öncü kadın kimliğine işaret eden HDP Çanakkale İl Eşbaşkanı Seza Beytuş ise, Güven’in sadece İmralı’daki tecridin kaldırılması için harekete geçmediğinin altını çizdi.

Beytuş, “Bugün coğrafyamızda bütün alanlarda bir tecrit söz konusudur. Hiçbir insan bugün düşündüğünü ifade edemiyor, istediği kitabı okuyamıyor, istediği alanda örgütlü mücadelesini yürütemiyor. Leyla tüm bunları görerek, en başta da tecridin kalın çizgilerinin çizildiği İmralı’daki tek tipliliğe karşı öncülük ederek, direniş başlattı” diye konuştu.

DTK Eş Başkanı Öztürk: Leyla Güven tecridin kırılmasında kararlı

PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın 1999 yılında Türkiye’ye getirilmesiyle tecridin başladığını kaydeden DTK Eş Başkanı Öztürk, 5 Nisan 2015’te ise tecridin ağırlaştırıldığını söyledi. Öcalan’ın hükümlü bulunduğu İmralı Cezaevinde normal cezaevlerinden farklı bir sistem uygulandığını vurgulayan Öztürk, “Bu tecrit Sayın Öcalan şahsında uygulanmıyor. Herkes iyi biliyor ki tecrit Kürt halkının iradesine yöneliktir. Sayın Öcalan, Kürt halkının iradesini temsil ediyor. Bugün Kürt halkını iradesizleştirmek ve savaşı derinleştirmek isteyenler, tecridi ağırlaştırarak başladılar” diye konuştu.

Türkiye’nin PKK Lideri Öcalan’ın barış rolünün farkında olduğuna işaret eden Öztürk, “Sayın Öcalan’ın sesi ne zaman duyulduysa, faşizm, ölüm yaşanmadı. Barış ve demokrasi sesi yankılanıyordu. Bugün bu ses kıstırılmak isteniyor. Amaçları budur. Açlık grevi eylemleri de tüm bunlar için, tecridin kaldırılması için başlatıldı. Artık tecrit kabul edilemez” dedi.

‘Görüşme ile kurnazlık yapılıyor’

Öcalan’ın kardeşiyle görüştürülmesinin anayasal bir hak olduğunu anlatan Öztürk, “Amaçları, bir görüşme sağlandı, ondan sonra 2 yıl 3 yıl boyunca görüşme gerçekleştirmemesidir. Gitti, görüş, bitti. Hayır olmaz, burada kurnazlık yapılıyor. Yerel seçimler geliyor. Kürt halkında bir umut yaratarak, yeni bir sürecin başladığı havası yaratmak istiyorlar. Ancak böyle bir durum söz konusu değil” şeklinde konuştu.


Açlık grevlerinin Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması istemiyle başlatıldığına dikkati çeken Öztürk, şunları söyledi: “Görüşme zaten Sayın Öcalan’ın yasal hakkıdır. Arkadaşlarımız bunun için eylem başlatmadı. Tecridin kırılması için açlık grevi eylemleri başlatıldı. Amaç Kürt halkının iradesinin özgürleştirilmesidir. Devlet burada ne yaptı; bir görüşme gerçekleşsin, bunu iki, üç yıl daha sürdürürüm politikası yürütmek istiyor. Bu seçim odaklı bir politikadır.”

‘Güven kararlı’

Görüşme sonrası Güven’in “Tecrit kalkmadı, eylemimiz sürecek” yönündeki açıklamasına işaret eden Öztürk, “Leyla Güven ve diğer arkadaşlarımız tecridin kırılmasında kararlı. Leyla Güven’in açıklaması da kararlılığı bir kez daha gösterdi” dedi.

‘Şehadet yaşanırsa…’

Açlık grevinin 70’inci gününde olduğunun altını çizen Öztürk, Güven’in durumunun kritik aşamada olduğunu vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü: “60 günden sonra tehlikeli bir aşamaya geliyor. Bugün çok büyük bir tehlike. Bu nedenle Türkiye halklarına ve dünya kamuoyuna çağrıda bulunuyoruz; bu sadece Kürt halkının sorunu değil, vicdan sahibi herkes harekete geçmelidir. Bir kez daha Kürt halkına, Türkiye halklarına, CPT’ye ve Avrupa Konseyi’ne çağrıda bulunuyoruz; bu kabul edilemez, bir arkadaşımızın şehadeti yaşanırsa, sorumlular onlardır.”

‘CPT’nins sessizliği utanç tablosudur’

Avrupa Konseyi İşkenceyi Önleme Komitesi (CPT) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ni (AİHM) “İkiyüzlü” olmakla suçlayan Öztürk, “İnsan hakları prensipleri üzerine kurulu bu kurumlar, konu Sayın Öcalan olunca sessiz kalıyorlar. Kendileri ile çelişkili durumdalar. CPT’nin sessizliği utanç tablosudur. Bütün Avrupa devletlerinin ayıbıdır” dedi.  (MA)